
Antakya'da hayata geçirilen bir atölye projesi, 30 gencin ellerindeki iğne iplikle geçmişi bugüne taşımasına zemin hazırladı. Proje kapsamında katılımcılar, aile albümlerinden, kent arşivlerinden ve çeşitli kaynaklardan seçtikleri fotoğrafları nakış tekniğiyle işledi. Deprem öncesindeki evleri, aileleri ve gündelik yaşamlarından izler taşıyan bu fotoğraflar, gençlerin bugünle kurduğu bağın da somut bir parçası hâline geldi.
Aile Albümlerinden Kent Arşivlerine Uzanan Bir Seçki
Atölyeye katılan 30 genç, işleyecekleri fotoğrafları yalnızca kişisel koleksiyonlarından değil, kentin ortak belleğini oluşturan arşivlerden de derledi. Her fotoğraf, deprem öncesine ait bir anı, bir mekânı ya da bir ilişkiyi temsil ediyor; nakışa dönüşürken de o anın dokusuunu kumaşa aktarıyor. Gençlerin bugünle kurduğu bu bağ, projeye salt sanatsal bir etkinliğin ötesinde anlam katıyor.
Kar Fotoğrafı ve Artık Olmayan Teras
Atölye katılımcısı Sena Sürmeli, yaklaşık 25 yıl önce Antakya'da kar yağdığı bir gün kardeşiyle evlerinin terasında çektirdikleri fotoğrafı nakışla işledi. Sürmeli, "Antakya'da kar görmek başlı başına büyük bir heyecandı; fotoğrafta da o mutlulukla birbirimize sarılıyoruz" dedi.
Sürmeli, bugün kardeşinin 27 yaşında bir hekim olduğunu, fotoğrafın çekildiği ev ve terasın ise depremden sonra artık var olmadığını anlattı. "O fotoğraf benim için yalnızca çocukluğumuzdan kalan mutlu bir anı değil; kardeşimle birlikte büyümemizin, değişen hayatlarımızın ve artık fiziksel olarak var olmayan bir mekânın da hafızasını taşıyor" diye konuştu.
Kelimelerin Yetmediği Yerde Nakış Konuştu
Katılımcılardan Birgül Ördek de projenin deprem sonrasındaki dönemde kendisi için özel bir anlam taşıdığını vurguladı. Ördek, "Kelimeleri dile dökmenin zor olduğu bir dönemden geçerken benim için kıymetli bir fotoğrafa akıtmış oldum içimden geçeni" ifadelerini kullandı.
Ördek, ilk atölye oturumuna ilişkin gözlemini de paylaştı: "İlk atölyede grup daha sesizdi. Sanırım herkesin ihtiyacı varmış hafızayı sessizce bir fotoğrafa işlemeye." Bu sözler, atölyenin yalnızca el becerisi değil, aynı zamanda kolektif bir sessizlik ve yüzleşme alanı sunduğunu da gözler önüne seriyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Projede kaç kişi yer aldı?
Proje kapsamında 30 genç yer aldı.
Katılımcılar nakışa dönüştürecekleri fotoğrafları nereden seçti?
Katılımcılar fotoğraflarını aile albümlerinden, kent arşivlerinden ve farklı kaynaklardan seçti.
Sena Sürmeli hangi fotoğrafı işledi ve bu fotoğraf onun için ne anlam taşıyor?
Sena Sürmeli, yaklaşık 25 yıl önce Antakya'da kar yağdığı bir gün kardeşiyle evlerinin terasında çektirdikleri fotoğrafı işledi. Fotoğraf ona göre yalnızca mutlu bir çocukluk anısı değil; kardeşiyle birlikte büyümelerinin, değişen hayatlarının ve depremden sonra artık fiziksel olarak var olmayan bir mekânın hafızasını da taşıyor.
Birgül Ördek projeye katılımı nasıl değerlendirdi?
Birgül Ördek, projenin deprem sonrasındaki dönemde kendisi için özel bir anlam taşıdığını belirtti. Kelimelerin yetersiz kaldığı bir dönemde içinden geçenleri kıymetli bir fotoğrafa nakışla aktarabildiğini ifade etti.
İlk atölye oturumunda grup nasıl bir atmosfer sergiledi?
Birgül Ördek'in aktarımına göre ilk atölyede grup daha sesizdi. Ördek, herkesin hafızayı sessizce bir fotoğrafa işlemeye ihtiyaç duyduğunu düşündüğünü söyledi.