
- Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, Lübnan İç Savaşı ve İsrail işgalinin izlerini taşıyan dört yapıtı ‘Direniş ve Yıkım Arasında’ adlı özel seçkiyle Adanalı sinema severlerle buluşturuyor. Gazetecilik geçmişi olan Lübnanlı yönetmen Jocelyne Saab’ın (1948-2019) kamerasını cepheye değil, yıkılan evlere, değişen sokaklara ve yerinden edilen insanlara çevirdiği eserler, restore edilmiş dijital kopyalarıyla festival kapsamında sergilenecek. Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından 26 Eylül ile 4 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek organizasyon, Dünya Sineması bölümünde bu yıl doğrudan çatışmanın ortasına konumlanmış bir vizyona imza atıyor.
Bir Kentin Hafızasına Yönelen Kamera
Saab’ın sinema yolculuğu, savaşları yalnızca askeri operasyonlar veya cephedeki anlık çatışmalar olarak kaydetmekten öteye gidiyor. Yönetmenin lensi; harabeleşmiş mahalleleri, yaşam mücadelesi veren sakinleri ve şiddetin gündelik hayata kazıdığı izlere odaklanıyor. Filmlerinde Beyrut, sadece tarihsel olayların geçtiği coğrafi bir alan olmaktan çıkıp geçmişi, yaşadığı kayıplar ve direnen insan dokusuyla anlatının merkezî karakteri haline geliyor. Neredeyse yarım yüzyıl önce çekilen bu görüntüler, bugün yalnızca Lübnan yakın tarihinin arşiv belgesi olarak değil, bir kameranın şiddet karşısında nasıl duruş sergilediğinin de tanığı olarak yeniden değerlendiriliyor. Saab, sansasyonel savaş imgelerinin peşine düşmek yerine; çocukların oyun alanlarındaki hallerini, terk edilmiş binaların gölgelerini ve mülteci yollarındaki yürüyüşleri kayıt altına alarak büyük tarih anlatısının karşısına küçük ama kalıcı detayları çıkarıyor. Bu yaklaşım, seçkinin geçmişe dönük bir retrospektifin ötesine geçerek, coğrafya değişse de aynı soruyu bugüne taşımasını sağlıyor: Bir kent fiziksel olarak yıkıldığında geriye yalnızca enkaz mı kalır, yoksa insanların hafızası o yıkımın altında yeniden mi biçimlenir?
Beyrut Üçlemesi’nde Yıkım ve Hatıra
Seçkinin omurgasını oluşturan ‘Beyrut Üçlemesi’, Lübnan İç Savaşı ve İsrail işgalinin farklı dönemlerine dair üç ayrı pencere sunuyor. İlk film olan ‘Beyrut, Bir Daha Asla’ (1976), savaşın hemen ardından harabeye dönen kent sokaklarında ilerliyor. Terk edilmiş evler, devrik duvarlar ve çocukların alışılmış günlük rutinleri arasında gezinen kamera, çatışmanın nedenlerine inmekten ziyade geride bıraktığı dünyayı gözlemliyor. Etel Adnan’ın kaleme aldığı metnin eşlik ettiği yapıt, yıkıntıları şiirsel bir tanıklığa dönüştürüyor. İki yıl sonra çekilen ‘Beyrut’tan Mektup’ (1978)’te ise yönetmen, kendi varlığını da kadrajın içine alarak otobüslere biniyor, sokaklarda dolaşıyor; mültecilerle, askerlerle ve kentlilerle yüz yüze konuşuyor. Bu dönemde savaşın binaları parçaladığı kadar insanların ait olduğu hissi de dağıttığı net biçimde ortaya çıkıyor. Yine Adnan’ın anlatısıyla kurulan film, kişisel deneyimleri politik bir mektup formatında dünyanın dört bir yanına ulaştırıyor. Üçlemenin son halkası ‘Beyrut, Benim Şehrim’ (1982), Saab’ın kariyerindeki en derin kişisel kırılmalardan birini yansıtıyor. 1982 yılında İsrail ordusunun Batı Beyrut kuşatması sırasında yönetmenin çocukluk evi bombalanıyor. Roger Assaf’ın lirik dış sesinin rehberliğindeki filmde, bireysel kayıp ile kentin ortak yıkımı iç içe geçiyor. Ev artık sadece tuğla ve harçtan ibaret değil, enkaz da yalnızca fiziksel bir tahribat olarak görünmüyor. Kamera yıkıntıda donup kalmadan mülteci kamplarına ve hayatta kalma mücadelesi süren insanlara kaydı geçirerek, hem yıkımın hem de iradenin kaydını tutuyor.
Kurmacaya Geçiş: Bıçak Sırtı’nın Yeşil Hat Hikâyesi
‘Direniş ve Yıkım Arasında’ programının dördüncü ve son filmi ‘Bıçak Sırtı’ (Une vie suspendue / The Razor’s Edge, 1985), Saab’ın belgesel sinemasından uzun metraj kurmacaya uzanan önemli bir durağı işaret ediyor. Cannes Film Festivali seçkisinde yer alan yapım, iç savaşın onuncu yılında Beyrut’un ikiye bölündüğü Yeşil Hat üzerinde geçiyor. Savaş ortamında büyümüş yetim ve asi bir genç kadın ile evine kapanmış orta yaşlı bir ressamın yolları bu çizgi üzerinde kesişiyor. Jacques Weber, Hala Bassam ve Juliet Berto’nun başrollerini paylaştığı filmde Saab, belgesellerinde gözlemlediği yıkılmış şehri bu kez iki insan arasındaki ilişki üzerinden anlatıyor. Dışarıda devam eden çatışmalara rağmen filmin öz meselesi, bireyin bütün kayıplara rağmen bir başkasına ulaşabilme çabası ve hayatla yeniden bağ kurabilme ihtimali üzerine kuruluyor. Yönetmenin ilk uzun metraj kurmacası deneyimi, gerçeklik algısını kurgusal bir anlatıma taşırken savaşın insan psikolojisi üzerindeki etkisini daha intim bir dille ele alıyor.
Festival Programı ve Gösterim Detayları
- Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, Adana Büyükşehir Belediyesi himayesinde hazırlanan programıyla sinema tarihinde önemli bir yere sahip. ‘Direniş ve Yıkım Arasında’ seçkisinde yer alan dört film, restore edilmiş dijital kopyalarıyla 01 Burda AVM bünyesindeki CinemaPink by Maximum salonlarında seyirciyle buluşacak. Festivalin resmi takvimi 26 Eylül Cuma günü Orhan Kemal Emek Ödülleri Töreni ve açılış gecesiyle başlayacak. Süreç boyunca sürecek gösterimler, 3 Ekim Cumartesi günü yapılacak Büyük Ödül Töreni’nin ardından 4 Ekim Pazar günü noktalanecek. Dünya Sineması bölümünün bu yılki odağı olan Saab film sergisi, festivalin kültürel ve sanatsal zenginliğini artırırken, Lübnan sinemasının öncü isimlerinin mirasını Türkiye genelinde geniş bir kitleye ulaştırmayı hedefliyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Jocelyne Saab’ın sinemasında Beyrut neden merkezi bir karakter olarak görülüyor?
Saab’ın filmlerinde Beyrut, yalnızca çatışmanın yaşandığı bir coğrafya değil; geçmişi, yaşadığı kayıplar ve yaşamaya devam eden insanlarıyla anlatının başlıca karakterlerinden biri haline geliyor.
‘Direniş ve Yıkım Arasında’ seçkisinde hangi filmler yer alıyor?
Seçkide, Saab’ın Lübnan İç Savaşı ve İsrail işgalinin farklı dönemlerinde çektiği ‘Beyrut, Bir Daha Asla’ (1976), ‘Beyrut’tan Mektup’ (1978), ‘Beyrut, Benim Şehrim’ (1982) filmleri ve yönetmenin Cannes’da yarışan ilk uzun metraj kurmacası ‘Bıçak Sırtı’ (1985) bulunuyor.
Festival kapsamında film gösterileri nerede ve hangi tarihlerde yapılacak?
Filmler restore edilmiş dijital kopyalarıyla 01 Burda AVM’deki CinemaPink by Maximum salonlarında gösterilecek. 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali 26 Eylül’de başlayıp 4 Ekim’de sona erecek.
‘Beyrut, Benim Şehrim’ filminde yönetmenin kişisel deneyimi nasıl işleniyor?
1982’de İsrail ordusunun Batı Beyrut kuşatması sırasında Saab’ın çocukluğunun geçtiği aile evi bombalanır. Filmde bu kişisel enkazdan yola çıkarak bireysel kayıp ile kentin ortak yıkımı iç içe geçirilir.
‘Bıçak Sırtı’ filminin ana konusu ve geçtiği mekan nedir?
Film, iç savaşın onuncu yılındaki Beyrut’ta, kenti ikiye bölen Yeşil Hat üzerinde geçiyor. Savaşta büyümüş yetim bir genç kadın ile evine kapanmış bir ressamın yollarının kesişmesi ve savaş koşullarında yeniden bağ kurma ihtimali anlatılıyor.