
Afro-Küba müziğini cazla buluşturan efsanevi Kübalı trompetçi Arturo Sandoval, 36. Akbank Caz Festivali kapsamında 8 Ekim'de Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi'nde İstanbullu dinleyicilerle buluşmaya hazırlanıyor. Modern cazın efsanevi isimlerinden Amerikalı trompetçi ve besteci Dizzy Gillespie'nin öğrencisi olan, trompetle ulaştığı olağanüstü tiz sesler, güçlü tekniği ve kendine özgü üslubuyla dünya çapında tanınan 76 yaşındaki sanatçı, konserler vermeye, beste yapmaya ve trompet çalışmaya devam ediyor. 10 Grammy kazanan ve Frank Sinatra'dan Stevie Wonder'a, Celia Cruz'dan Alicia Keys'e pek çok önemli isimle çalışan Sandoval, müzikle geçen yarım yüzyılı aşkın kariyerini, Dizzy Gillespie'nin hayatındaki yerini, Küba'dan ayrılışını ve özgürlükle kurduğu bağı anlattı.
Caz dünyasında yalnızca iyi birer icracı değil, enstrümana yeni bir soluk getiren isimler arasında gösterilen Sandoval, İstanbul'a yaklaşık sekiz yıl sonra dönecek. Sanatçı, Türk seyircisinin müziğe karşı çok derin bir ilgisi olduğunu ve İstanbul'un başka hiçbir şehirle karışmayacak bir yer olduğunu söylerken, konserde bol enerji, bol ritim ve neşe olacağını ifade etti.
Trompetin Merhameti Yoktur: Her Gün Çalışma Disiplini
Arturo Sandoval, trompeti acımasız bir enstrüman olarak tanımlıyor ve her gün çalışılmadığında bedelini ödettiğini vurguluyor. Kendisine yöneltilen hâlâ her gün çalışıp çalışmadığı sorusuna kesin bir yanıt veren sanatçı, trompetin kaç yaşında olduğuyla ya da kaç Grammy kazanıldığıyla ilgilenmediğini söylüyor.
Sandoval'a göre trompetin merhameti yoktur. Çalışılmadığında bedeli ödenir. Dudakların, nefesin, kasların ve koordinasyonun birlikte çalışması gerekir. Trompeti bir hafta kutusunda bırakıp sonra çıkarıldığında enstrümanın hoş geldiniz demediğini, nerelerdeydin diye sorduğunu dile getiren sanatçı, mümkün olan her gün çalıştığını belirtiyor. Bunca yıldan sonra hâlâ kendisini bir trompet öğrencisi olarak gördüğünü ifade ediyor.
Bu disiplin, 76 yaşında olmasına rağmen konserler vermeye ve beste yapmaya devam etmesinin temelini oluşturuyor. Sandoval, trompetin her gün ilgi isteyen bir enstrüman olduğunu ve bu ilginin kesintiye uğraması halinde performansın doğrudan etkilendiğini anlatıyor.
Başka Bir Evrenin Kapısı: Özgünlük ve Merak
Charlie Parker ve Dizzy Gillespie'yi ilk kez dinlemenin müziğe bakışını tamamen değiştirdiğini anlatan Sandoval, o anı başka bir evrenin kapısının açılması olarak tanımlıyor. Daha önce hiç duymadığı bir özgünlük, ritim ve hayal gücüyle karşılaştığını ve aklının başından alındığını söylüyor.
Bugün 20 yaşında olsaydı kendisinde aynı etkiyi neyin yaratabileceği sorusuna ise yine özgünlük yanıtını veriyor. Kendisine bir dakika, bu ne dedirten bir şeyin peşinde olacağını belirtiyor. Bugün gençlerin neredeyse kaydedilmiş bütün müziklere ulaşabilmesinin büyük bir ayrıcalık olduğunu ancak şaşırmayı zorlaştırdığını dile getiriyor. Kendi gençliğinde bir Charlie Parker plağı bulmanın altın bulmak gibi olduğunu anlatıyor.
Sandoval, kendisi için yalnızca iki tür müzik olduğunu, iyi müzik ve kötü müzik olarak ayırdığını söylüyor. Her şeyi bildiğine asla inanılmaması gerektiğini vurgulayan sanatçı, merak etmeyi bıraktığınız an yaşlanmaya başlarsınız sözleriyle gençlere ve dinleyicilere sesleniyor. Merakın ve öğrenme isteğinin müzikte olduğu kadar hayatta da belirleyici olduğunu ifade ediyor.
Ödül Mü Sahnedeki Solo Mu: Cazın Anlık Yaratımı
Kariyeri birçok ödülle dolu olan Arturo Sandoval, Küba'da çok yoksul, küçük bir kasabada büyüdüğünü ve böyle şeyleri hayal bile edemediğini anlatıyor. Ödül almakla müzik yapmak arasında fark olduğunu vurguluyor. Ödülün geçmişte yapılanlar nedeniyle verildiğini, sahnedeki harika bir gecenin ise tam o anda yaşandığını söylüyor.
Sandoval'a göre sahnede bir anda daha önce çalacağını bilmediği bir şeyi çalmanın duygusunun yerini hiçbir şey tutamaz. Cazın her gece beş saniye önce var olmayan bir şeyi yaratma şansı verdiğini belirtiyor. Bu nedenle sahnede çalınan çok iyi bir solonun heyecanının ödüllerden daha anlık ve yeri doldurulamaz olduğunu ifade ediyor.
Caz Dinlediği İçin 3,5 Ay Hapis: Özgürlükle Özdeşleşen Müzik
Arturo Sandoval, Küba'daki zorunlu askerlik döneminde gizlice caz dinlediği için 3,5 ay hapis yatmasının kendisini sonsuza dek değiştirdiğini anlatıyor. O dönemde cazın Yankee emperyalizminin müziği olarak görüldüğünü söylüyor. Bir gün kısa dalga radyodan İngilizce bir yayın dinlerken yakalandığını ve bu nedenle hapis yattığını dile getiriyor.
Hırsızlık yapmadığını, kimseye zarar vermediğini, bir suç işlemediğini, yalnızca müzik dinlediğini vurguluyor. Birisi sizi dinlediğiniz müzik yüzünden hücreye koyduğunda özgürlüğün ne anlama geldiğini çok hızlı öğrendiğini ifade ediyor. O günden sonra cazın zihninde özgürlükle özdeşleştiğini belirtiyor.
1990'dan bugüne 36 yıl geçtiğini hatırlatan Sandoval, bugün daha özgür bir dünyada yaşayıp yaşamadığımız sorusuna da yanıt veriyor. Teknolojinin değiştiğini, iletişimin değiştiğini ve dünyanın küçüldüğünü ancak insan doğasının pek değişmediğini söylüyor. Hâlâ insanların ne söyleyeceğini, ne dinleyeceğini ve neye inanacağını kontrol etmek isteyen yönetimler, savaşlar ve siyasi tutuklular olduğunu dile getiriyor. Özgürlüğün zaman ilerledikçe otomatik olarak geliştiğinin düşünülmemesi gerektiğini, korunması gerektiğini vurguluyor. Buna rağmen umutsuz olmadığını, dünyanın dört bir yanında insanların aynı şeyleri istediğini gördüğünü, barış, güvenlik ve onurlu bir yaşam talebinin ortak olduğunu anlatıyor. Aynı dili konuşmasa da müzikle iletişim kurulabildiğini ve bunun umut verdiğini söylüyor. Bunu kendisine müziğin öğrettiğini ifade ediyor.
1990'da Küba'dan Ayrılış ve Dizzy Gillespie'nin Hayatındaki Yeri
Arturo Sandoval, 1990'da Küba'dan ayrılıp ABD'ye sığınmasını yıllardır ayrılmak istemesine rağmen ailesi olduğu için ertelediğini anlatıyor. 1990'da Dizzy Gillespie ile Avrupa turnesinde olduğunu belirtiyor. Küba hükümetinin eşi Marianela ve oğlunun da Avrupa'ya çıkmasına izin verdiğini ve yıllardır bekledikleri fırsatın bu olduğunu söylüyor. Kendisinin İtalya'da, eşinin ve oğlunun Londra'da olduğunu dile getiriyor.
Gecenin bir yarısı Dizzy Gillespie'ye gidip harekete geçmesi gerektiğini söylediğini ve Gillespie'nin kendisine yardım ettiğini anlatıyor. Roma'daki Amerikan Büyükelçiliği'ne gidip siyasi sığınma talebinde bulunduğunu belirtiyor. Yanında trompeti ve çok az eşyası olduğunu söylüyor. İnsanların bunu bazen heyecanlı bir kaçış hikâyesi gibi anlattığını ancak içinde yaşarken film gibi hissettirmediğini, dehşete düştüklerini ifade ediyor. Ülkesini, ailesini ve arkadaşlarını geride bıraktığını ancak oğlunun kendisinin sahip olmadığı seçimlere sahip olmasını istediğini vurguluyor.
Dizzy Gillespie bugün hayatta ve yanında olsaydı ne söyleyeceği sorusuna ise teşekkür ederim yanıtını veriyor. Saatlerce konuşabileceğini ancak her şeyin bu iki kelimeye geldiğini söylüyor. Dizzy'nin önce kahramanı, sonra akıl hocası, arkadaşı ve neredeyse babası gibi biri olduğunu anlatıyor. Hayatlarının en tehlikeli anında hiç tereddüt etmeden yardım ettiğini belirtiyor. Her çaldığında müziğin içinde biraz Dizzy olduğunu ve kendisine müzik, dostluk ve özgürlük verdiğini ifade ediyor.
76 yaşında gençlere vereceği en önemli tavsiyenin bugüne odaklanmak olduğunu söylüyor. Dünün geçtiğini ve değiştirilemeyeceğini, yarının ise hiç kimse için garanti olmadığını belirtiyor. Bugün bir şey yapılabileceğini, çalışılabileceğini, birine sevgi söylenebileceğini, bir şey öğrenilebileceğini ve birine yardım edilebileceğini anlatıyor. Meraklı olunmasını, okunmasını, dinlenmesini ve soru sorulmasını öneriyor. İki dakikalık bir video izlendiği için her şeyin bilindiğine inanılmaması gerektiğini gülerek dile getiriyor ve emek vermenin yerini hiçbir şeyin tutmayacağını vurguluyor.
Türk Seyircisinin Derin İlgisi ve 8 Ekim Konserinden Beklentiler
İstanbul'a yaklaşık sekiz yıl sonra dönen Sandoval, şehir ve İstanbul seyircisi hakkında sıcaklığı hatırladığını söylüyor. Türk seyircisinin müziğe karşı çok derin bir ilgisi olduğunu belirtiyor. İstanbul'un başka hiçbir şehirle karışmayacak bir yer olduğunu ifade ediyor.
Konserde bol enerji, bol ritim ve umarım bolca neşe olacağını dile getiriyor. Caz, Afro-Küba müziği, doğaçlamalar ve elbette bol bol trompet olacağını anlatıyor. Her konserin farklı olduğunu, cazın bu olduğunu, nereye gidileceğine dair bir fikir olduğunu ancak oraya varıldığında ne olacağının tam olarak bilinmediğini söylüyor. Amacının basit olduğunu, insanların salondan içeri girdiklerinden daha iyi hissederek ayrılmalarını istediğini vurguluyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Arturo Sandoval kimdir?
Arturo Sandoval, Afro-Küba müziğini cazla buluşturan Kübalı bir trompetçidir. Özellikle trompetle ulaştığı olağanüstü tiz sesler, güçlü tekniği ve kendine özgü üslubuyla tanınır. Modern cazın efsanevi isimlerinden Amerikalı trompetçi ve besteci Dizzy Gillespie'nin öğrencisidir, 10 Grammy kazanmıştır ve Frank Sinatra'dan Stevie Wonder'a, Celia Cruz'dan Alicia Keys'e pek çok önemli isimle çalışmıştır. 76 yaşındadır.
Arturo Sandoval İstanbul konseri ne zaman ve nerede olacak?
Arturo Sandoval, 36. Akbank Caz Festivali kapsamında 8 Ekim'de Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi'nde konser verecektir. Kaynakta konserin tarihi ve mekânı bu şekilde belirtilmiştir.
Arturo Sandoval neden 3,5 ay hapis yattı?
Arturo Sandoval, Küba'daki zorunlu askerlik döneminde kısa dalga radyodan İngilizce bir yayın dinlerken yakalandığı için 3,5 ay hapis yatmıştır. O dönemde caz Yankee emperyalizminin müziği olarak görülüyordu. Sandoval, hırsızlık yapmadığını ve kimseye zarar vermediğini, yalnızca müzik dinlediğini belirtmiştir.
Arturo Sandoval Küba'dan nasıl ayrıldı?
Arturo Sandoval, 1990'da Dizzy Gillespie ile Avrupa turnesindeyken Küba'dan ayrılmıştır. Kendisi İtalya'da, eşi Marianela ve oğlu Londra'dayken Dizzy Gillespie'nin yardımıyla Roma'daki Amerikan Büyükelçiliği'ne giderek siyasi sığınma talebinde bulunmuştur. Yanında trompeti ve çok az eşyası vardı.
Arturo Sandoval gençlere ne tavsiye ediyor?
76 yaşındaki Sandoval, gençlere bugüne odaklanmalarını, meraklı olmalarını, okumalarını, dinlemelerini ve soru sormalarını tavsiye ediyor. Dünün geçtiğini ve yarının garanti olmadığını, bugün çalışılabileceğini, öğrenilebileceğini ve yardım edilebileceğini söylüyor. İki dakikalık bir video ile her şeyin bilindiğine inanılmaması gerektiğini ve emek vermenin yerini hiçbir şeyin tutmayacağını vurguluyor.