
ABD Başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler toplantısında İran ile yürütülen temaslarda anlaşma ihtimalinin güçlendiğini açıkladı. New York'ta yaklaşık üç saat süren görüşmede İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ABD özel temsilcisi Steve Witkoff bir araya geldi. Görüşmede Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına ilişkin şartlarını ilettiği bildirildi. Trump, diplomasi mesajları verirken İran'a yönelik askeri müdahale tehdidini de sürdürdü. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ülkesinin diplomasiye açık olduğunu, ancak ABD'nin tehdit ve baskılarına karşı savaştan çekinmediğini ifade etti. Sputnik Türkiye'ye konuyu değerlendiren Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe, gelişmeleri birçok boyutuyla ele aldı.
Trump Şartlarını Dayatmaya Çalışıyor, Ancak Saha Buna İzin Vermiyor
Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe, Trump'ın bu savaşı bitirmek istediğini ancak bunu kendi belirlediği koşullar çerçevesinde sonuçlandırmaya çalıştığını belirtti. Gökçe'ye göre sahadaki tablo, ABD'nin taleplerinin tamamını İran'a kabul ettirmesini güçleştiriyor. "Trump bu savaşı bitirmek istiyor. Kendi istediği şartlarda olması için çaba harcıyor. Ancak sahadaki durum kendisinin isteklerinin hepsini İran'a kabul ettirebilecek durumda değil" diyen Gökçe, bu nedenle Washington'ın tehdit ve baskı politikasını sürdürerek Tahran yönetiminde ayrılıklar yaratmaya çalıştığını aktardı.
Gökçe, Trump'ın BM Zirvesi'nde İran heyetiyle yapılan görüşmede "oldukça büyük bir ivme" bulunduğunu söylemesinin anlaşmaya yaklaşıldığına işaret edebileceğini belirtti; ancak anlaşmanın hangi koşullar altında şekilleneceğinin henüz netlik kazanmadığını ekledi. "ABD'nin istediği bütün şartları kabul ettirme ihtimali düşük, aynı şekilde İran için de aynı hususlar geçerli" değerlendirmesini yaptı.
Askeri Tehditler Psikolojik Harekat Olarak Okunmalı
Trump'ın diplomasi mesajlarıyla eş zamanlı olarak askeri tehditlerde bulunmasını da yorumlayan Gökçe, bu tutumun İran'a yönelik bir psikolojik harekat niteliği taşıdığını söyledi. Gökçe'ye göre bu söylem, İran yönetimi içinde daha fazla savaş istemeyenlerin, savaş yanlısı kesimleri ikna ederek tarafları daha fazla yıkım yaşanmadan müzakere masasına çekmeye zorlamak amacıyla kullanılıyor. "Bu sözleri sarf ederken askeri tehditlerde bulunması İran'a yönelik bir psikolojik harekat olarak değerlendirilmelidir. İran yönetimi içinde daha fazla savaş istemeyenlerin, savaş isteyenleri ikna edebilmek adına daha fazla yıkım olmadan bir an önce masaya oturması için yapılan bir söylem olarak değerlendirilebilir" dedi.
İran-ABD Anlaşması Ortadoğu'daki Çatışmaları Bitirmez
Gökçe, İran ile ABD arasında bir anlaşma imzalanmasının bölgedeki gerilimi yatıştırmaya yetmeyeceğini özellikle vurguladı. Bu değerlendirmenin odağına İsrail'i yerleştiren Gökçe, "İran-ABD anlaşması Ortadoğu'da çatışmaları bitirmez. Çünkü bu bölgede istikrar istemeyen bir İsrail var. İsrail bölgedeki istikrarsızlıktan beslenen bir ülke" dedi. Gökçe'ye göre mevcut savaş sona erse bile başka sahalarda yeni çatışmalar kaçınılmaz olacak; Yemen-Suudi Arabistan eksenini bunun somut örneği olarak gösterdi. Irak'ı ise şimdilik sessiz görünse de muhtemel bir çatışma alanı olarak nitelendirdi.
Müzakere Masasında İki Tarafın Öncelikleri
Gökçe, ABD'nin bölgedeki temel önceliğinin ekonomik kazanım olduğunu ifade etti. Buna göre Washington'ın gündeminde Hürmüz Boğazı ile İran'ın petrol ve doğal gaz kaynaklarından gelir elde etmek ve İran'ın nükleer kapasitesini en aza indirmek yer alıyor. İran cephesinde ise öncelikler farklı biçimde sıralanıyor: yaptırımların kaldırılması, bloke edilen paraların serbest bırakılması, İsrail ve ABD'nin yeniden saldırmayacağına dair güvence verilmesi ve Hürmüz'den gelir elde edilmesi. Gökçe, Hürmüz'den kazanç sağlama hedefinin her iki taraf için de ortak olduğuna dikkat çekerek bu noktada bir uzlaşı zeminin oluşabileceğini belirtti.
Gökçe'ye göre İran'ın deniz ablukasının kaldırılması, dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması ve bölgedeki savaşların sona erdirilmesi gibi talepleri ABD açısından müzakere edilebilir nitelik taşıyor. Ancak bunun karşılığında Washington'ın da Hürmüz'den pay almak isteyeceğini vurguladı.
Hürmüz Boğazı'nın Açılması Petrol Fiyatlarını Düşürür
Hürmüz Boğazı'nın yeniden işleve kavuşmasının enerji piyasaları üzerindeki olası etkilerini de ele alan Gökçe, boğazın açılmasının petrol fiyatlarında gerilemeye yol açacağını ve enerji arzının artmasıyla küresel piyasalara rahatlama geleceğini söyledi. Türkiye özelinde ise Gökçe, ülkenin enerji güvenliğini güvence altına alabilmek için mevcut tedarik zincirinde alternatif kaynaklar ve güzergahlar belirlemesi ve bu doğrultuda politikalar geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
Sıkça Sorulan Sorular
New York'taki İran-ABD görüşmesi kimler arasında gerçekleşti ve ne kadar sürdü?
Görüşme, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ABD özel temsilcisi Steve Witkoff arasında New York'ta yapıldı ve yaklaşık üç saat sürdü. Görüşmede Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına ilişkin şartlarını ilettiği bildirildi.
Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe'ye göre Trump neden hem diplomasi mesajı veriyor hem de askeri tehditlerde bulunuyor?
Gökçe, bu tutumu İran'a yönelik bir psikolojik harekat olarak nitelendirdi. Söz konusu söylemin, İran yönetimi içinde savaş istemeyenlerin savaş yanlılarını ikna ederek tarafları daha fazla yıkım olmadan müzakere masasına çekmeye zorlamak amacıyla kullanıldığını değerlendirdi.
İran-ABD arasında anlaşma sağlanırsa Ortadoğu'daki çatışmalar sona erer mi?
Gökçe'ye göre hayır. Bölgede istikrar istemeyen İsrail'in varlığı nedeniyle bir İran-ABD anlaşması Ortadoğu'daki çatışmaları bitirmeyecek; mevcut savaş sona erse bile başka sahalarda yeni çatışmalar başlayacak. Gökçe bu bağlamda Yemen-Suudi Arabistan eksenini örnek gösterdi ve Irak'ı da olası bir çatışma alanı olarak işaret etti.
Müzakere masasında ABD ile İran'ın temel talepleri nelerdir?
Gökçe'ye göre ABD'nin öncelikleri Hürmüz'den ve İran'ın petrol ile doğal gazından ekonomik kazanım sağlamak ve İran'ın nükleer kapasitesini en aza indirmek. İran'ın öncelikleri ise yaptırımların kaldırılması, bloke edilen paralarının serbest bırakılması, İsrail ve ABD'nin yeniden saldırmayacağına dair güvence verilmesi ve Hürmüz'den gelir elde edilmesi.
Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması enerji piyasalarını nasıl etkiler?
Gökçe, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının petrol fiyatlarının gerilemesini sağlayacağını ve enerji arzının artmasıyla küresel piyasalara rahatlama geleceğini ifade etti. Türkiye'nin ise enerji güvenliğini sağlamak için tedarik zincirinde alternatif kaynaklar ve güzergahlar belirlemesi gerektiğini vurguladı.