
Yapay zeka, kurumsal bilgi teknolojileri alanında bugüne kadar görülmemiş bir dönüşüme yol açarken, bu dönüşüm girişimlerin yıllık tekrarlayan gelirleri (ARR) için tarihin en güvencesiz dönemini de beraberinde getirdi. Pazar araştırması şirketi IDC'nin öngörüsüne göre, tarihsel olarak satın alımlarında temkinli ve uzun vadeli taahhütlere bağlı kalan şirketler, 2026 yılında teknolojiye 4,25 trilyon dolar harcamaya hazırlanıyor ve bu harcamanın neredeyse tamamı yapay zeka kaynaklı. Ancak girişim sermayesi şirketi Madrona ve Andreessen Horowitz'in yeni araştırmaları, bütçeler artsa bile pilot projelerin yarısından azının tam üretime geçtiğini, üretime geçen ürünlerde dahi şirketlerin satıcılarını sürekli yeniden değerlendirdiğini ve bu nedenle bir zamanlar çok yıllı sözleşmelerle korunan kurumsal gelirin artık güvence sağlamadığını gösteriyor.
Kurumsal Teknoloji Harcamaları 4,25 Trilyon Dolara Koşuyor
Kaynak içeriğe göre yapay zekanın kurumsal BT üzerindeki etkisi, en dönüştürücü etkilerden biri olarak öne çıkıyor. Geleneksel olarak ne satın alacakları konusunda temkinli davranan ve uzun vadeli taahhütler veren kurumsal şirketlerin harcama iştahı, yapay zeka ile birlikte tamamen değişti. IDC'nin tahminine göre 2026 yılında teknoloji harcamaları 4,25 trilyon dolar seviyesine ulaşacak ve bu artışın neredeyse tamamı yapay zeka yatırımlarından kaynaklanacak.
Bu tablo, 2025 yılındaki ilk yapay zeka patlamasını finanse eden kurumsal deneme bütçelerinin devamı niteliğinde. 2025'teki ilk dalga deneme bütçeleriyle beslenirken, bu yılın büyük müşterilerin artık yerleşip yapay zeka girişimlerine uzun vadeli taahhüt vermeye başlayacağı yıl olması bekleniyordu. Çünkü kurumsal sözleşmeler, birçok yapay zeka girişiminin astronomik hızda gelir artışı iddia etmesini sağlayan temel unsur. Kaynakta örnek olarak, girişimlerin üç ay içinde 0 dolardan 10 milyon dolara ulaşması fenomeni gösteriliyor.
Madrona Araştırması: Bütçeler Artıyor Ama Pilotlar Üretime Geçmiyor
Girişim sermayesi şirketi Madrona'nın 150 kurumsal BT profesyoneliyle yaptığı araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 74'ü önümüzdeki 12 ay içinde yapay zeka bütçelerini genişletmeyi planlıyor, geri kalanlar ise harcamaları sabit tutmayı öngörüyor. Yani bütçelerde bir kesinti beklenmiyor.
Buna rağmen aynı şirketler, yapay zeka pilot projelerinin yarısından azının tam üretime geçtiğini belirtiyor. Bu oran düşük bir çıta olarak görülse de, geçen yıla göre bir iyileşmeye işaret ediyor. Kaynakta hatırlatıldığı üzere MIT geçen yıl, kurumsal yapay zeka projelerinin yatırım getirisi (ROI) açısından yüzde 95'inin başarısız olduğunu raporlamıştı. Yarısından azının başarılı olması düşük bir oran olsa da, yüzde 5'lik başarı oranına göre daha iyi bir tablo sunuyor.
Madrona raporunun en dikkat çekici bulgusu ise, bir şirket yapay zeka teknolojisini pilot aşamasından çıkarıp kullanıma alsa bile uzun vadeli taahhüt vermemesi. Araştırmaya göre şirketlerin yüzde 77'si yapay zeka satıcılarını her altı ayda bir veya hatta sürekli olarak yeniden değerlendiriyor.
Hızlı Gir Hızlı Çık Dinamiği ve ARR Üzerindeki Baskı
Madrona raporunda bu durum şu ifadelerle tanımlanıyor: “Bu, çok yıllı sözleşmelerin bir atalet hendeği sağladığı geleneksel kurumsal SaaS'ten temel olarak farklı olan bir ‘hızlı gir, hızlı çık’ dinamiği yaratıyor. Kurumsal yapay zekada geçiş maliyetleri daha düşük ve yeniden değerlendirme temposu amansız.”
Bu dinamiğin, girişimlerin raporladığı hızla büyüyen yıllık tekrarlayan gelir (ARR) rakamları üzerinde geniş kapsamlı etkileri bulunuyor. Geleneksel kurumsal SaaS modelinde çok yıllı sözleşmeler bir koruma hendeği oluştururken, kurumsal yapay zekada bu hendek ortadan kalkmış durumda. Geçiş maliyetlerinin düşük olması ve amansız yeniden değerlendirme temposu, bir ürün pilot aşamayı geçip bir şirket tarafından benimsendikten sonra bile gelirin güvencesiz kalmasına neden oluyor.
Kaynakta vurgulandığı üzere, ilk kez kurumsal gelir, bir girişimin yapay zeka ürünü pilot aşamadan mezun olup şirket tarafından benimsendikten sonra bile güvencesiz kalmaya devam ediyor. Bu durum, bu yılın uzun vadeli taahhüt yılı olması beklentisini boşa çıkarıyor.
Fiyatlandırma Sorunu: Token Başına Değil Üretilen İş Başına Model
Sorunun bir parçası, birçok yapay zeka girişiminin kurumsal müşteriler için ürünlerini nasıl fiyatlandıracağı konusunda henüz iyi bir yol bulamamış olması. Girişim sermayesi şirketi Andreessen Horowitz'in 50 teknik yapay zeka alıcısıyla yaptığı ayrı bir araştırma, bu alıcıların yarısından fazlasının yapay zeka ücretlerinin tüketilen token sayısı gibi kullanıma bağlı olmasından ziyade üretilen işe veya diğer sonuçlara bağlı olmasını istediğini ortaya koydu.
Token gibi kullanıma göre ücretlendirme, temelde SaaS döneminin bir iş modeli olarak tanımlanıyor. Bir şirket e-postaya, İK yazılımına veya bulut depolamaya ihtiyacı olduğunu bildiğinde, mesele sadece kaç çalışan veya ne kadar veri için ödeme yapması gerektiği oluyor. Yapay zeka için ise “tanınabilir iş etrafında” fiyatlandırma, girişimin müşteriye değerini kanıtlamasına yardımcı olan unsur olarak görülüyor.
Andreessen Horowitz ortakları Tugce Erten ve Sarah Wang'ın yazdığı üzere, ücretler örneğin kaç raporun işlendiği, kaç biletin kapatıldığı veya kaç potansiyel müşterinin oluşturulduğu gibi unsurlar etrafında döndüğünde, bu durum ürünü “her iki taraf için de ekonomik olarak değerli” hale getiriyor.
Deneysel Bir Çağ: Girişimler İçin Fırsat ve Risk Bir Arada
Tüm bu bulgular, yapay zekanın potansiyel olarak yeni bir kurumsal deneysellik çağını başlattığı anlamına geliyor. Bu durum girişimler için kapıları açıyor, çünkü şirketler onların teknolojilerini denemeye daha istekli hale geliyor. Ancak aynı zamanda bir kurumsal sözleşmenin artık uzun vadeli geliri güvence altına almadığı anlamına da geliyor.
Kurumsal deneme bütçelerinin 2025'teki patlamayı körüklemesi ve bu yıl uzun vadeli taahhütlere geçiş beklentisi, yerini sürekli deneme ve yeniden değerlendirme döngüsüne bırakmış durumda. Şirketlerin daha düşük geçiş maliyetleri nedeniyle satıcı değiştirmesinin kolaylaşması, girişimlerin 0'dan 10 milyon dolara üç ayda ulaşma gibi hızlı büyüme hikayelerinin sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Kaynak içeriğin sonunda da belirtildiği gibi, şirketlerin ne zaman veya gerçekten uzun vadeli satın alma alışkanlıklarına geri dönüp dönmeyeceği henüz bilinmiyor.
Sıkça Sorulan Sorular
IDC'ye göre 2026'da kurumsal teknoloji harcamaları ne kadar olacak?
Pazar araştırması şirketi IDC'nin tahminine göre şirketler 2026'da teknolojiye 4,25 trilyon dolar harcamaya hazırlanıyor ve bu harcamanın neredeyse tamamı yapay zeka kaynaklı olacak.
Madrona'nın 150 BT profesyoneliyle yaptığı araştırma ne buldu?
Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 74'ü önümüzdeki 12 ayda yapay zeka bütçelerini genişletmeyi planlıyor, geri kalanlar harcamaları sabit tutmayı öngörüyor. Aynı katılımcılar, yapay zeka pilotlarının yarısından azının tam üretime geçtiğini belirtiyor.
MIT'nin geçen yılki raporu ne söylüyordu?
Kaynakta aktarıldığına göre MIT geçen yıl, kurumsal yapay zeka projelerinin yüzde 95'inin yatırım getirisi açısından başarısız olduğunu raporlamıştı. Madrona'nın bulduğu yarısından azının üretime geçmesi oranı, bu yüzde 5'lik başarı oranına göre bir iyileşme olarak değerlendiriliyor.
Şirketler yapay zeka satıcılarını ne sıklıkla yeniden değerlendiriyor?
Madrona raporuna göre şirketlerin yüzde 77'si yapay zeka satıcılarını her altı ayda bir veya sürekli olarak yeniden değerlendiriyor. Raporda bu durum, geleneksel SaaS'teki çok yıllı sözleşmelerin sağladığı atalet hendeğinden farklı bir “hızlı gir, hızlı çık” dinamiği olarak tanımlanıyor.
Andreessen Horowitz'in fiyatlandırma araştırması neyi ortaya koydu?
Andreessen Horowitz'in 50 teknik yapay zeka alıcısıyla yaptığı araştırmaya göre, alıcıların yarısından fazlası ücretlerin token sayısı gibi kullanıma değil, işlenen rapor sayısı, kapatılan bilet sayısı veya oluşturulan potansiyel müşteri sayısı gibi üretilen işe veya sonuçlara bağlı olmasını istiyor. Ortaklar Tugce Erten ve Sarah Wang, bu modelin ürünü her iki taraf için de ekonomik olarak değerli kıldığını belirtiyor.