
Dünya'nın binlerce kilometre altında, biri Afrika'nın diğeri Pasifik Okyanusu'nun altında yer alan iki dev yapının kökeni bilim dünyasının en büyük gizemleri arasında yer almaya devam ediyor. Büyük düşük kesme hızlı bölgeler (LLSVP) olarak adlandırılan bu oluşumların çevrelerindeki mantodan farklı özelliklere sahip olduğu sismolojik gözlemlerle ortaya konmuş olsa da, tam olarak neden oluştukları ve hangi maddelerden meydana geldikleri kesin olarak açıklanabilmiş değil. Bilim insanları yapıların milyarlarca yıllık okyanus kabuğu birikimiyle oluşmuş olabileceğini düşünürken, bir diğer hipotez yaklaşık 4,5 milyar yıl önce Dünya'ya çarpan Theia adlı gezegenin kalıntıları olabileceklerini öne sürüyor.
Afrika'nın Altındaki 800 Kilometrelik Tuzo Yapısı
İki dev yapıdan Afrika'nın altında bulunan ve Tuzo olarak adlandırılan bölgenin yaklaşık 800 kilometre yüksekliğe ulaştığı tahmin ediliyor. Bu mesafe yaklaşık 90 Everest Dağı'nın üst üste konulmasına karşılık geliyor. Her iki yapının da Dünya'nın hacminin önemli bir bölümünü oluşturduğu tahmin ediliyor. Bilim insanları bu oluşumların kökenine ilişkin ilk açıklamada, milyarlarca yıl boyunca mantonun derinliklerinde biriken okyanus kabuğu parçalarından meydana gelmiş olabileceklerini değerlendiriyor. Ancak bu açıklama dışında çok daha dikkat çekici başka bir hipotez de bulunuyor.
LLSVP'lerin çevrelerindeki mantodan farklı sıcaklık, yoğunluk veya kimyasal bileşime sahip olduğuna işaret eden bulgular, yapıların sıradan manto malzemesinden ayrıldığını gösteriyor. Fakat yalnızca bu farklılık, yapıların nasıl ve ne zaman oluştuğunu tek başına açıklamaya yetmiyor. Bu nedenle bilim dünyasında birden fazla açıklama tartışılıyor.
Theia Hipotezi: Başka Bir Gezegenin Kalıntıları mı?
Bazı bilim insanlarına göre Dünya'nın derinliklerindeki bu dev yapılar, yaklaşık 4,5 milyar yıl önce Dünya'ya çarpan başka bir gezegenin kalıntıları olabilir. Söz konusu gök cismi Theia olarak adlandırılıyor. Bilim dünyasında dev çarpışma hipotezi olarak bilinen teoriye göre Mars büyüklüğündeki Theia, Güneş Sistemi'nin erken dönemlerinde genç Dünya ile çarpıştı. Bu dev çarpışmanın ardından uzaya savrulan maddelerin zaman içerisinde birleşerek Ay'ı oluşturduğu düşünülüyor.
Hipotezin daha yeni yorumlarından biri ise Theia'nın tamamının uzaya savrulmadığını öne sürüyor. Buna göre çarpışmanın ardından Theia'nın yoğun parçalarının bir bölümü Dünya'nın içlerine doğru battı ve çekirdeğin hemen üzerindeki derin mantoda birikti. Bu maddeler milyarlarca yıl boyunca burada kalmış ve bugün gözlemlenen LLSVP yapılarını meydana getirmiş olabilir.
Ancak bunun henüz kesinleşmiş bir keşif olmadığının altını çizmek gerekiyor. LLSVP'lerin varlığı sismolojik gözlemlerle ortaya konmuş olsa da bunların Theia'nın kalıntıları olduğu hipotezi doğrudan kanıtlanmış değil. Bu hipotez, halen doğrulanmayı bekleyen bir açıklama olarak ele alınıyor.
Dünya'nın İçine Doğrudan Ulaşmak Neden İmkânsız?
Bilim insanlarının bu yapıların kökenini belirlemekte zorlanmasının temel nedeni, Dünya'nın derinliklerini doğrudan incelemenin neredeyse imkânsız olması. İnsanların bugüne kadar açtığı en derin sondaj olan Kola Süper Derin Sondajı, yaklaşık 12 bin 263 metre derinliğe ulaştı. Bu rakam etkileyici görünse de Dünya'nın yaklaşık 6 bin 371 kilometrelik yarıçapıyla karşılaştırıldığında son derece küçük kalıyor.
İnsanlık henüz Dünya'nın kabuğunu tamamen delerek mantoya ulaşabilmiş değil. Bu nedenle gezegenin iç yapısını doğrudan örneklemek mümkün olmuyor ve araştırmacılar dolaylı yöntemlere başvurmak zorunda kalıyor. Derin mantoda yer alan ve çekirdeğin hemen üzerinde bulunduğu belirtilen LLSVP'lerin doğrudan incelenememesi, kökenlerine ilişkin belirsizliğin sürmesine neden oluyor.
Sismik Tomografi ile Keşfedilen Yavaş Bölgeler
Bilim insanlarının Dünya'nın içini görüntülemek için kullandığı yöntemlerin başında sismik tomografi geliyor. Depremler sırasında ortaya çıkan sismik dalgalar, Dünya'nın içerisindeki farklı maddelerden geçerken farklı hızlarda hareket ediyor. Kayaların yoğunluğu, sıcaklığı ve yapısındaki değişiklikler dalgaların hızını etkiliyor.
Araştırmacılar dünyanın farklı bölgelerindeki deprem ölçümlerini karşılaştırarak dalgaların gezegenin içinden nasıl geçtiğini hesaplıyor ve böylece Dünya'nın iç yapısının üç boyutlu haritalarını oluşturabiliyor. LLSVP'ler de bu yöntem sayesinde keşfedildi. Sismik dalgaların Afrika ve Pasifik'in altındaki bu iki dev bölgeden geçerken çevredeki mantoya kıyasla daha yavaş hareket ettiği tespit edildi.
Bu yavaşlama, yapıların çevrelerindeki mantodan farklı sıcaklık, yoğunluk veya kimyasal bileşime sahip olduğuna işaret ediyor. Ancak yalnızca sismik dalgaların hızına bakılarak bu maddelerin tam olarak neden oluştuğunu belirlemek mümkün değil. Bu nedenle LLSVP'lerin kökenine ilişkin birden fazla bilimsel açıklama bulunuyor. Bunlardan biri yapıların Dünya'nın kendi jeolojik evrimi sırasında oluştuğunu savunurken, bir diğeri milyarlarca yıl önce gerçekleşen Theia çarpışmasına işaret ediyor.
4,5 Milyar Yıllık Çarpışmanın İzleri Hâlâ Saklı Olabilir
Theia hipotezinin doğrulanması halinde Dünya'nın derinliklerindeki bu bölgeler, Güneş Sistemi'nin oluşum döneminden kalan olağanüstü bir jeolojik kayıt niteliği taşıyabilir. Üstelik söz konusu çarpışmanın yalnızca Ay'ın oluşumuna değil, Dünya'nın iç yapısının gelişimine de katkıda bulunmuş olabileceği değerlendiriliyor.
Bazı araştırmalar, böyle büyük bir çarpışmanın gezegenin manto hareketleri ve levha tektoniğinin gelişiminde rol oynamış olabileceğini öne sürüyor. Bu süreçler daha sonra kıtaların hareketinden volkanizmaya kadar Dünya'nın bugünkü jeolojik yapısını belirleyen temel mekanizmalar arasında yer aldı.
Bilim insanları LLSVP'leri onlarca yıldır inceliyor. Ancak Afrika ve Pasifik'in altında bulunan iki dev yapının kesin kökeni hâlâ bilinmiyor. Yeni sismik görüntüleme teknikleri ve Dünya'nın erken dönemlerini modelleyen bilgisayar simülasyonları, bu yapıların nasıl oluştuğuna ilişkin giderek daha ayrıntılı ipuçları sağlıyor. Eğer Theia hipotezi gelecekte daha güçlü kanıtlarla desteklenirse, bugün üzerinde yaşadığımız gezegenin derinliklerinde Dünya'ya ait olmayan milyarlarca yıllık maddelerin hâlâ bulunuyor olabileceği anlamına gelecek. Şimdilik kesin olan ise Dünya'nın yüzeyinin binlerce kilometre altında, büyüklükleri kıtalarla karşılaştırılabilecek iki dev ve sıra dışı yapının bulunduğu ve bunların gezegenin geçmişine ilişkin henüz çözülememiş önemli ipuçları taşıdığı.
Sıkça Sorulan Sorular
LLSVP nedir ve nerede bulunuyor?
Büyük düşük kesme hızlı bölgeler (LLSVP) olarak adlandırılan iki dev yapı, biri Afrika'nın diğeri Pasifik Okyanusu'nun altında, Dünya'nın derinliklerinde bulunuyor. Çevrelerindeki mantodan farklı özelliklere sahip oldukları biliniyor.
Afrika'nın altındaki Tuzo yapısı ne kadar büyük?
Tuzo olarak adlandırılan yapının yaklaşık 800 kilometre yüksekliğe ulaştığı tahmin ediliyor. Bu mesafe yaklaşık 90 Everest Dağı'nın üst üste konulmasına karşılık geliyor ve iki yapının Dünya'nın hacminin önemli bir bölümünü oluşturduğu tahmin ediliyor.
Theia hipotezi nedir?
Dev çarpışma hipotezine göre Mars büyüklüğündeki Theia adlı gök cismi yaklaşık 4,5 milyar yıl önce genç Dünya ile çarpıştı. Uzaya savrulan maddelerin Ay'ı oluşturduğu düşünülürken, hipotezin yeni yorumuna göre Theia'nın yoğun parçalarının bir bölümü Dünya'nın içine battı ve çekirdeğin hemen üzerindeki derin mantoda birikerek LLSVP'leri oluşturmuş olabilir.
Bilim insanları Dünya'nın içini nasıl görüntülüyor?
İnsanlık henüz kabuğu delerek mantoya ulaşamadığı ve en derin sondaj olan Kola Süper Derin Sondajı 12 bin 263 metrede kaldığı için sismik tomografi kullanılıyor. Depremler sırasında oluşan sismik dalgaların farklı maddelerden geçerken hızlarının değişmesi ölçülerek Dünya'nın iç yapısının üç boyutlu haritaları oluşturuluyor.
LLSVP'lerin Theia'nın kalıntıları olduğu kanıtlandı mı?
Hayır. LLSVP'lerin varlığı sismolojik gözlemlerle ortaya konmuş olsa da bunların Theia'nın kalıntıları olduğu hipotezi doğrudan kanıtlanmış değil ve henüz kesinleşmiş bir keşif olarak değerlendirilmiyor.