
Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki Hristiyan Demokrat Parti (CDU), Almanya'nın iki ayrı eyaletinde aynı anda sandık başına giden seçmenin vereceği kararı gergin bir bekleyişle izliyor. Pazar günü Mecklenburg-Vorpommern ve Berlin'de açıklanacak seçim sonuçları, 81 yıllık CDU için tarihi bir kırılma noktasına dönüşebilir. Özellikle Mecklenburg-Vorpommern'deki tablo son derece kaygı verici: Seçim öncesi anketler, CDU'nun yüzde 6 gibi bir oy oranıyla tarihinin en kötü seviyesine gerilediğini, hatta bazı gözlemcilere göre yüzde 5'lik seçim barajını bile geçemeyebileceğini gösteriyor.
CDU'nun 'Halk Partisi' Kimliği Sorgulanıyor
1945'te İkinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından kurulan CDU, modern Almanya'nın siyasi mimarisinin temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor. Merkez sağ çizgideki parti, tarihsel olarak toplumun geniş kesimlerine hitap ettiği için "halk partisi" (Volkspartei) kavramıyla özdeşleşti. Geçmişte pek çok seçimde yüzde 30'ların üzerinde oy alan, koalisyon hükümetlerine öncülük eden CDU'nun bugün bir eyalette baraj altında kalma tehlikesiyle yüz yüze gelmesi, parti içinde derin tartışmaları beraberinde getiriyor. Kulislerde partinin halktan koptuğu, halk partisi özelliğini yitirmekte olduğu ve köklü bir değişime ihtiyaç duyduğu konuşuluyor.
Parti kulislerinde, Almanya tarihinin beğeni oranı en düşük başbakanı olarak öne çıkan Merz'in görevden ayrılmasının çözüm olup olmayacağı tartışılıyor. Bu göreve talip isimlerin, Merz'e meydan okumak için pazar günkü seçim sonuçlarını beklediği de iddia ediliyor.
Anketlerde Çarpıcı Tablo: AfD Yüzde 36, CDU Yüzde 6
Aşırı sağcı AfD'nin iki hafta önce Saksonya-Anhalt seçimlerini kazanmasının yarattığı siyasi deprem henüz dinmemişken, Mecklenburg-Vorpommern'den gelen anket verileri CDU için yeni bir şok niteliği taşıyor. Anketler AfD'nin eyaletteki oy oranını iki kattan fazla artırarak yüzde 36 seviyesine taşıdığını ortaya koyuyor. CDU ise yüzde 6 ile tarihinin en düşük eyalet oy oranına gerilemiş görünüyor. Bazı gözlemciler partinin yüzde 5 barajının bile altında kalma ihtimalini dışlamıyor. Böyle bir sonuç, 81 yıllık partinin bir eyalette aldığı en düşük oy oranı olarak tarihe geçecek.
Ülke genelinde yapılan anketler de Merz için iç açıcı değil. Başbakanı başarılı bulanların oranı yüzde 13'e geriledi; bu, bugüne kadar görevdeki bir Alman başbakanının aldığı en düşük onay oranı olarak kayıtlara geçiyor. Birçok gözlemci, eyalet seçimlerinde öne çıkması beklenen bölgesel konuların geri planda kaldığını, ekonomik sorunlardan bunalan seçmenin Merz'i cezalandırmak amacıyla AfD'ye yöneldiğini ileri sürüyor.
SPD ile AfD Arasında Kıyasıya Yarış
Almanya'nın eski doğu eyaletlerinden biri olan Mecklenburg-Vorpommern, 1998'den bu yana ağırlıklı olarak SPD önderliğindeki koalisyonlarla yönetiliyor. Mevcut eyalet başbakanı Manuela Schwesig, 2017'den bu yana bu görevi sürdürüyor. 2021 seçimlerinde yüzde 39,6 oy alan SPD, son beş yıldır Sol Parti ile birlikte iktidarda. Geçen yıl Eylül ayında kamuoyu desteği yüzde 19'lara kadar gerileyen SPD, son aylarda toparlanma sürecine girdi ve AfD tehlikesinden endişe duyan seçmenlerin de desteğiyle son anketlerde yüzde 37 seviyesine ulaştı.
Schwesig, seçim kampanyasını AfD'nin tek başına iktidara gelme tehlikesi üzerine kurdu. Konuşmalarında AfD'nin "çok büyük bir tehlike" olduğunu, aşırı sağcı partinin iktidara gelmesi durumunda toplumsal kutuplaşmanın tırmanacağını, eyalet ekonomisinde kritik bir yer tutan turizmin büyük darbe alacağını ve işsizliğin artacağını vurguluyor. Schwesig aynı zamanda koalisyon ortağı Başbakan Merz'i ve reform planlarını da sert bir dille eleştirdi; siyasi gözlemciler bu tutumun Merz karşıtı kararsız seçmenleri kazanmaya yönelik bir strateji olduğuna dikkat çekiyor.
ZDF televizyonunun perşembe günü açıkladığı ankete göre seçmenlerin yüzde 21'i hâlâ kararsız. Uzmanlar bu yüksek kararsız oranının nihai sonucu öngörmeyi güçleştirdiğini vurguluyor. Seçimlerde bir başka önemli değişken de ilk kez oy kullanacak 16 ve 17 yaşındaki gençler. Partilerin kemikleşmiş oy tabanının daha çok orta yaş ve üstündekileri kapsadığı, gençlerin oy davranışlarının ise daha dinamik olduğu belirtiliyor.
AfD'nin Adayı Holm: 'Kuzu Postunda Bir Kurt'
AfD'nin Mecklenburg-Vorpommern'deki başbakan adayı Leif-Erik Holm, ekonomi politikalarında uzmanlaşmış bir siyasetçi. 2013'te AfD'ye katılan Holm, 2017'den bu yana federal meclis milletvekili olarak görev yapıyor. 56 yaşındaki siyasetçi, kamuoyu önündeki konuşmalarında daha ölçülü bir dil kullanmasıyla dikkat çekiyor ve partinin "güler yüzü" olarak tanımlanıyor. Ancak Alman medyası onu "kuzu postunda bir kurt" olarak nitelendiriyor. Die Zeit gazetesinin araştırmasına göre Holm'u destekleyen parti kadrosunda çok sayıda aşırılık yanlısı ile eski neo-Nazi parti ve gruplarla bağlantılı isimler bulunuyor. Holm, ekibinin geçmişini ve bu bağlantıları gizlemeye çalışmakla suçlanıyor.
AfD'nin eyalet seçim programı düzensiz göçe son verilmesini ve çok daha katı önlemlerin hayata geçirilmesini ön plana çıkarıyor. Partinin hazırladığı 93 sayfalık hükümet programında göçmen ve göçmen kökenlilerin ülkelerine geri gönderilmesini öngören "Tersine göç planı" öne çıkıyor. Programda eyaletteki tüm Suriyelilerin ülkelerine geri gönderilmesi hedefleniyor; Müslüman ülkelerden göçün ciddi biçimde sınırlandırılması için kapsamlı önlemler alınacağı da vurgulanıyor. Enerji politikasında ise AfD nükleer enerjiye dönüşü, Moskova ile ilişkilerin normalleştirilmesini ve Kuzey Akım boru hatlarının yeniden faaliyete geçirilmesini savunuyor.
Olası Koalisyon Senaryoları
Anketlerin gerçekleşmesi ve SPD'nin yüzde 37 ile birinci çıkması halinde en olası senaryo, SPD liderliğinde yeni bir koalisyon hükümetinin kurulması. Ancak SPD'nin parlamentoda çoğunluk sağlayabilmesi için en az iki ortağa ihtiyacı olacak. Siyasi gözlemciler SPD, Sol Parti ve Yeşillerden oluşacak üç partili koalisyonu en muhtemel seçenek olarak değerlendiriyor. Bununla birlikte Yeşiller'in yüzde 5 barajını ancak kıl payı geçiyor görünmesi ve CDU'nun durumunun belirsizliği, tablo değerlendirmesini güçleştiriyor.
AfD'nin oy oranı farklı anket şirketlerine göre yüzde 34 ile 38 arasında değişiyor. Barajı geçmesi beklenen tüm partiler AfD ile herhangi bir işbirliğini reddediyor; bu durum AfD liderliğinde bir koalisyonu neredeyse imkânsız kılıyor. Şu an yüzde 4 civarında seyreden sol-popülist BSW ise AfD dahil tüm partilerle görüşmelere açık olduğunu açıklıyor. Ancak BSW, AfD'li bir ismin başbakan olmasını reddediyor ve partiler üstü bir adayın liderliğinde yeni bir hükümet kurulmasını öneriyor.
Merz'in Siyasi Geleceği Tehlikede
CDU'nun Berlin'deki genel merkezinde pazar akşamı tüm gözler her iki eyaletten gelecek sonuçlara çevrilecek. Merz, seçim sonuçlarını CDU üst yönetimiyle birlikte parti merkezinde izleyecek ve değerlendirme yapacak. CDU'nun Berlin'deki tek umudu, anketlerde önde görünen Sol Parti adayı Elif Eralp'i geride bırakmak. Merz, 2023'ten bu yana CDU'nun iktidar ortağı olduğu Berlin'de seçim kazanılması durumunda kamuoyunu görevini sürdürmesi gerektiği konusunda ikna edebileceğine inanıyor.
AfD Eş Başkanı Alice Weidel, Saksonya-Anhalt galibiyetinin hemen ardından "Merz döneminin sona erdiğini" ve "CDU'nun bir daha asla seçim kazanamayacağını" ilan etmişti. Merz, Berlin seçimini bu iddiayı çürütme fırsatı olarak görüyor. Alman basınında ise Merz'in Almanya'nın istikrarına zarar vermemek için başbakanlık koltuğunu bırakması gerektiğine dair yorumlar yer alıyor; CDU'nun pazar günü yeniden hezimet yaşaması durumunda siyasi krizin derinleşeceği öngörülüyor. Merz, geçen hafta gazetecilerin sorularına federal hükümetin dört yıl için seçildiğini, görevinin başında kalmayı sürdüreceğini ve reform programını hayata geçirerek Almanya'yı yeniden istikrara kavuşturmayı hedeflediğini söyleyerek yanıt verdi. Buna karşın YouGov'un son anketine göre Almanya'da her iki seçmenden biri yıl sonuna kadar Merz'in başbakanlıktan istifa etmesi gerektiğine inanıyor.
Sıkça Sorulan Sorular
CDU Mecklenburg-Vorpommern seçimlerinde neden baraj altında kalma riskiyle karşı karşıya?
Seçim öncesi anketler CDU'nun eyalette yüzde 6 oy oranına gerilediğini gösteriyor. Bazı gözlemciler partinin yüzde 5 seçim barajının altında kalma ihtimalini de dışlamıyor. Birçok analist, ekonomik sorunlardan bunalan seçmenin Başbakan Merz'i cezalandırmak amacıyla AfD'ye yöneldiğini ileri sürüyor.
AfD'nin Mecklenburg-Vorpommern adayı Leif-Erik Holm kimdir?
Leif-Erik Holm, ekonomi politikalarında uzmanlaşmış 56 yaşında bir siyasetçi. 2013'te AfD'ye katılan Holm, 2017'den bu yana federal meclis milletvekili. Kamuoyu önünde ölçülü bir dil kullandığı için partinin "güler yüzü" olarak tanımlansa da Alman medyası onu "kuzu postunda bir kurt" olarak nitelendiriyor. Die Zeit'ın araştırmasına göre destek kadrosunda aşırılık yanlısı ve eski neo-Nazi bağlantılı isimler bulunuyor.
Mecklenburg-Vorpommern'de seçim sonrası hangi koalisyon senaryoları öne çıkıyor?
Anketlerin gerçekleşmesi durumunda en olası senaryo, SPD liderliğinde Sol Parti ve Yeşillerden oluşan üç partili koalisyon. Barajı geçmesi beklenen tüm partiler AfD ile işbirliğini reddediyor. BSW ise AfD dahil tüm partilerle görüşmeye açık olduğunu açıklasa da AfD'li bir ismin başbakan olmasını kabul etmiyor.
Başbakan Merz'in kamuoyundaki onay oranı ne seviyede?
Ülke genelinde yapılan anketlere göre Merz'i başarılı bulanların oranı yüzde 13'e geriledi. Bu, bugüne kadar görevdeki bir Alman başbakanının aldığı en düşük onay oranı olarak kayıtlara geçiyor. YouGov'un son anketine göre ise Almanya'da her iki seçmenden biri yıl sonuna kadar Merz'in başbakanlıktan istifa etmesi gerektiğine inanıyor.
Bu seçimlerde Mecklenburg-Vorpommern'de oy kullanma hakkı kimlere tanındı?
Bu seçimlerde eyalette ilk kez 16 ve 17 yaşındaki gençler de oy kullanabilecek. Uzmanlar, gençlerin oy davranışlarının daha dinamik olduğuna ve partilerin kemikleşmiş oy tabanının ağırlıklı olarak orta yaş ve üstündekileri kapsadığına dikkat çekerek bu durumun nihai sonucu öngörmeyi güçleştirdiğini vurguluyor.