
Pasifik Okyanusu'nda güçlenen El Nino, yalnızca hava koşullarını değil küresel gıda sistemini de tehdit eden ciddi bir risk olarak gündemin üst sıralarına yerleşiyor. Meteorolojik tahminler, 2026 sonbahar-kış döneminde güçlü bir El Nino yaşanması ihtimalinin oldukça yüksek olduğuna işaret ediyor; ekim-aralık döneminde olayın tarihsel ölçekte güçlü seviyelere ulaşabileceğine yönelik senaryolar da yakından izleniyor. Beklentilerin gerçekleşmesi halinde buğday, mısır, pirinç, kahve, şeker, kakao, soya ve palm yağı gibi dünya gıda ticaretinde kritik öneme sahip ürünlerde sert fiyat hareketleri görülebilir.
El Nino Nedir ve Tarım İçin Neden Tehlikeli?
El Nino, tropikal Pasifik'in orta ve doğu kesimlerindeki deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalin üzerine çıkmasıyla oluşan bir iklim olayı. Okyanustaki bu değişiklik atmosferik dolaşımı etkileyerek dünyanın farklı bölgelerinde kuraklık, aşırı yağış ve sıcaklık anomalileri yaratıyor. Tarım açısından tehlike de tam burada başlıyor: Aynı iklim olayı bir üretim merkezinde kuraklığa neden olurken, başka bir bölgede aşırı yağışlarla mahsule zarar verebiliyor. Yani risk tek yönlü değil, çok cepheli bir tehdit söz konusu.
Beroe: Fiyatlar Yüzde 14-16 Artabilir
Küresel tarım stratejileri danışmanlık şirketi Beroe, uzun süreli bir El Nino'nun başka maliyet baskılarıyla birleşmesi halinde gıda piyasalarında ciddi sonuçlar doğurabileceğini değerlendiriyor. Şirketin tahminine göre El Nino'nun gübre kıtlığı, yüksek enerji maliyetleri ve jeopolitik gerilimlerle aynı döneme denk gelmesi, küresel gıda emtia fiyatlarında yüzde 14-16'lık artışa katkıda bulunabilir. Üstelik bu baskının yalnızca 2026 ve 2027 ile sınırlı kalmayabileceği, bazı ürün ve piyasalarda fiyat etkilerinin 2028'e kadar uzayabileceği de değerlendiriliyor.
Riskin bütün ürünlerde aynı anda ve aynı ölçüde ortaya çıkması beklenmiyor. Ancak Beroe'nin kısa vadeli değerlendirmesinde en yüksek tedarik risklerinden biri kakaoda görülüyor. Dünya kakao üretiminin merkezi konumundaki Batı Afrika, zaten aşırı yağışlar, hastalıklar ve zayıf ürün gelişimiyle mücadele ediyor. El Nino'nun kritik büyüme dönemlerinde bölgedeki hava koşullarını daha da bozması halinde üretimde yeni kayıplar yaşanması ve bunun küresel kakao fiyatlarına yansıması ihtimali göz ardı edilemiyor.
Şeker, Kahve ve Palm Yağında Bölgesel Farklılıklar
Şeker piyasasındaki risk dünya genelinde eşit dağılmıyor. Hindistan'da muson yağışlarının seyri, şeker stokları ve etanol üretimine ayrılan şeker kamışı miktarı küresel fiyatlar açısından belirleyici olabilir. Buna karşılık dünyanın en büyük üreticilerinden Brezilya'nın güçlü ihracat kapasitesi, arz tarafında dengeleyici bir unsur oluşturabilir. Kahve piyasasında da önemli üretici ülkelerdeki sıcaklık ve yağış değişimleri yakından izleniyor; El Nino'nun kahve kuşağındaki üretim koşullarını bozması fiyatlarda yeni dalgalanmalara yol açabilir.
Palm yağında ise El Nino'nun etkisinin gecikmeli ortaya çıkabileceği değerlendiriliyor. Malezya ve çevresindeki üretici ülkelerde hava koşullarının plantasyonlara etkisi zaman içinde üretim rakamlarına yansıdığından, asıl baskının 2027'de belirginleşmesi bekleniyor. Yaşlanan plantasyonlar ve artan biyodizel talebi de palm yağı piyasasının El Nino kaynaklı olası üretim kayıplarına karşı kırılganlığını artırıyor.
Tahıllarda Eşzamanlı Arz Şoku Tehlikesi
Küresel tahıl piyasasında tablo daha karmaşık bir görünüm sergiliyor. ABD ve Brezilya'daki olumlu üretim beklentileri küresel mısır arzını destekleyebilir; ancak Avrupa'daki verim sorunları bazı bölgelerde fiyat baskısına neden olabilir. Bu nedenle Süper El Nino'nun doğrudan küresel bir gıda kıtlığı yaratmasından ziyade, farklı bölgelerde ve farklı ürünlerde aynı döneme denk gelen arz şokları ile sert fiyat hareketleri oluşturması daha önemli risklerden biri olarak öne çıkıyor. Buğday, mısır ve pirinç gibi temel ürünlerde büyük üretici ülkelerin aynı dönemde olumsuz hava koşullarıyla karşılaşması halinde fiyat etkisinin çok daha güçlü olması mümkün.
Lojistik ve Enerji Maliyetleri Denklemi Değiştirebilir
El Nino'nun oluşturabileceği ekonomik risk yalnızca tarımsal üretimle sınırlı değil. Şiddetli kuraklık, dünya ticareti açısından kritik önemdeki nehirlerin ve kanalların su seviyelerini düşürerek gemilerin taşıyabileceği yük miktarını kısıtlayabiliyor. Bu durum navlun maliyetlerini artırarak gıda fiyatlarına ikinci bir baskı katıyor. Özellikle Panama Kanalı gibi küresel ticaret yollarındaki kapasite sorunları, tarım ürünlerinin üretim merkezlerinden tüketici ülkelere taşınmasını daha pahalı hale getirebilir.
Enerji cephesinde de risk büyük. Petrol fiyatlarının yükselmesi tarımsal üretimde kullanılan yakıttan gübre üretimine, nakliyeden soğuk zincire kadar pek çok maliyet kalemini etkiliyor. Bunun yanı sıra ülkelerin biyoyakıt politikaları, soya yağı, kolza yağı, palm yağı, mısır ve şeker kamışı gibi ürünlerde gıda ile enerji sektörlerinin aynı hammadde için rekabet etmesine zemin hazırlıyor. El Nino'nun tarımsal etkisinin yüksek enerji fiyatlarıyla aynı döneme denk gelmesi, gıda enflasyonu üzerindeki baskıyı daha da yoğunlaştırabilir.
Climate Impact Lab: 451 Bin Ek Ölüm Tahmini
El Nino'nun olası etkilerine ilişkin en çarpıcı tahminlerden biri insan sağlığı alanından geldi. University of Chicago bünyesindeki Climate Impact Lab araştırmacılarının hesaplamasına göre, güçlü El Nino'nun Haziran 2026-Şubat 2027 döneminde oluşturabileceği sıcaklık etkileri dünya genelinde 451 bine kadar ek ölümle ilişkilendirilebilir. Araştırmacılar, karalar üzerindeki sıcaklıkların normal seviyelerin üzerine çıkabileceğini ve aşırı sıcak günlerin sayısında yüzde 44'e varan artış görülebileceğini hesaplıyor. Bu rakamların gerçekleşmiş ölüm sayılarını değil, belirli iklim ve sıcaklık senaryolarına dayanan model tahminlerini ifade ettiğini de belirtmek gerekiyor.
Araştırmanın Eylül 2026-Şubat 2027 dönemine ilişkin hesaplamalarında en yüksek tahminlerden biri Nijerya için yapılıyor. Modellemeye göre Nijerya'da 31 bin 400, Endonezya'da 19 bin 300 ve Sudan'da 17 bin 600'e kadar ek ölüm sıcaklık etkileriyle ilişkilendirilebilir. Filipinler, Vietnam, Tayland ve Kamboçya'da ise toplam 19 bin 400 ek ölüm öngörülüyor. Hindistan ve Pakistan da yüksek sıcaklık riskinin yakından izlendiği ülkeler arasında yer alıyor.
Önümüzdeki dönemde belirleyici soru El Nino'nun yalnızca ne kadar güçlü olacağı değil, hangi tarım bölgelerini hangi üretim dönemlerinde etkileyeceği olacak. Kuraklık, aşırı yağış, enerji fiyatları, gübre maliyetleri ve lojistik sorunlarının aynı dönemde üst üste gelmesi durumunda iklim kaynaklı üretim kayıpları küresel gıda zinciri boyunca büyüyebilir. Pasifik'teki sıcaklık değişiminin gerçek ekonomik etkisi binlerce kilometre uzakta ortaya çıkabilir: Tarladaki verim kaybından limanlardaki navlun maliyetine, oradan da market raflarındaki gıda fiyatlarına kadar.
Sıkça Sorulan Sorular
El Nino gıda fiyatlarını ne kadar artırabilir?
Küresel tarım stratejileri danışmanlık şirketi Beroe'nin değerlendirmesine göre, El Nino'nun gübre kıtlığı, yüksek enerji maliyetleri ve jeopolitik gerilimlerle aynı döneme denk gelmesi halinde küresel gıda emtia fiyatlarında yüzde 14-16'lık artışa katkıda bulunması mümkün.
Hangi gıda ürünleri El Nino'dan en çok etkilenebilir?
Kaynakta öne çıkan ürünler buğday, mısır, pirinç, kahve, şeker, kakao, soya ve palm yağı olarak sıralanıyor. Kısa vadede en yüksek tedarik riski ise Batı Afrika merkezli kakao üretiminde görülüyor.
El Nino'nun gıda fiyatları üzerindeki etkisi ne kadar sürebilir?
Beroe'nin değerlendirmesine göre fiyat baskısının yalnızca 2026 ve 2027 ile sınırlı kalmayabileceği, bazı ürün ve piyasalarda etkinin 2028'e kadar uzayabileceği öngörülüyor.
Climate Impact Lab'ın El Nino için yaptığı sağlık tahmini nedir?
University of Chicago bünyesindeki Climate Impact Lab araştırmacıları, güçlü El Nino'nun Haziran 2026-Şubat 2027 döneminde oluşturabileceği sıcaklık etkilerinin dünya genelinde 451 bine kadar ek ölümle ilişkilendirilebileceğini hesaplıyor. Bu rakamlar, belirli iklim ve sıcaklık senaryolarına dayanan model tahminleridir.
El Nino tarımsal üretimin dışında hangi alanlarda risk yaratıyor?
El Nino'nun ekonomik riski tarımsal üretimle sınırlı değil. Şiddetli kuraklık nehir ve kanal su seviyelerini düşürerek navlun maliyetlerini artırabilir; Panama Kanalı gibi kritik ticaret yollarında kapasite sorunları yaşanabilir. Ayrıca yükselen enerji fiyatları yakıt, gübre üretimi ve nakliye gibi tarımsal maliyet kalemlerini de olumsuz etkileyebilir.