
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, NTV canlı yayınında Türkiye'nin dış politika gündemine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Mekke İttifakı'nın kurumsallaşma adımlarının tamamlanmak üzere olduğunu vurgulayan Fidan, Suudi Arabistan'a yönelik Husi saldırıları karşısında ittifak çerçevesinde dayanışma içinde olduklarını ve Suudi Arabistan'ın teknik askeri ihtiyaçlarını karşılama konusunda herhangi bir sıkıntılarının olmadığını belirtti. Bakan ayrıca İsrail Başbakanı Netanyahu'nun politikalarını sert bir dille eleştirirken Suriye ve Irak'taki gelişmelere ilişkin de önemli mesajlar verdi.
Mekke İttifakı'nda Sekretarya ve Askeri Karargah Çalışmaları Bitiyor
Fidan, Mekke İttifakı'nın iyi bir aşamada olduğunu ve ortaya çok güçlü bir iradenin konduğunu vurguladı. İttifakı hayata geçirmek için var güçle çalışıldığını belirten Fidan, kurumsallaşma sürecine dair şu bilgileri aktardı: "Şu anda kurumsallaşmaya yönelik atılan adımlar var. Özellikle anlaşmada ismi geçen sekretaryanın kurulması ve buna bağlı bir askeri karargahın hayata geçmesi konularındaki çalışmalar hemen hemen bitmiş durumda. Bir anlayış birliğine ulaşmış durumdayız. Artık bundan sonra personel gönderip karargahın işlemesi aşaması kaldı. Ben o konudaki süreçten memnunum."
İttifakın bölge ülkelerine açık olduğunu da dile getiren Fidan, kurumsallaşma adımları atıldıktan sonra diğer iki kurucu ülkeyle yeni müttefik alımına yönelik gerekli görüşmelerin yapılabileceğini söyledi. Bu yönde bir prensip kararlarının bulunduğunu hatırlatan Fidan, "Cumhurbaşkanımız da baştan itibaren söyledi. Burası büyümeyecekse zaten bir ittifak alanı olmaz. Biz bir kamplaşma yapmış oluruz" dedi. Fidan'a göre ittifakın temel vizyonu, bölge ülkelerinin bir araya gelerek dışarıya karşı değil kendi iç sorunlarını bölgesel sahiplenme anlayışıyla çözmek üzere ortak bir savunma alanı oluşturmasıdır.
Husi Saldırıları ve Suudi Arabistan'a Dayanışma
Fidan, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarının ardından ittifakın askeri angajmana girip girmeyeceğine ilişkin soruyu yanıtlarken Husilerle olan sorunun son 10 yıldır gündemde olduğunu hatırlattı. 2022'de bir ateşkes anlaşmasına varıldığını, ancak Gazze olaylarının ardından durumun yeniden karıştığını belirten Fidan, Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve altyapısına çok ciddi saldırıların gerçekleştiğini vurguladı.
Mekke İttifakı anlaşması çerçevesinde ülkelerin birbirlerine karşı müttefiklik sorumluluğu taşıdığını hatırlatan Fidan, "Cumhurbaşkanımız da sözünün eri olan bir lider. Devlet olarak imza attığımız bir konu var. Bu konuda bir dayanışma içerisindeyiz. Özellikle durum analizlerini değerlendiriyoruz" diye konuştu. Kamuoyuna yansımayan bazı görüşmelerinin sürdüğünü de aktaran Fidan, Suudi Arabistan'ın teknik askeri ihtiyaçlarını karşılama yönünde herhangi bir sıkıntılarının olmadığını ifade etti.
Dışişleri Bakanlığı olarak Mekke'ye ve petrol altyapısına yönelik saldırıların kınandığını hatırlatan Fidan, bu saldırıların Amerika ile İran arasında devam eden çatışmanın bir parçası haline getirilmesinin kabul edilemeyeceğini de açıkça ortaya koydu. "Suudi Arabistan bu denklemin dışında tutulmalı çünkü kendileri de buna katılmaya yönelik bir arayış içerisinde değiller" dedi.
Amerika-İran Müzakerelerindeki Tıkanma ve Bölgesel Yansımalar
Fidan, Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki gerginliğin azaltılması için çok sayıda girişim bulunduğunu ancak bu girişimlerin kabul edilebilir çıktılar üretmesi gerektiğini belirtti. Amerika ile İran arasındaki görüşmelerde son birkaç aydır ciddi bir tıkanma yaşandığını aktaran Fidan, bu tıkanmanın yansıması olarak yalnızca karşılıklı saldırıların değil Babulmendeb Boğazı'nın da artık Yemen tarafından açıldığının görüldüğünü söyledi.
Türkiye'nin tüm ağırlığını Amerika ile İran arasındaki müzakerelerin sonuç vermesine verdiğini vurgulayan Fidan, ancak taraflar arasında büyük bir güvensizlik olduğunu kaydetti. Pakistan'da bir anlayış birliğine varıldığını hatırlatan Fidan, uygulamada aksaklıkların çıktığını ve her iki tarafın süreci kendi lehine farklı yorumlamaya başladığını aktardı. Farklı yorumlar ve yeni teklifler bulunduğunu belirten Fidan, bunların kabul edilmesini umduğunu ifade etti.
Devam eden krizin ekonomik yansımalarına da dikkat çeken Fidan, bazı ülkeler için bu yansımaların tolere edilebilir sınırların çok ötesine geçmeye başladığını söyledi. Türkiye gibi sanayisini ve ekonomisini ithal enerjiyle sürdüren ülkelerin ciddi bir ekonomik kriz yönetimiyle karşı karşıya kaldığını vurgulayan Fidan, enerji yollarına yönelik ciddi bir darboğazın söz konusu olduğuna dikkat çekti.
Netanyahu Eleştirisi: 'İsrail Dünya İçin de Tehdit'
Fidan, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun ülkesindeki siyasi pozisyonunu güçlendirmek ve kendisini vazgeçilmez ilan ederek iktidarda kalmak için çeşitli arayışlar içinde olduğunu öne sürdü. Netanyahu'nun Türkiye düşmanlığının ve Türkiye'yi tehdit olarak gösterme yaklaşımının da bu arayışların bir ürünü olduğunu belirten Fidan, "Bunu da hafife alıyor değiliz" dedi.
Netanyahu'nun Suriye'yi, Lübnan ve Filistin'den sonra kendisi için bir vazgeçilmezlik alanı yapmak için çaba harcadığını da değerlendiren Fidan, "Orada bir sorun çıkartıp o sorunu da akut ve kalıcı hale çevirip kendi toplumuna 'işte burada ağır bir sorun var, ben olmazsam bu sorun çözülemez' gibi bir mesajı verme niyetinde olduğunu da açıktan görüyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin bu tür provokasyonlara ve ucuz kışkırtmalara gelecek bir devlet olmadığını vurgulayan Fidan, Türkiye'nin hiçbir zaman kendi başına hareket etmediğini ve bölgede ortaklarının bulunduğunu kaydetti.
"İsrail sadece bölge için değil dünya için de bir tehdit" diyen Fidan, bütün dünyanın Netanyahu politikalarıyla baş etmek için çözümler aradığını söyledi. Bu düşünce ve stratejinin İsrail'in klasik dostlarında ve kendini İsrail'e borçlu hisseden ülkelerde de taban bulmaya başladığını vurgulayan Fidan, ilerleyen süreçte bu sürecin Filistinlilerin lehine olacağına inandığını belirtti.
Suriye Gündeminde Ortak Planlama ve Entegrasyon
Fidan, Aralık 2024'ten itibaren yeni Suriye yönetimiyle masada çalışılması gereken çok sayıda dosya bulunduğunu belirtti. Suriye'nin yeniden kalkınması, birliği, bütünlüğü ve bölgesel ülkelerle işbirliği gibi başlıkların düzenli aralıklarla gözden geçirilmesi gerektiğinin altını çizen Fidan, "Dışişleri Bakanlığı olarak bizlere bir ortak planlama grubu kurma görevi verildi, Cumhurbaşkanlarımız tarafından. Bu çerçevede bizlerin iki devlet arasında yürüyen çok sayıdaki konu ve projeyi yakından takip etmemiz, sürekli bir araya gelmemiz gerekiyor" dedi.
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile konuların yeniden gözden geçirildiğini aktaran Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajlarını ilettiğini de belirtti. Ankara'daki NATO zirvesi marjında Şara'nın Erdoğan ile bir araya geldiğini hatırlatan Fidan, görüşmelerde bölgesel istikrar, riskler, Suriye'de entegrasyon süreci ve terörle mücadele konularının ele alındığını aktardı. Suriye'deki entegrasyon sürecine ilişkin yapılan beyanatların önemli olduğunu vurgulayan Fidan, taraflarda süreci kontrollü biçimde ilerletmeye yönelik bir arzu gördüklerini ve bunu olumlu karşıladıklarını ifade etti.
Sıkça Sorulan Sorular
Mekke İttifakı'nın askeri karargahı ne zaman faaliyete geçecek?
Dışişleri Bakanı Fidan'a göre sekretaryanın kurulması ve askeri karargahın hayata geçirilmesine yönelik çalışmalar hemen hemen tamamlanmış durumda. Anlayış birliğine ulaşıldığını belirten Fidan, bundan sonra personel gönderilerek karargahın işletilmesi aşamasının kaldığını açıkladı.
Mekke İttifakı Suudi Arabistan'a yönelik Husi saldırılarında askeri destek sağlayacak mı?
Fidan, ittifak anlaşması çerçevesinde üye ülkelerin birbirlerine karşı müttefiklik sorumluluğu taşıdığını ve Suudi Arabistan ile dayanışma içinde olduklarını belirtti. Kamuoyuna yansımayan görüşmelerin sürdüğünü aktaran Fidan, Suudi Arabistan'ın teknik askeri ihtiyaçlarını karşılama konusunda herhangi bir sıkıntılarının olmadığını ifade etti; ancak doğrudan bir askeri angajman kararı alındığına dair bir açıklama yapmadı.
Amerika-İran müzakerelerindeki tıkanma bölgeyi nasıl etkiliyor?
Fidan'a göre son birkaç aydır süren tıkanma, yalnızca karşılıklı saldırılara değil Babulmendeb Boğazı'nın Yemen tarafından açılmasına ve Suudi Arabistan'a yönelik saldırıların yaygınlaşmasına yol açmaktadır. Bu kriz, Türkiye gibi ithal enerjiyle ekonomisini sürdüren ülkeler açısından tolere edilebilir sınırların ötesine geçen ekonomik yansımalar doğurmaktadır.
Fidan, Netanyahu'nun Türkiye'ye yönelik tutumunu nasıl değerlendirdi?
Fidan, Netanyahu'nun Türkiye düşmanlığının ve Türkiye'yi tehdit olarak gösterme yaklaşımının, Netanyahu'nun iç siyasi pozisyonunu güçlendirme ve iktidarda kalma arayışlarının bir ürünü olduğunu öne sürdü. Türkiye'nin bu tür provokasyonlara gelmeyeceğini vurgulayan Fidan, İsrail'i yalnızca bölge için değil dünya için de tehdit olarak nitelendirdi.
Türkiye ile Suriye arasında kurulan ortak planlama grubu ne işlev görecek?
Fidan'ın aktardığına göre bu grup, iki devlet arasında yürüyen çok sayıdaki konu ve projeyi yakından takip etmek ve tarafların sürekli bir araya gelmesini sağlamak amacıyla Türkiye ve Suriye cumhurbaşkanlarının talebiyle Dışişleri Bakanlığı'na verilmiş bir görev çerçevesinde oluşturulmuştur. Suriye'nin kalkınması, birliği, bütünlüğü ve bölgesel işbirliği gibi başlıklar bu grubun gündemini oluşturmaktadır.