
Ankara'daki açıklamalarda bulunan YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, 7589 sayılı "12. Yargı Paketi" ve 7590 sayılı "Emekli Paketi" olarak bilinen kanunların bazı maddelerinin iptali ile yürürlüklerinin durdurulması talebiyle doğrudan Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulundu. Günaydın, nükleer enerji alanında faaliyet gösteren şirketlere tanınan uzun vadeli vergi istisnası, yargı mensuplarının yardımcılık sürecinde yeniden hayata geçirilen mülakat usulü, kamu ihalelerindeki ayrıcalıklar, siber güvenlik yetkilerinin yapısı ve yerel yönetimlerin genel aydınlatma giderlerindeki yükün artırılması gibi konularda düzenlemelerin anayasaya ve tarafsızlık ilkelerine aykırı olduğunu belirterek hukuki itirazını resmileştirdi.
Nükleer Şirketler İçin Vergi Muafiyeti ve Alternatif Vergi Yükü
Başvuru dosyasında ve basın açıklamasında en çok dikkat çeken husus, 7590 sayılı Kanun ile 2050 yılına kadar nükleer alanda çalışan şirketlere KDV iadesi hakkının tanınması kararı oldu. Günaydın, çoğunlukla yabancı sermayeye dayalı olan bu şirketlerin katma değer vergisi ödemekten muaf tutulmasının nedenini sorgularken, aynı dönemde alt segment otomobillerde özel tüketim vergisinin on kata kadar artırılmasına yönelik yetkinin Cumhurbaşkanı'na devredilmesini de karşılaştırma yaptı. Vatandaşın ulaşım maliyetini artıran bir vergi politikasını, şirketlere sağlanan büyük vergi avantajıyla eşleştiren Grup Başkanvekili, söz konusu uygulamanın toplumsal adaletten uzak bir yapı sergilediğini vurguladı.
İşsizlik Sigortası Fonu Kullanımı ve Devlet Katkısının Kaldırılması
Ekonomik sıkıntıların sürdüğü bir süreçte sosyal güvenlik destek mekanizmalarında yapılan değişiklikler de incelemenin odak noktasına oturdu. Günaydın, İşsizlik Sigortası Fonu'nun özellikle imalat ve turizm sektörlerinde amaç dışı kullanılmak üzere yeni düzenlemelere tabi tutulduğunu ifade etti. Fonun işsizlere değil, patronlara hizmet edecek şekilde kurgulandığını savunan Günaydın, prim ödemelerinde mevcut olan devlet katkısının tamamen kaldırıldığını hatırlattı. Daha önce işçi ve işveren prim toplamının yüzde 25'ine kadar devlet tarafından karşılanan bu desteğin, yoksulluk ve krizin zirve yaptığı dönemde ortadan kaldırıldığını belirten siyasetçi, bu hamlenin çalışma hayatındaki güvensizliği derinleştirdiği görüşünü dile getirdi.
Kamu Personelinin Statüsünde Değişiklik ve Yargıda Mülakat Dönüşü
Kamu emeği ve meslek etiği açısından da tartışmalara yol açan düzenlemeler arasında PTT çalışanlarının statüsü ve yargı organlarında yapılan değişiklikler yer alıyor. Günaydın, farklı kanun ve KHK'lara bağlı olarak çalışan PTT personelinin gelecekte genel idari hizmetler sınıfına alınacağını ve yarısının havuzlanarak başka kurumlara aktarılacağını aktardı. Bu hareketin hem çalışma hem de emeklilik süreçlerinde önemli hak kayıplarına neden olacağını belirten Günaydın, durumu hak ve adalet çerçevesinde açıklamak mümkün olmadığına dikkat çekti. Ayrıca, daha önce Anayasa Mahkemesi'nde iptal ettirilen hakim ve savcı yardımcılığı mülakat sisteminin yasaya tekrar konulmasını eleştiren Günaydın, yazılı sınav başarısının mülakatla gölgeleyebileceği özgür iradeyi baltalayacağı uyarısında bulundu.
Siber Güvenlik Yetkileri, Yerli-Ayrımcılık Düzenlemeleri ve Belediye Maliyeti
Dijital alan ve yerel yönetim finansmanındaki değişiklikler de başvurunun diğer önemli başlıklarını oluşturuyor. Günaydın, içerik filtreleme ve erişim engelleme kararlarını mahkemeler yerine Cumhurbaşkanlığı'na bağlı Siber Güvenlik Başkanlığı'na bırakmanın adalet anlayışıyla bağdaşmadığını söyledi. Karar mekanizmasının siyasi iktidarın genel başkanlığına dolaylı yoldan bağlanması gerektiğini belirten siyasetçi, siber alanda güven ve denge kaybı yaşanabileceği endişesini dile getirdi. Kamu ihalelerinde yerli malı tercih edenlere tanınan haklardan Avrupa Birliği üyesi vatandaşların da yararlanabilmesine yönelik yetki değişikliğini ise kapitülasyon geri dönüşü olarak nitelendirdi. Diğer yandan, büyükşehir belediyelerinden yüzde 30, diğerlerinden yüzde 15 civarında genel aydınlatma gideri toplanacak yeni düzene, eski yüzde 15 ve 10 oranlarıyla kıyaslayan Günaydın, bu artışın partizan bir yaklaşım ve açık bir ayrımcılık olduğunu kaydetti.
Anayasa Mahkemesi'ne Yönelik Açık Çağrı ve Veri Koruma İhlalleri
Tüm bu gelişmeler ışığında YENİ Parti grubu, mevzuatta oluşan yığılmaların hukuk üstünlüğü açısından ciddi riskler taşıdığını belirtiyor. Günaydın, Noterlik Kanunu'na getirilen ek düzenlemelerin Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve angarya yasağı gibi temel hakları defalarca ihlal ettiğine işaret etti. Sürecin sonucunda verilecek kararın geciktirilmemesi çağrısında bulunan Grup Başkanvekili, Anayasa Mahkemesi yargıçlarına 13 yıldır verilmediği söylenen yürütmeyi durdurma kararlarının acilen uygulanmasını talep etti. Düzenlemelerin anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle hukuk alemine nefes aldırmamasını isteyen siyasetçi, YENİ Parti'nin her zaman vatandaşın hakkını ve hukukunu savunmaya devam edeceğini teyit etti.
Sıkça Sorulan Sorular
Anayasa Mahkemesi'ne hangi kanunlar için başvuru yapıldı?
YENİ Parti, 7589 sayılı "12. Yargı Paketi" ve 7590 sayılı "Emekli Paketi" olarak bilinen kanunların bazı hükümlerinin iptali ve yürürlüklerinin durdurulması talebiyle Anayasa Mahkemesi'ne resmi başvuru yaptı.
Nükleer şirketler için ne tür bir vergi düzenlemesi gündeme geldi?
7590 sayılı Kanun kapsamında, nükleer alanda çalışan şirketlere 2050 yılına kadar KDV iadesi yapılması hakkı tanındı. Bu durum, çoğunlukla yabancı sermayeye dayalı olan bu şirketlerin uzun süre vergi ödemeyecekleri anlamına geliyor.
Yargıda hakim ve savcı yardımcılığı sürecinde ne değişiyor?
Daha önce Anayasa Mahkemesi'nce iptal ettirilen mülakat usulü, yeni düzenlemeyle yasaya tekrar konuldu. Bu uygulama sayesinde adayların yazılı sınav notlarına bakılmaksızın mülakat üzerinden değerlendirilmesi ve seçim yapılması mümkün hale getirildi.
Belediyelerin genel aydınlatma gideri katkı payı nasıl etkilendi?
Eski düzende büyükşehirler yüzde 15, diğer belediyeler yüzde 10 oranında katkı sağlarken; yeni düzenle büyükşehirlerden yüzde 30, diğerlerinden yüzde 15 civarında pay tahsil edilecek. Bu artış, partizanlık ve ayrımcılık olarak değerlendiriliyor.
Siber güvenlik yetkileri hangi kurumun kontrolüne bırakıldı?
İçerik çıkarılması ve erişim engellemeleri konusunda karar verme yetkisi mahkemeler yerine Cumhurbaşkanlığı'na bağlı Siber Güvenlik Başkanlığı'na verildi. Bu yapılandırma, karar mekanizmasının siyasi iktidara dolaylı yoldan bağlandığı şeklinde eleştiriliyor.