
Yürüyüşün sağlık üzerindeki etkileri uzun süredir araştırılıyor; ancak yeni bir çalışma, meseleye farklı bir açıdan yaklaşarak adım sayısının yanı sıra yürüme temposunun da ölüm riski üzerinde belirleyici bir rol oynadığını gösterdi. British Journal of Sports Medicine'de yayımlanan araştırmaya göre, günde 5 bin adımdan az atan kişiler bile tempoyu yeterince artırdıklarında, yavaş tempoda çok daha fazla adım atanlarla kıyaslanabilir bir risk düzeyine ulaşabiliyor.
Araştırma Nasıl Yapıldı?
Araştırmacılar, UK Biobank (Birleşik Krallık Biyo-bankası) veritabanında kayıtlı 103 bin 684 katılımcının verilerini inceledi. Çalışmaya dahil edilen katılımcıların yaşları, kayıt sırasında yani 2006-2010 yılları arasında 40 ile 69 arasında değişiyordu. Tüm katılımcılar, 2013-2015 döneminde art arda 7 gün boyunca bir aktivite takip cihazı kullandı. Araştırmacılar, ortalama 8 yıllık izleme süresi boyunca hem tüm nedenlere bağlı ölümleri hem de kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümleri kayıt altına aldı.
Dakikada 80 Adım Eşiği Ne Anlama Geliyor?
Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, belirli bir tempo eşiğinin öne çıkmasıydı. Araştırmaya göre, günde 5 bin adımdan az atan kişiler için yürüme sırasında tempoyu dakikada 80 adımın üzerine çıkarmak, dakikada 60 adımlık bir tempoda 5 bin adımdan fazla yürümek kadar etkili oldu. Başka bir deyişle, az ama hızlı yürümek; çok ama yavaş yürümekle benzer sonuçlar doğurabildi.
Bu bulgu, günlük adım hedefine ulaşmakta güçlük çeken bireyler için önemli bir alternatif perspektif sunuyor. Araştırmacılar, yüksek bir günlük adım hedefine ulaşılamasa bile düzenli yürümenin ve tempoyu artırmanın benzer faydalar sağlayabileceğine dikkat çekti.
En Düşük Risk Hangi Adım Aralığında?
Çalışmanın analizleri, erken ölüm riskinin en düşük olduğu adım aralığını da belirledi. Günde 7 bin 500 ila 10 bin adım atan kişiler, araştırmanın örnekleminde tüm nedenlere bağlı ölüm açısından en düşük risk grubunu oluşturdu. Bu aralık, mevcut adım temelli sağlık önerileriyle de örtüşüyor.
Öte yandan günde 5 bin adımdan az atan ancak bunu daha yüksek bir tempoda gerçekleştiren kişilerin erken ölüm riski, daha düşük bir tempoda 5 bin ila 7 bin 500 adım atanlara kıyasla daha düşük bulundu. Bu sonuç, adım sayısı ve yürüme yoğunluğunun birbirini tamamlayan iki farklı değişken olduğuna işaret ediyor.
Başyazar Stamatakis'ten Değerlendirme
Araştırmanın başyazarı Emmanuel Stamatakis, bulguları değerlendirirken hem adım sayısının hem de yürüme yoğunluğunun önemli olduğunu vurguladı. Stamatakis, "Hem adım sayısı hem de yürüme yoğunluğu önemli; işe yarayan kombinasyon ise kişinin sürdürebileceği kombinasyon" dedi. Başyazar ayrıca şunları ekledi: "Mevcut adım temelli önerilerle kabaca uyumlu olacak şekilde günde 7 bin 500 ila 10 bin adım atmak, örneklemimizde en düşük 'her türlü nedene bağlı ölüm' riskiyle ilişkilendirildi. Bu seviyenin oldukça altında kalan pek çok yetişkin içinse, halihazırda attıkları adımların bir kısmını yeterince tempolu bir şekilde atmak, çok daha yavaş bir tempoda çok daha fazla adım atan kişilerinkine benzer bir risk düzeyiyle ilişkilendirildi."
Sıkça Sorulan Sorular
Araştırma hangi dergide yayımlandı?
Araştırma, British Journal of Sports Medicine dergisinde yayımlandı.
Çalışmaya kaç kişi katıldı ve bu kişiler kimlerdi?
Çalışmaya UK Biobank veritabanında yer alan 103 bin 684 katılımcı dahil edildi. Katılımcıların yaşları, çalışmaya kayıt sırasında (2006-2010) 40 ile 69 arasında değişiyordu.
Günde kaç adım atmak en düşük ölüm riskiyle ilişkilendirildi?
Araştırmanın analizlerine göre günde 7 bin 500 ila 10 bin adım atan kişilerde erken ölüm riski en düşük seviyede bulundu.
Az adım atan biri için tempo ne kadar önemli?
Araştırmaya göre günde 5 bin adımdan az atan kişiler için yürüme temposunu dakikada 80 adımın üzerine çıkarmak, dakikada 60 adımlık bir tempoda 5 bin adımdan fazla yürümek kadar etkili oldu. Yani daha az ama daha hızlı yürümek, daha fazla ama daha yavaş yürümekle benzer risk düzeyi sağlayabildi.
Katılımcılar aktivite verilerini nasıl sağladı?
Tüm katılımcılar, 2013 ile 2015 yılları arasında art arda 7 gün boyunca bir aktivite takip cihazı kullandı. Araştırmacılar elde edilen bu veriler üzerinden ortalama 8 yıllık bir izleme sürecini yürüttü.