
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katıldığı bir televizyon programında gündemdeki kritik gelişmelere ilişkin kapsamlı açıklamalar yaptı. Suriye ziyaretinden Gazze'deki son duruma, Mekke İttifakı'ndan yapay zeka meselesine uzanan geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulunan Fidan, Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar karşısında Türkiye'nin tutumunu net biçimde ortaya koydu: "Sözümüzün eriyiz."
Suriye ile İlişkiler: 911 Kilometrelik Sınırın Getirdiği Sorumluluk
Suriye ziyaretindeki görüşmeleri aktaran Bakan Fidan, iki ülke arasında ele alınması gereken çok sayıda başlık olduğunu ve bunların düzenli aralıklarla gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı. "Dışişleri Bakanları olarak bizlerin iki devlet arasında yürüyen çok sayıdaki projeyi yakından takip etmemiz ve sürekli bir araya gelmemiz gerekiyor" diyen Fidan, Suriye ile 911 kilometrelik ortak sınırlarının bulunduğunu hatırlatarak oradaki istikrar, barış ve kalkınmanın Türkiye için de büyük önem taşıdığını belirtti. Cumhurbaşkanı'nın mesajlarını Şara'ya ilettiğini aktaran Fidan, bölgesel istikrar, riskler, entegrasyon süreci ve terörle mücadele konularını da görüşme gündemine aldıklarını söyledi.
SDG'nin Suriye'deki entegrasyonu konusunda ise Fidan, taraflarda süreci kontrollü biçimde ilerletme yönünde bir arzu gözlemlediklerini, ancak tüm şartlar yerine gelip süreç tamamlanana kadar dikkatli takibin zorunlu olduğunu ifade etti.
Mekke İttifakı ve Suudi Arabistan'a Destek
Bakan Fidan'ın en çarpıcı açıklamaları Mekke İttifakı ve Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar konusunda geldi. "Çok güçlü bir irade var, hızla ilerliyoruz" diyen Fidan, ittifakın bölge ülkelerine açık bir yapı olduğunu ve bölgesel sorunlara bölgesel çözüm arayışından doğduğunu anlattı. Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine çok ciddi saldırılar yapıldığını tespit eden Fidan, şu sözleri sarf etti: "Bizim anlaşmamızda da müttefiklik anlaşması var, sözümüzün eriyiz. Bu konuda bir dayanışma içerisindeyiz."
Dışişleri Bakanlığı olarak özellikle Mekke'ye yönelik petrol altyapısı saldırılarını kınadıklarını belirten Fidan, Suudi Arabistan'ın askeri ihtiyaçları söz konusu olduğunda, özellikle teknik konularda, bunları karşılama yönünde herhangi bir sıkıntılarının olmayacağını da vurguladı. Türkiye'nin 1952'den bu yana NATO üyesi olduğunu hatırlatan Fidan, Mekke İttifakı'nın "çok oyun değiştirici bir platform" olacağını söyledi.
İsrail Eleştirisi: "Bölgeye Değil, Dünyaya Tehdit"
Netanyahu'nun seçimler öncesi bölgedeki tutumuna ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, Netanyahu'nun iç siyasi pozisyonunu güçlendirmek ve kendisini vazgeçilmez göstermek için arayışlar içinde olduğunu söyledi. Türkiye düşmanlığının da bu arayışın bir ürünü olduğunu belirten Fidan, bunu hafife almadıklarını ancak Türkiye'nin bu tür provokasyonlara ve ucuz kışkırtmalara gelecek bir devlet olmadığını vurguladı. "İsrail bölgeye değil sadece dünyaya tehdit" diyen Fidan, İsrail'in barışa, saygıya ve işbirliğine dayalı bir politikayı benimsemesini umduğunu, aksi takdirde yalnızlaşmanın ötesinde bunun bedelini bölgeyle birlikte ödeyeceğini ifade etti.
Gazze ve Batı Şeria'daki son durumu da değerlendiren Fidan, anlaşmanın birinci aşamasından ikinci aşamaya geçilemediğini söyledi. Hamas tarafının zorlu da olsa üzerine düşeni yaptığını, İsrail'in ise yapmadığını ve yeni talepler getirdiğini belirten Fidan, "İsrail'in tıkayıcı rolü devam ediyor" dedi. İnsani yardım konusunda istenilen hızda adım atılmadığını, İsrail'in bazı barınma malzemeleri ve prefabrik yapıların içeri girmesine izin vermediğini de aktardı.
Körfez Gerilimi ve ABD-İran Müzakerelerindeki Tıkanma
Körfez'deki gerilime ilişkin konuşan Fidan, girişimlerin çok olduğunu ancak bunların muhatapları tarafından kabul görmesi gerektiğini belirtti. ABD-İran görüşmelerinde son birkaç aydır bir tıkanma yaşandığını aktaran Fidan, Babülmendep ayağının artık Yemen tarafından açıldığını ve tablonun giderek daha karmaşık bir hal aldığını söyledi. "İşleyen süreci iki taraf da kendi lehine yorumlamaya başladı" diyen Fidan, yeni tekliflerin gündeme gelmesini ve taraflarca kabul edilmesini umduğunu ifade etti. Ekonomik yansımaların artık tolere edilebilir seviyeyi geçmeye başladığını da vurgulayan Fidan, krizin çözüme kavuşturulması gerektiğini söyledi.
Karadeniz, Yunanistan ve Terörsüz Türkiye
Karadeniz'deki karşılıklı saldırılara ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, kalıcı bir sonuç üretmenin an itibarıyla zor göründüğünü ifade etti. Türkiye'nin her iki tarafa da teklif gönderdiğini ve cevap beklediklerini belirten Fidan, birinci önceliğin tahılın Karadeniz'den çıkarılması olduğunu vurguladı. Tahılın, enerjinin aksine her iki ülkenin de sattığı bir ürün olduğuna dikkat çekti.
Yunanistan meselesinde ise Fidan, Yunanistan siyasetinin Türkiye kartını kamuoyunun dikkatini çekmek için kullandığını, mevcut hükümetle bir anlayış birliğine ulaşıldığını aktardı. Silahlı Kuvvetler ve Sahil Güvenlik ekiplerinin hassas durumda olduğunu vurgulayan Fidan, maceracı adımlara gitme niyeti olursa Türkiye'nin devlet olarak ciddiyeti ve gücünün herkes tarafından bilindiğini söyledi.
Terörsüz Türkiye sürecini de değerlendiren Fidan, bu yaklaşımın inanılmaz derecede yankı bulduğunu gözlemlediğini belirtti. Ne Suriye'nin ne de Irak'ın artık silahlı grupların cirit atmasına izin vermediğini vurgulayan Fidan, bunun Terörsüz Türkiye için tamamlayıcı bir nokta olduğunu söyledi.
Yapay Zeka: Ulusal Güvenlik Meselesi
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BM'de yapacağı konuşmaya da değinen Fidan, konuşmanın yapay zeka konusunda önemli mesajlar içereceğini bildirdi. Yapay zekanın insanlığın ilk defa gelecek risklerini bu kadar önceden görüp ortak adım atması gereken bir alan olduğunu vurgulayan Fidan, ABD ve Çin'in kendilerini yeni bir çağa hazırladığını söyledi.
"Bu endüstri devrimi gibi olmayacak" diyen Fidan, yapay zekanın nükleer silahlara benzer biçimde bir sahiplik meselesi haline geleceğini, bu teknolojiye sahip olmayanların ciddi kırılganlıklarla karşı karşıya kalacağını anlattı. Türkiye'nin bu alanda tek başına hareket etmesinin kolay olmadığını belirten Fidan, özellikle büyük veri merkezleri konusunda bölge ülkeleriyle ortak adımlar atılması gerektiğini söyledi ve bu yönde çalışmaların sürdüğünü aktardı. "Bu sıradan bir teknolojik rekabet değil. Ulusal güvenlikle ilgili bir konu" diye konuştu.
Sıkça Sorulan Sorular
Türkiye, Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar karşısında ne tür bir destek taahhüdünde bulundu?
Bakan Fidan, Mekke İttifakı çerçevesinde Türkiye ile Suudi Arabistan arasında bir müttefiklik anlaşması bulunduğunu hatırlattı ve "Sözümüzün eriyiz" diyerek tam dayanışma içinde olduklarını vurguladı. Suudi Arabistan'ın askeri ihtiyaçlarını, özellikle teknik konularda, karşılama yönünde sıkıntıları olmayacağını da açıkladı.
Mekke İttifakı nedir ve Türkiye bu ittifakta nasıl bir rol üstleniyor?
Fidan'ın açıklamalarına göre Mekke İttifakı, bölgesel sorunlara bölgesel çözüm getirme arayışından doğmuş ve bölge ülkelerine açık bir yapıya sahip. Türkiye ittifak içinde güçlü bir irade ve hızlı ilerleme olduğunu belirtirken Fidan, bu platformun "çok oyun değiştirici" bir nitelik taşıyacağını ifade etti.
Fidan, Gazze'deki ateşkeste yaşanan tıkanıklığı nasıl değerlendirdi?
Fidan, anlaşmanın birinci aşamasından ikinci aşamaya geçilemediğini, Hamas tarafının üzerine düşeni yaptığını ancak İsrail'in yapmadığını ve yeni talepler getirdiğini söyledi. İsrail'in tıkayıcı rolünün devam ettiğini vurgulayan Fidan, insani yardım konusunda istenilen hızda adım atılmadığını ve İsrail'in bazı barınma malzemeleri ile prefabrik yapıların içeri girmesine izin vermediğini belirtti.
ABD-İran görüşmelerindeki tıkanıklık hakkında Fidan ne söyledi?
Fidan, ABD-İran görüşmelerinde son birkaç aydır bir tıkanma yaşandığını aktardı. İşleyen sürecin iki tarafça da kendi lehine yorumlanmaya başlandığını belirten Fidan, yeni tekliflerin gündeme gelmesini ve kabul edilmesini umduğunu, aksi halde krizin ekonomik yansımalarının artık tolere edilebilir seviyeyi geçmeye başladığını söyledi.
Fidan, yapay zekanın Türkiye için neden ulusal güvenlik meselesi olduğunu nasıl açıkladı?
Fidan'a göre yapay zeka, nükleer silahlara benzer biçimde bir sahiplik meselesine dönüşecek; bu teknolojiye sahip olmayanlar yaptırım aracı olarak bu alandan kesilebilecek. Bu nedenle Türkiye'nin bölge ülkeleriyle ortak adımlar atması, özellikle büyük veri merkezleri kurulması gerektiğini vurgulayan Fidan, konuyu sıradan bir teknolojik rekabet değil, doğrudan ulusal güvenlikle ilgili bir mesele olarak nitelendirdi.