
13'üncü Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu, 'Küresel Krizlere Kur'anı Çözümler' temasıyla 4-6 Ekim tarihleri arasında İstanbul'da düzenleniyor. Sempozyumun Atatürk Kültür Merkezi'ndeki açılış programına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Valisi Davut Gül, Suriye Evkaf Bakanı Dr. Muhammed Ebulhayr Şükrü, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan katıldı. Açılışta 'Küresel Krizlere Kur'ani Çözümler' ile 'Kur'an ve Sünnet Ekseninde Yeni Dünya Düzeni İçin Medeniyet Tasavvuru' başlıklı oturumlar gerçekleştirildi.
AKM'deki Açılış Programına Geniş Katılım
Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen açılış programı, farklı ülkelerden ve kurumlardan çok sayıda ismi bir araya getirdi. Kaynakta yer alan bilgilere göre programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve İstanbul Valisi Davut Gül'ün yanı sıra Suriye Evkaf Bakanı Dr. Muhammed Ebulhayr Şükrü de katıldı. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş ile İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan da açılışta yer alan isimler arasında bulundu.
Programa ayrıca yayıncı ve gazeteci Lauren Booth, Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Prof. Ali Karadaği, Pakistan İslam Alimleri Birliği Başkanı Mevlana Fazlurrahman, Ankara Hamiyet ve İrfan Vakfı Eğitimcisi Fevzi Allahverdi ve İstanbul İlim ve Kültür Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Said Yüce katıldı. Sempozyumun bu yılki çerçevesini 'Küresel Krizlere Kur'anı Çözümler' teması oluştururken, açılış gününde iki ana oturum düzenlendi. Bu oturumların başlıkları 'Küresel Krizlere Kur'ani Çözümler' ve 'Kur'an ve Sünnet Ekseninde Yeni Dünya Düzeni İçin Medeniyet Tasavvuru' olarak açıklandı.
Sempozyuma ilişkin paylaşılan bilgilere göre etkinliğe 60'tan fazla ülkeden katılım sağlandı ve 300'e yakın uluslararası akademisyen ve alim İstanbul'da buluştu. Üç gün sürmesi planlanan programın, küresel krizlere yönelik Kur'an ve sünnet eksenli çözüm arayışlarını ele alması hedefleniyor.
Bilal Erdoğan: Zulmün Faili Değiştiğinde Zulmün Adı Değişmez
İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, açılış programındaki konuşmasında küresel adalet, güç dengeleri ve çifte standart konularına odaklandı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin yapısına değinen Erdoğan, konseyde 15 ülke bulunduğunu, bunların içerisinde 5 daimi üyenin veto yetkisinin diğer ülkelerin ve dünyanın bütün ülkelerinin iradelerinin önüne geçebildiğini ifade etti.
Bir salonda alınan siyasi kararın veya alınamayan kararın karşılığının binlerce kilometre ötede bombardıman altında kalan bir Gazzeli çocuk olabildiğini söyleyen Erdoğan, daha vahimi olarak benzer acılara mağdurun kimliğine göre farklı tepkiler verilebilmesini gösterdi. Bir yerde hayatını kaybeden sivillerin günlerce dünya gündeminde kalabildiğini, başka bir coğrafyada yaşanan büyük bir insanlık dramının ise birkaç saniyelik haber görüntüsüne dönüşebildiğini dile getirdi.
Ukrayna-Rusya savaşıyla Gazze soykırımını aynı dönemde yaşarken Avrupa medyasında özellikle ilk yıllarda bu iki çatışmaya, bu iki zulme, bu savaşa ve Gazze'deki soykırıma yaklaşımın ne denli dengesiz olduğunun hep birlikte izlendiğini belirten Erdoğan, Kur'an'ın bu noktada çok açık bir ölçü koyduğunu vurguladı. Ukrayna'daki çocukların sarışın, Gazze'deki çocukların esmer olmasının bir farkı olmadığını, olmaması gerektiğini hatırlattığını ifade eden Erdoğan, Allah Teala'nın 'Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin, adaletli olun' buyruğuna atıf yaptı.
Kur'ani adaletin en güçlü taraflarından birinin adaletin karşıdakinin kimliğine göre değişmemesi olduğunu söyleyen Erdoğan, 'Zulmün faili değiştiğinde zulmün adı değişmez. Mağdurun dini, ırkı, milleti, rengi veya pasaportu insan hayatının anlamını, değerini değiştirmez. Bugün dünyanın ihtiyaç duyduğu ölçülerden biri de budur: Aidiyetlerimizi adaletin önüne koymamak. Mizanın bozulduğu ikinci büyük alan servet ve tüketimle kurduğumuz ilişkidir' dedi.
Servet, Tüketim ve Teknolojide Mizan Vurgusu
Konuşmasının devamında servet ve tüketimle kurulan ilişkiye değinen Erdoğan, Kur'an'ın serveti reddetmediğini, meşru kazancı, mülkiyeti ve ticareti kabul ettiğini ancak servetin insanı esir almasına ve toplumsal sorumluluktan kopmasına karşı güçlü bir ahlak ortaya koyduğunu söyledi. Zekat ve infakın bunun için var olduğunu belirten Erdoğan, Allah Teala'nın servetin ve sermayenin biriktirilmemesine yönelik bir mizan ortaya koyduğunu ve kul hakkı hassasiyetini hayatın bir ölçütü olarak sunduğunu ifade etti.
Kur'an'ın 'ne kadar kazandın' sorusunun yanında başka sorular da sordurduğunu dile getiren Erdoğan, bu soruları 'Nasıl kazandın? Kimin hakkını gözettin? Sahip olduğun imkan başka insanların hayatına nasıl dokundu?' şeklinde sıraladı. Ölçüye en fazla ihtiyaç duyulan alanlardan birinin de bilgi ve teknoloji olduğunu vurgulayan Erdoğan, bugün bir insanın sesinin taklit edilebildiğini, görüntüsünün üretilebildiğini ve birkaç saniyelik bir videonun milyonlarca insan tarafından saniyeler içinde izlenip etkileyici olabildiğini kaydetti.
Teknoloji geldikçe ahlaka duyulan ihtiyacın azalmadığını, aksine arttığını söyleyen Erdoğan, teknolojinin insana neyi yapabileceğini söylediğini fakat her yapabildiği şeyi yapıp yapmaması gerektiği sorusuna teknoloji cephesinden cevap verilmediğini belirtti. Yapay zekanın gelişiminde kuralların nasıl olması gerektiği konusunda dünyanın ittifak etmiş olmadığını ifade eden Erdoğan, yapay zekayı sadece teknoloji için geliştirmiş olmak için geliştirmek durumuyla karşı karşıya kalındığını dile getirdi.
Güç, Servet ve Bilginin İstikameti: Bediüzzaman'ın Medeniyet Ölçüsü
Erdoğan, 60'tan fazla ülkeden katılımın olduğu ve 300'e yakın uluslararası akademisyen ve alimin yer aldığı sempozyumda bütün meseleler yan yana konulduğunda aynı noktaya gelindiğini söyledi. Güç, servet, bilgi, teknoloji ve imkan bulunduğunu belirten Erdoğan, asıl sorunun bunları hangi istikamette kullanacağı olduğunu ifade etti.
Bediüzzaman'ın Kur'an'ın medeniyetini tarif ederken ortaya koyduğu ölçünün tam da bu noktada önem kazandığını söyleyen Erdoğan, 'Noktayı istinat kuvvete bedel haktır ki, şe'ni adalet ve tevazundur. Hedef de menfaat yerine fazilettir' sözlerine atıf yaptı. Bu yaklaşımda gücün karşısına hakkın, menfaatin karşısına faziletin konulduğunu ve hayatın temel düsturunun çatışma yerine yardımlaşma olarak tarif edildiğini aktardı.
İmkan mizandan koptuğunda krizin büyüdüğünü belirten Erdoğan, gücün zulme, servetin tahakküme, bilginin fitneye, teknolojinin ise insanın kendi eliyle ürettiği yeni sorunlara dönüşebildiğini söyledi. Aynı imkanın adaletle, hikmetle ve sorumlulukla buluştuğunda ise bambaşka bir dünyanın mümkün olduğunu dile getiren Erdoğan, Kur'an'ın çağımıza söyleyeceği sözün tam da bu noktada büyük önem taşıdığını vurguladı.
Kur'an'ın insanın elindeki imkanı küçültmediğini, ona istikamet verdiğini ve bazılarının düşündüğü gibi esirleştirmediğini, bilakis özgürleştirdiğini ifade eden Erdoğan, Kur'an'ın gücü adaletle, serveti infakla, bilgiyi hakikatle, aileyi merhametle, tabiatı emanet bilinciyle ve teknolojiyi mesuliyetle buluşturduğunu söyledi. Erdoğan, 'Bizim vazifemiz de Kur'an'ın o ölçülerini bugünün insanına, bugünün diliyle anlatabilmektir. Bunun için ilim ehline büyük sorumluluk düşüyor' dedi.
Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş: Nostalji Değil, Kalıcı Çözüm Arayışı
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş da sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada etkinliğin başlığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 13'üncü Bediüzzaman Sempozyumu'nun çerçevesini çizen 'Küresel Krizlere Kurani Çözümler' başlığının son derece önemli ve anlamlı olduğunu söyleyen Arpaguş, bu başlığı geçmişin ihtişamına sığınan bir nostalji çağrısı olarak görmediğini belirtti.
Arpaguş, başlığı çağın değişen şartları içinde Kur'an'ın değişmeyen hakikatlerini yeniden düşünme ve çağdaş meselelere sünnetin hikmet deryasından çözümler bulma arayışı olarak gördüğünü ifade etti. Bu çabayı bilgi ve teknolojiyi ahlakla, kalkınmayı adaletle, özgürlüğü sorumlulukla, farklılığı kardeşlikle ve gücü merhametle buluşturma çabası olarak değerlendirdiğini söyleyen Arpaguş, 'Dolayısıyla bu anlamlı çabayı ve modern çağın kronikleşen sorunlarına kalıcı çözüm bulma arayışını önemli ve kıymetli buluyoruz' dedi.
Sıkça Sorulan Sorular
13'üncü Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu nerede ve ne zaman düzenleniyor?
Sempozyum, 'Küresel Krizlere Kur'anı Çözümler' temasıyla 4-6 Ekim tarihleri arasında İstanbul'da düzenleniyor. Açılış programı Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi.
Sempozyumun açılış programına kimler katıldı?
Açılış programına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Valisi Davut Gül, Suriye Evkaf Bakanı Dr. Muhammed Ebulhayr Şükrü, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan katıldı. Ayrıca Lauren Booth, Prof. Ali Karadaği, Mevlana Fazlurrahman, Fevzi Allahverdi ve Said Yüce de programda yer aldı.
Açılışta hangi oturumlar gerçekleştirildi?
Açılış programında 'Küresel Krizlere Kur'ani Çözümler' ile 'Kur'an ve Sünnet Ekseninde Yeni Dünya Düzeni İçin Medeniyet Tasavvuru' başlıklı oturumlar gerçekleştirildi.
Necmeddin Bilal Erdoğan konuşmasında hangi mesajları verdi?
Erdoğan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki veto sistemine, Gazze ve Ukrayna-Rusya savaşına yönelik çifte standartlara değindi. 'Zulmün faili değiştiğinde zulmün adı değişmez' diyerek adaletin kimliğe göre değişmemesi gerektiğini, servet ve teknoloji alanlarında da Kur'ani mizana ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş sempozyumun temasını nasıl değerlendirdi?
Arpaguş, 'Küresel Krizlere Kurani Çözümler' başlığını nostalji çağrısı değil, Kur'an'ın değişmeyen hakikatlerini çağdaş meselelere uygulama ve sünnetin hikmetinden çözümler bulma arayışı olarak gördüğünü ve bu çabayı önemli ve kıymetli bulduğunu ifade etti.