
ABD Başkanı Donald Trump'ın 22 Eylül 2026'da New York'ta gerçekleşen BM Genel Kurulu konuşmasında Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) yönelik sert ifadeler kullanması ve üye ülkeleri mahkemeden çekilmeye davet etmesi, Almanya'dan hızlı bir karşılık gördü. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, kamu yayıncısı Deutschlandfunk'a yaptığı açıklamada Berlin'in bu çağrıya uymayacağını ve UCM'ye verdiği desteği sürdüreceğini net bir dille ortaya koydu.
Wadephul'un Yanıtı: Tutum Değişmeyecek
Wadephul, Trump'ın çağrısını doğrudan reddederek UCM'nin kurallara dayalı uluslararası düzenin ayrılmaz bir parçası olduğunu savundu. "Elbette bunu yapmayacağız" diyen Alman Bakan, ülkesinin tutumunun değişmeyeceğini vurguladı. Wadephul ayrıca Trump yönetiminin UCM politikasını, Berlin ile Washington arasında görüş ayrılığı bulunan konulardan biri olarak açıkça tanımladı.
Bakan, Almanya'nın UCM'nin yanında duracağının açık olduğunu belirtirken mahkemenin uluslararası hukuk ihlalleri, savaş suçları ve insanlığa karşı suçların yargılanmasındaki işlevine de dikkat çekti. Wadephul, UCM gibi uluslararası yargı mekanizmalarına ihtiyaç duyulmaya devam edildiğini savunarak geçmişte Batı Balkanlar'da yaşanan ağır insan hakları ve uluslararası hukuk ihlallerinin hesap verebilirlik açısından taşıdığı öneme işaret etti.
Trump BM Kürsüsünden UCM'yi Hedef Aldı
Tartışmanın fitilini ateşleyen açıklama, 22 Eylül 2026'da New York'ta düzenlenen BM Genel Kurulu'nda geldi. Trump konuşmasında UCM'yi "kontrolden çıkmış bir kurum" ve "haydut kurum" olarak nitelendirdi. ABD askerlerinin, ülkesinin taraf olmadığı bir mahkeme tarafından soruşturulmasına ya da yargılanmasına izin vermeyeceklerini de sözlerine ekledi.
ABD, UCM'nin kurucu belgesi olan Roma Statüsü'ne taraf değil. Trump bu gerçeği arka plan olarak kullanarak daha da ileri gitti ve Roma Statüsü'ne taraf olan tüm ülkeleri mahkemeden resmen çekilmeye davet etti. Söz konusu çağrı, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Washington ile Berlin Arasındaki Derin Görüş Ayrılığı
Wadephul'un açıklaması, Almanya ile ABD arasındaki UCM politikasındaki belirgin ayrışmayı bir kez daha gözler önüne serdi. Almanya, Roma Statüsü'ne taraf ülkeler arasında yer alırken mahkemenin çalışmalarını aktif biçimde destekliyor. ABD ise Roma Statüsü'ne taraf olmadığı gibi Trump yönetimi döneminde mahkemeye yönelik yaptırım politikasını da sertleştirdi.
Bu tablo, iki NATO müttefiki arasındaki çok boyutlu gerilimin UCM meselesinde de kendini gösterdiğini açıkça ortaya koyuyor. Almanya'nın tutumu, Avrupa'nın genel eğilimini yansıtır nitelikte; kıta ülkelerinin büyük çoğunluğu Roma Statüsü'ne taraf ve UCM'nin kurumsal varlığını savunuyor.
Trump'ın Çağrısına İlk Olumlu Yanıt Pasifik'ten Geldi
Trump'ın BM kürsüsündeki çağrısının ardından dikkat çekici bir gelişme Pasifik'ten yaşandı. Naoero (Nauru) Cumhurbaşkanı David Adeang, ülkesinin Uluslararası Ceza Mahkemesi'nden çekileceğini BM Genel Kurulu'nda duyurdu. Adeang, çekilme belgesini New York'tan ayrılmadan önce Roma Statüsü'nün depoziterine sunacaklarını da açıkladı.
Bu gelişmeyle birlikte Trump'ın çağrısının ardından UCM üzerindeki uluslararası tartışma genişledi. Almanya ise Washington'ın talebine uymayacağını kamuoyu önünde ilan eden ülkelerden biri olarak öne çıktı. İki farklı kutbun bu denli belirgin biçimde ayrışması, UCM'nin geleceğine ilişkin tartışmaların uluslararası arenada süreceğine işaret ediyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Almanya neden UCM'den çekilmeyi reddetti?
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, UCM'nin kurallara dayalı uluslararası düzenin bir parçası olduğunu savunarak ülkesinin mahkemeye desteğini sürdüreceğini açıkladı. Wadephul, "Elbette bunu yapmayacağız" diyerek Berlin'in tutumunun değişmeyeceğini net biçimde ortaya koydu.
Trump BM Genel Kurulu'nda UCM hakkında ne söyledi?
Trump, 22 Eylül 2026'daki BM Genel Kurulu konuşmasında UCM'yi "kontrolden çıkmış bir kurum" ve "haydut kurum" olarak nitelendirdi. ABD askerlerinin ülkesinin taraf olmadığı bu mahkemece yargılanamayacağını belirterek Roma Statüsü'ne taraf tüm ülkeleri mahkemeden resmen çekilmeye davet etti.
ABD'nin UCM ile ilişkisi nasıl?
ABD, UCM'nin kurucu belgesi olan Roma Statüsü'ne taraf değil. Trump yönetimi döneminde ise mahkemeye yönelik yaptırım politikası daha da sertleştirildi.
Trump'ın çağrısına uyan ilk ülke hangisi oldu?
Pasifik ülkesi Naoero (Nauru), Trump'ın çağrısının ardından UCM'den çekileceğini BM Genel Kurulu'nda açıklayan ilk ülke oldu. Cumhurbaşkanı David Adeang, çekilme belgesini New York'tan ayrılmadan önce Roma Statüsü'nün depoziterine sunacaklarını söyledi.
Wadephul UCM'nin önemine ilişkin hangi örneği verdi?
Wadephul, UCM gibi uluslararası yargı mekanizmalarına ihtiyaç duyulmaya devam edildiğini savunurken geçmişte Batı Balkanlar'da yaşanan ağır insan hakları ve uluslararası hukuk ihlallerinin hesap verebilirlik açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.