
Küresel enerji krizi, süregelen faiz artışları ve yurt içinde kontrol altına alınamayan enflasyonun gölgesinde Türkiye ekonomisi bu kez sermaye piyasasında patlak veren bir fonlar kriziyle sarsıldı. Geçen hafta bir fonun ödemelerini yerine getirememesiyle alevlenen yangın, kısa sürede piyasalara yayılarak ciddi bir paniğe dönüştü. Ekonomi yönetiminin devreye soktuğu likidite önlemleri ve sert tedbirlerle yangın kontrol altına alınmış gözükse de krizin gerçek faturası önümüzdeki dönemde yavaş yavaş netleşecek.
500 Bin Yatırımcı ve 900 Milyar TL'lik Fon Büyüklüğü
Yaşanan kriz, küçümsenmeyecek bir ölçeği kapsıyor. Söz konusu 131 adet fon, yaklaşık 900 milyar TL büyüklüğe sahip ve bu fonlarda 500 bin bireysel yatırımcı bulunuyor. Toplam fon hacmiyle kıyaslandığında bu rakamın görece sınırlı kaldığı söylense de para piyasaları ve bankacılık sektörüne sıçrayabilecek bir paniğin önüne geçilmesi kritik önem taşıyordu. Ekonomi yönetiminin sert tedbirleri sürdürmesi halinde büyük bir sıkıntı yaşanmayacağı değerlendiriliyor; ancak fonlardan alacaklı olan yatırımcıların paralarının ne kadarını geri alabileceği ve hisse senedi piyasasında oluşan maddi ile moral hasarın ne ölçüde onarılabileceği zaman içinde görülecek.
Katılımevim ve Birevim: Kamu Bankasına Devir Gündemde
Krizin en belirsiz boyutlarından biri, Katılımevim ve Birevim gibi fonlarla bağlantılı şirketlerin durumu. Bu şirketlerin kamu bankası Emlak Yatırım tarafından satın alınacağı belirtildi. Böyle bir devir gerçekleşirse kamuya doğrudan yüklenecek maliyet, yani vatandaşa çıkacak fatura, ancak o zaman somut biçimde ortaya çıkacak. Bunun yanı sıra Varlık Fonu'nun, bünyesindeki kamu şirketlerinin hisse senedi fiyatlarını korumak amacıyla sürdürdüğü alım operasyonları da kamuya yüklenecek ek maliyetler arasında sayılıyor.
Çarşamba Günü 5 Milyar Dolarlık Rezerv Satışı
Fon krizinin döviz rezervlerine yansıması da dikkat çekici boyutlara ulaştı. Yangının en şiddetli biçimde alevlendiği çarşamba günü Merkez Bankası'nın rezervlerden 5 milyar dolarlık döviz sattığı tespit edildi. Perşembe ve cuma günlerine ait satış rakamları ise henüz kesinlik kazanmadı; bu veriler önümüzdeki salı akşamı açıklanacak Merkez Bankası bilançosuyla kamuoyuyla paylaşılacak. Piyasa uzmanlarından alınan bilgilere göre söz konusu iki iş gününde toplam 3,5 milyar dolarlık ek rezerv erimesi yaşanmış olabileceği tahmin ediliyor. Ancak uzmanlar, hafta sonlarında zaten rezervlerde erime eğilimi bulunduğunu ve bu nedenle fon paniğinin rezervler üzerindeki özgün etkisinin giderek azaldığını vurguluyor.
Mevsimsel açıdan da rezervlerin erime dönemine girildiği belirtiliyor. Bir önceki hafta da rezervlerde 3,5 milyar dolarlık azalma kaydedilmişti; bu erimenin bir bölümünün altın fiyatlarındaki dalgalanmadan kaynaklandığı ifade ediliyor. Rezervlerdeki gelişmelerin, Ekim ayı toplantısında faiz indirimi yapılıp yapılmayacağı kararını etkilemesi bekleniyor.
Merkez Bankası Faiz İndirmek İstiyor Ama Engeller Çok
Merkez Bankası'nın önündeki en kritik kararlardan biri olan faiz indirimi meselesi, birden fazla değişkene bağlı hale geldi. Eylül ayı enflasyon verisinin, enerji krizinin baskısıyla kayda değer bir düşüş göstermesi beklenmiyor. Toplantı öncesinde alınacak Ekim ayı öncü verileri de kararı şekillendirecek unsurlar arasında yer alıyor. Eylül ayına ait üretim ve satış verileri, ekonomide durgunluğun sürdüğüne işaret ediyor; iş dünyasından gelen şikayetler artarken enflasyon ve faizin düşeceğine duyulan güven de giderek zayıflıyor.
Küresel tabloya bakıldığında Fed'in faiz artışlarını sürdüreceğine dair sinyaller verdiği, küresel petrol fiyatlarının 100 dolar üzerinde seyrettiği ve kış öncesinde doğalgaz ile petrol stoklarının yetersiz kaldığı görülüyor. Buna ülkelerin artan borçluluk seviyeleri ve yapay zekâ alanındaki balon riski de eklenince küresel ekonomi tablosunun giderek karardığı değerlendiriliyor. Bu tablo, denge kurmakta zaten güçlük çeken Türkiye ekonomisi açısından olumlu bir sinyal taşımıyor.
Fon Krizi Kötü Yönetim Tartışmasını Yeniden Alevlendirdi
Tüm bu gelişmeler, hem somut maddi kayıplar hem de toplumsal güven erozyonu açısından derin izler bıraktı. Fon yangınının görece ucuz atlatıldığı ve bir daha yaşanmayacağı varsayılsa bile yarattığı hasar göz ardı edilemiyor. Yaşanan kriz, küçük tasarruf sahiplerinin korunması için yeterli önlemlerin alınmadığını ve bazı kesimlerin kayırıldığını bir kez daha gündeme taşıdı. Seçim sürecine girildiği bu dönemde krizin siyasi yansımalarının nasıl şekilleneceği ise ilerleyen günlerde ortaya çıkacak.
Sıkça Sorulan Sorular
Fon yangını nasıl başladı?
Geçen hafta bir fonun ödemelerini yapamaması üzerine piyasalarda panik ortamı oluştu ve kriz hızla yayıldı. Ekonomi yönetiminin devreye soktuğu likidite önlemleri ve sert tedbirlerle yangın kontrol altına alınabildi.
Kaç yatırımcı ve ne kadar para bu krizden etkilendi?
Kriz, 500 bin bireysel yatırımcıyı ve yaklaşık 900 milyar TL büyüklüğündeki 131 adet fonu kapsıyor.
Merkez Bankası fon krizi sırasında ne kadar döviz sattı?
Krizin en yoğun yaşandığı çarşamba günü Merkez Bankası'nın 5 milyar dolarlık rezerv satışı yaptığı tespit edildi. Perşembe ve cuma günlerine ait rakamlar henüz kesinleşmedi; piyasa uzmanları bu iki günde toplam 3,5 milyar dolarlık ek rezerv erimesi yaşanmış olabileceğini tahmin ediyor.
Katılımevim ve Birevim şirketleri için ne gibi bir adım atılması planlanıyor?
Bu fonlarla bağlantılı şirketlerin kamu bankası Emlak Yatırım tarafından satın alınacağı belirtildi. Böyle bir devir gerçekleşmesi halinde kamuya yüklenecek maliyet, o süreçte netlik kazanacak.
Merkez Bankası'nın faiz indirimi kararını hangi faktörler etkileyecek?
Ekim ayı toplantısındaki faiz kararını başlıca iki unsur belirleyecek: Eylül ayı enflasyon verisi ve rezervlerdeki gelişmeler. Enerji krizinin baskısıyla Eylül enflasyonunda önemli bir düşüş beklenmediği de vurgulanıyor.