
Ev nedir? Evde olmak nedir? Biri, bir diğerine 'ev' olabilir mi? Mono Creative tiyatro topluluğunun 'Uyku, Ölüm, Dondurma, Ülke' adlı oyununu izlerken bu sorular seyircinin aklından eksik olmuyor. Sahnede iki kız çocuğunun yetişkin iki kadına dönüşme yolculuğu anlatılıyor; birbirlerine nasıl yuva olduklarına, sevinçlerine, üzüntülerine ve dikenli yollardan geçerken kendilerine çiçek bahçeleri yaratmalarına tanıklık ediyorsunuz. Sahnedeki Bilge Çınar (28) ve Merve Asya Özgür (29) aynı zamanda oyunun metin yazarları arasında yer alıyor.
Bergama Tiyatro Festivali'nde Geniş Bir Seyirci Kitlesiyle Buluştu
Oyun, Bergama Tiyatro Festivali'nde de sahnelenme fırsatı buldu. Bilge Çınar, festivalin kendilerine farklı bir deneyim yaşattığını belirtiyor: "Seyirci profili ilk kez bu kadar geniş bir yelpazedeydi. Çok sevdik Bergama'da oynamayı." Merve Asya Özgür ise festivalin doğal atmosferinin oyuna beklenmedik bir katkı sağladığını anlatıyor: "Normalde oyun başlarken cırcır böceklerinin sesini seyircilere dinletiyorduk. O sesi kullanmadık, çünkü Bergama'da zaten o sırada cırcır böcekleri ötüyordu."
'Bir Türlü Büyüyememe Hikâyesi' de Denebilir
Oyunda biri Sivas'tan gelen, biri İstanbul'da yaşayan iki genç kızın hikâyesi izleniyor. Peki buna yalnızca bir büyüme hikâyesi demek ne kadar doğru? Bilge Çınar'a göre bu, büyümeyi hangi pencereden ele aldığınızla doğrudan ilgili: "O yıkımı, acıyı nasıl göğüslediğinle alakalı sanırım. O acıyı yaşarken yine de dostluk gibi arada yeşeren, tutunmak istediğin ne varsa onunla yola devam etme isteğini anlatıyor. Neşesini, cıvıltısını kaybetmeden... Bir türlü büyüyememe hikâyesi de denebilir." Merve Asya Özgür ise oyunun bir başka katmanına dikkat çekiyor: "Bir tarafıyla aslında geçmişe dönüp kendi geçmişine başka bir pencereden bakmayı denemek, hatırlamayı denemek üzerine bir şey. Biraz tersine bir büyüme hikâyesi belki..."
Büyümenin anlamı söz konusu olduğunda Bilge Çınar'ın tanımı oldukça yalın: "Büyümek, pırıltıyı kaybetmek demek. Küçükken bulutların üstüne çıkıp çiçekleri koklayacağımı hayal ediyordum ama büyüdükçe insanlarla ve hayatla dövüşmem gerekti. Elbette hafızayla özdeş, olumlu bir tarafı da var."
Kendi İsimleriyle Oynuyorlar: Kurmaca mı, Gerçek mi?
İki oyuncu sahnede kendi isimleriyle var oluyor. Bilge Çınar, oyundaki hikâyenin büyük ölçüde gerçek yaşanmışlıklara dayandığını söylüyor: "Çok kurmaca dokunuşlar var ama onun dışında bütün hikâye aslında kendi yaşadığımız şeyler." Merve Asya Özgür de bunu somutlaştırıyor: "Mesela benim küçükken yurtta kalmam bir gerçek. Bilge orada değildi ama oyunda kendi çocukluğunun gerçekliğiyle var. Ona baktığımda sanki çocukken de aynı yurtta birlikteydik gibi hissediyorum."
Karakterlerin kırılma anları söz konusu olduğunda ise her ikisi de kişisel dönüm noktalarını açıkça paylaşıyor. Bilge Çınar, oyundaki karakteri gibi Hindistan'a gitmeyi çok istediğini, hayatındaki kendini kendisi yapan şeylerin sanki orada olduğunu hissettğini belirtiyor. Merve Asya Özgür içinse en büyük kırılma köyden kopup yurda gitmek, ardından üniversiteyle birlikte kent yaşamıyla tanışmak olmuş: "Başka türlü bir dünya varmış gibi gelmişti."
Ev: Kaçmak da İstenen, Dönmek de İstenen Belirsiz Yer
Oyunda "hatırlamanın ilk durağı evdir" deniyor. Peki ev kavramı bu iki isim için ne ifade ediyor? Bilge Çınar için hâlâ yanıtsız bir soru: "Hâlâ 'Ev neresi' bir soru işareti benim için. Değişiyor, dönüşüyor; bir kişi oluyor, bir mekân oluyor, bir his oluyor, bir koku oluyor. Ama bir türlü tam olarak kavuşamıyorsun. Ev ne bilmiyoruz ama 'evde hissetmek' nedir, onu biliyoruz..." Merve Asya Özgür ise evi hem kaçmak hem de dönmek istediği belirsiz bir yer olarak tarif ediyor: "Yine de ne olursa olsun günün sonunda bütün o kalabalığa karıştığımda yalnızlığıma, evime dönmek istiyorum. Ama oradayken de dışarıyı arzu ederim. İnsan olma belası aslında sanırım."
Ev ya da evde olma hissini hatırlatan şeyler de ikisi için farklı. Bilge Çınar için o his halıfleks; "Dizlerimi hep yara ederdi evin halıfleksi" diyor. Merve Asya Özgür'ün aklına ise kerpiç, süt ve buğday geliyor.
Dostluk, Emek İster: 'Hakikati Bulduğun Bir Dost Varsa Öp Başına Koy'
Her ikisi de Kadir Has Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Tiyatro Bölümü mezunu olan Çınar ve Özgür, aynı okuldan mezun olmalarına karşın birbirlerini daha sonra tanımışlar. Yaş aldıkça dostluğa bakışları da değişmiş. Bilge Çınar, insan ilişkilerinin zorluğuna dikkat çekiyor: "İnsan ilişkileri çok zorlayıcı. Biraz içe dönük, hassas bir insansanız bence daha da zorlayıcı. O yüzden hakikati bulabildiğin bir dostun varsa öp, başına koy ve yola devam et." Merve Asya Özgür ise yetişkinlikte dostluğun çocukluktakinden farklı bir emek gerektirdiğini vurguluyor: "Hayatta bir dostluğunun, bir yâreninin olması çok çok çok kıymetli. Çocukken birilerini organik bir şekilde bir anda kalbine yakın hissediyorsun. Ama yetişkinlikte herkesin hayatı başka bir tarafa giderken sen o yakın hissettiğin kişiye bir şekilde daha fazla emek vermen gerektiğini anlıyorsun galiba."
Oyundaki gitmek-kalmak ikilemine gelince, bu soru her iki oyuncu için de soyut kalmıyor. Bilge Çınar, tiyatro yaptıkları için burada kalmayı güçlü bir sebep olarak görürken aklında hep bir gitme ihtimalinin bulunmasının da paradoks biçimde kalmak için ayrı bir sebep oluşturduğunu söylüyor. Merve Asya Özgür ise anlattıkları hikâyenin merkezinin bu topraklar olduğunu, buradan beslendiklerini ve aldıklarını geri vermenin insanın boynunun borcu olduğunu düşündüğünü belirtiyor: "Buradayız!"
Sıkça Sorulan Sorular
'Uyku, Ölüm, Dondurma, Ülke' oyunu kimin tarafından yazıldı ve kimler oynuyor?
Oyun, Mono Creative tiyatro topluluğuna ait. Sahnede oynayan Bilge Çınar (28) ve Merve Asya Özgür (29) aynı zamanda oyunun metin yazarları arasında yer alıyor.
Oyunun konusu nedir?
Oyun, biri Sivas'tan gelen biri İstanbul'da yaşayan iki genç kızın yetişkin iki kadına dönüşme yolculuğunu anlatıyor. Büyüme, ev, dostluk, aidiyet ve geçmişe bakış temaları üzerine kurulu, büyük ölçüde oyuncuların gerçek yaşanmışlıklarına dayanan yarı otobiyografik bir yapıt.
Oyun Bergama Tiyatro Festivali'nde nasıl bir deneyim sundu?
Bilge Çınar, Bergama'daki seyirci profilinin daha önce görmedikleri kadar geniş bir yelpazeye yayıldığını belirtti. Merve Asya Özgür ise normalde kayıt altındaki cırcır böceği sesini kullandıklarını ancak Bergama'da festivalin doğal atmosferi bu sesi zaten sağladığı için o uygulamadan vazgeçtiklerini anlattı.
Oyuncular kendi isimleriyle sahnede yer alıyor; bu ne anlama geliyor?
Bilge Çınar, oyundaki hikâyenin kurmaca dokunuşlar dışında büyük ölçüde kendi yaşadıkları şeylerden oluştuğunu söylüyor. Merve Asya Özgür de küçükken yurtta kalmasının gerçek bir ayrıntı olduğunu belirtiyor. Her ikisi de sahnede kendi çocukluklarının gerçekliğiyle var olduklarını ifade ediyor.
İki oyuncu aynı okuldan mezun olmalarına rağmen nasıl tanıştı?
Her ikisi de Kadir Has Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Tiyatro Bölümü'nden mezun, ancak okul yıllarında değil daha sonra tanışmışlar. Kaynak metinde tanışmalarının ayrıntılarına dair başka bir bilgi yer almıyor.