
Almanya'nın başkenti Berlin, eyalet parlamentosunu ve yeni hükümeti belirlemek için 18 Eylül 2026'da sandık başına gitti. Kamu yayıncıları ARD ve ZDF'nin sandık çıkış anketleri, Sol Parti'nin (Die Linke) adayı Türkiye kökenli Elif Eralp'in yüzde 24,5 ile 26 arasında oy aldığını, şu anda Berlin'de koalisyon hükümetini yöneten CDU'nun ise yüzde 20'de kaldığını ortaya koydu.
Seçim öncesi son anketlere göre oy oranını iki katına çıkararak yüzde 18'e ulaşan aşırı sağcı AfD üçüncü sıraya yerleşirken, Yeşiller yüzde 15 ile dördüncü, CDU ile koalisyonda yer alan Sosyal Demokrat Parti (SPD) ise yüzde 12 ile beşinci sırada yer aldı. Sol popülist BSW'nin oy oranı yüzde 4 civarında görülürken, parlamentoya girmeye yetecek yüzde 5 barajını aşıp aşamayacağı belirsizliğini korudu. Perşembe günü yapılan bir ankette seçmenlerin yüzde 23'ünün kararsız olduğu bildirilmişti.
Merz İçin Kritik Sınav
Berlin'deki eyalet seçimi, Başbakan ve CDU Genel Başkanı Friedrich Merz'in siyasi geleceğini doğrudan etkiler nitelikte. CDU'nun 6 Eylül'de AfD karşısında Saksonya-Anhalt'ta aldığı ağır yenilgi, Merz'in başbakanlık koltuğunu zaten sarsmıştı. 20 Eylül'de seçime gidecek olan Mecklenburg-Vorpommern'de de anketler CDU'nun yüzde 6 ile tarihinin en kötü sonucunu alacağına işaret ediyor. Uzun yıllardır CDU tarafından yönetilen Berlin'de iktidarın el değiştirmesi, Merz üzerindeki istifa baskısını daha da artıracak.
Berlin Tarihinde İlkler Kapıda
Hem eyalet hem de başkent statüsündeki Berlin'de "Hükümet Eden Belediye Başkanı" unvanını taşıyan makama Eralp'in seçilmesi halinde, kent tarihinde ilk kez göçmen kökenli bir siyasetçi bu görevi üstlenmiş olacak. Aynı zamanda Sol Parti açısından da önemli bir dönüm noktası olacak bu zafer: Bugüne kadar hep Hristiyan Demokrat ya da Sosyal Demokrat başbakanların yönettiği Berlin'de, ilk kez sosyalist bir parti koalisyon hükümetini kurma hakkı elde edecek. "Doğu Almanya'nın mirası" olarak tanımlanan Sol Parti, demokratik sosyalist, hatta kimilerine göre aşırı sol ve sol popülist bir çizgide değerlendiriliyor.
1980 Darbesiyle Başlayan Bir Hikâye
45 yaşındaki Elif Eralp, evli ve iki çocuk annesi. Babası doktor ve sendikacı, annesi ise fabrikalarda kadın işçileri örgütlediği için birkaç hafta hapis yatan bir aktivist. Her ikisi de 1980 askeri darbesinin ardından ani bir kararla Türkiye'den kaçarak Almanya'ya sığındı. Eralp, annesi Almanya'ya geldiğinde kendisine hamile olduğunu ve kısa süre sonra Münih'te dünyaya geldiğini anlatıyor. Küçük yaşlardan itibaren göçmenlerin yaşadığı zorlukları ve korkuları bizzat deneyimlediğini vurgulayan Eralp, annesinin çocukken kendisine hatırlattığı bir soruyu paylaşıyor: "Türkiye'den geldiğimiz için bizi de mi öldürecekler şimdi?" Eralp bu soruyu, günümüzde aşırı sağın yeniden güçlenmesinden duyulan korkuların ne denli derin köklere sahip olduğunun bir göstergesi olarak değerlendiriyor. "Ebeveynlerimin hayatı ve yaşadıklarımız, kim olduğumu, hukuk okumamı ve siyasete girmemi derinden şekillendirdi. Çünkü çok fazla adaletsizliğe tanık oldum ve bu nedenle siyasete girdim" diyor.
Mamdani Modeli ve Kapı Kapı Kampanya
Eralp'in astronomik kiralara ve dev emlak şirketlerine karşı çıkması, bu şirketleri kamulaştırmayı vadetmesi, sosyal adalet taleplerini güçlü biçimde dile getirmesi ve Filistinlilerle dayanışma eylemlerine destek vermesi, onu sıklıkla New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani ile karşılaştırılır hale getiriyor. "Berlin'i herkes için yaşanabilir bir kent haline getireceğim" sloganıyla seçim kampanyasını yürüten Eralp, tıpkı Mamdani gibi seçmenlerle kapı kapı doğrudan temas kurdu. Mamdani'nin başarısından ders çıkardıklarını açıkça kabul eden Eralp, "Kapitalizmin kalbi sayılan New York'ta bir demokratik sosyalistin elde ettiği başarı büyük bir başarıdır. Mamdani, tüm sol partiler ve sol hareketler için çok önemli bir rol modeldir" diyor ve Mamdani'nin ekibiyle irtibat halinde olduklarını da sözlerine ekliyor.
Kampanya boyunca AfD'ye oy veren seçmenlerle de görüştüklerini anlatan Eralp, vatandaşların asıl gündeminin ekonomik sorunlar olduğunu, ancak merkezdeki partilerin hatalı politikalarının seçmenleri AfD'ye yönelttiğini savunuyor. AfD'nin ekonomik sorunların sorumlusu olarak göçmenleri gösterdiğini, oysa gerçek çözüm önerileri sunmadığını belirten Eralp, kendilerinin yüksek kiralar ve hayat pahalılığı gibi sorunlarda somut sosyal adalet talepleri ortaya koyduğunu vurguluyor. "Berlin'de göçmen kökenli bir siyasetçi olarak benim seçilmem, göçmenleri hedef alan AfD'ye karşı verilecek bir yanıt da olacaktır" diyen Eralp, Sol Parti'nin iktidara gelmesinin Almanya genelinde esen aşırı sağ rüzgarını tersine çevireceğine inanıyor.
Oy Hakkı ve Antisemitizm Tartışmaları
Eralp'in gündemindeki önemli konulardan biri de göçmenlerin oy hakkı. AB ülkelerinin büyük çoğunluğunda göçmenler yerel seçimlerde oy kullanabiliyor; ancak Almanya'da bu hak yalnızca AB üyesi ülke vatandaşlarına tanınıyor. Almanya'da yaşayan yabancı ülke vatandaşlarının yüzde 60'ı AB üyesi ülkelerin vatandaşı değil ve en büyük grubu Türk vatandaşları oluşturuyor. "40 yılı aşkın süredir Almanya'da yaşayan babamın oy kullanma hakkı yok. Bu kabul edilemez" diyen Eralp, kampanya süresince kapısını çaldığı her iki evden birinde oy hakkı bulunmayan bir aileyle karşılaştığını belirtiyor. Beş yıldan uzun süredir Almanya'da yaşayan herkese yerel, eyalet ve genel seçimlerde oy hakkı tanınması gerektiğini savunan Eralp, bu değişikliği mümkün kılacak anayasa düzenlemesi için Berlin parlamentosunda çoğunluğu sağlamak üzere mücadele edeceğini de taahhüt etti.
Seçim kampanyasının son günlerinde ise partisine yönelik antisemitizm suçlamaları gündeme geldi. Sol Parti'nin Berlin'deki bir seçim etkinliğinde rapçi Dahabflex, "İsrail ordusuna ölüm" çağrısını içeren bir şarkı söylerken parti yetkililerinin müdahale etmemesi geniş yankı uyandırdı. Eralp yaşananları kınayarak "Yahudi yaşamının korunmasını açıkça destekliyor ve her türlü antisemitizme karşı çıkıyorum" dedi. Almanya'daki Gazze tartışmalarını "çifte standart" olarak nitelendiren Eralp, "Rusya ve Putin söz konusu olduğunda haklı olarak insan hakları ve uluslararası hukuka vurgu yapılıyor, ancak İsrail söz konusu olduğunda bu yapılmıyor" görüşünü dile getirdi. Sol Parti'nin hem Filistin'in hem İsrail'in var olma hakkını desteklediğini söyleyen Eralp, aşırı sağcı İsrail hükümetini eleştirmenin antisemitizm değil, bir gereklilik olduğunu savundu.
Koalisyon Denkleminde Belirsizlik Sürüyor
Sol Parti'nin seçimlerden birinci çıkması, Eralp'in eyalet başbakanlığını otomatik olarak üstlenmesi için yeterli değil. Anketler, hiçbir partinin tek başına iktidara taşınacak sandalye sayısına ulaşamayacağına işaret ediyor. Mevcut tablo Sol Parti'nin en az iki koalisyon ortağına ihtiyaç duyacağını gösteriyor; bu noktada öne çıkan seçenek Sol Parti, SPD ve Yeşiller'den oluşan üçlü koalisyon. Seçimlerde Stefan Evers'in liste başı adayı olduğu CDU'nun sürpriz yapması halinde ise CDU liderliğinde SPD ve Yeşiller'le kurulacak alternatif koalisyon gündeme gelecek. CDU, parti organlarında aldığı karar uyarınca hem AfD hem de Sol Parti ile koalisyona prensip olarak karşı çıkıyor. SPD adayı Steffen Krach, kampanya boyunca CDU mu yoksa Sol Parti mi tercih edeceklerine dair soruları yanıtsız bırakarak önce sonuçları görmek istediklerini söyledi. Ancak SPD'nin, Eralp'in konut şirketlerini kamulaştırma vaadi nedeniyle Sol Parti yerine CDU ile koalisyona yönelebileceği de konuşuluyor. Dolayısıyla SPD ve Yeşiller, hangi koalisyonun kurulacağında belirleyici rol oynayacak.
Yaklaşık 3 milyon 700 bin nüfuslu Berlin'de 2 milyon 500 bin seçmen oy kullandı. 2023 yılında Berlin Anayasası'nda yapılan değişiklikle oy kullanma yaşı 18'den 16'ya indirildi. AfD'nin karşı çıktığı bu değişikliğe CDU, SPD, Yeşiller ve Sol Parti, gençlerin siyasi karar alma süreçlerine daha erken katılımını sağlayarak demokrasiyi güçlendirmek amacıyla destek vermişti. Bu sayede 16-18 yaş aralığındaki yaklaşık 55 bin 400 genç ilk kez sandığa giderek oyunu kullanma fırsatı buldu.
Sıkça Sorulan Sorular
Sandık çıkış anketlerine göre Berlin seçimlerinde hangi parti önde?
ARD ve ZDF'nin sandık çıkış anketlerine göre Sol Parti (Die Linke) adayı Elif Eralp, yüzde 24,5 ile 26 arasında oy alarak CDU'nun yüzde 20'lik oyunun önüne geçti. AfD yüzde 18 ile üçüncü, Yeşiller yüzde 15 ile dördüncü, SPD ise yüzde 12 ile beşinci sırada yer aldı.
Elif Eralp kim, siyasi geçmişi nasıl şekillendi?
1980 askeri darbesinin ardından Türkiye'den Almanya'ya iltica eden sosyalist bir ailenin kızı olan 45 yaşındaki Eralp, annesi Almanya'ya geldiğinde henüz doğmamıştı ve Münih'te dünyaya geldi. Babası doktor ve sendikacı, annesi ise kadın işçileri örgütlediği için hapis yatan bir aktivist. Eralp, ailesiyle birlikte göçmenlerin yaşadığı zorlukları bizzat deneyimlediğini ve bu deneyimlerin hukuk okumasını ve siyasete girmesini şekillendirdiğini belirtiyor.
Eralp ile New York Belediye Başkanı Mamdani arasında nasıl bir bağ var?
Eralp'in yüksek kiralara ve büyük emlak şirketlerine karşı çıkması, bu şirketleri kamulaştırma vaadi ve sosyal adalet söylemi, onu sıklıkla New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani ile karşılaştırılır hale getiriyor. Eralp, Mamdani'nin başarısından ders çıkardıklarını açıkça kabul ediyor ve Mamdani'nin ekibiyle irtibat halinde olduklarını söylüyor.
Berlin'de koalisyon hükümeti nasıl kurulacak?
Anketler hiçbir partinin tek başına iktidara taşınacak sandalye sayısına ulaşamayacağını gösteriyor. Sol Parti'nin en az iki ortakla koalisyon kurması gerekecek; öne çıkan seçenek Sol Parti, SPD ve Yeşiller'den oluşan üçlü koalisyon. CDU birinci çıkarsa CDU, SPD ve Yeşiller'den oluşan alternatif koalisyon gündeme gelecek. SPD ve Yeşiller'in tercihi, hangi koalisyonun kurulacağını belirleyecek.
Berlin'de oy kullanma yaşı neden 16'ya indirildi?
2023 yılında Berlin Anayasası'nda yapılan değişiklikle oy kullanma yaşı 18'den 16'ya düşürüldü. CDU, SPD, Yeşiller ve Sol Parti bu değişikliğe gençlerin siyasi karar alma süreçlerine daha erken katılımını sağlayarak demokrasiyi güçlendirmek amacıyla destek verdi. AfD değişikliğe karşı çıktı. Bu sayede 16-18 yaş aralığındaki yaklaşık 55 bin 400 genç bu seçimde ilk kez oy kullanma hakkı elde etti.