
Türkiye son dönemde arka arkaya gelen genç yaşta kalp krizi vakalarıyla sarsıldı. Komedyen Cem Yılmaz ağır bir kalp krizi geçirmesine karşın erken müdahale sayesinde hayatta kalırken, oyuncular Kanbolat Görkem Arslan ve Ramazan Tetik genç yaşlarına rağmen hayatlarını kaybetti. Bu gelişmelerin ardından kalp krizi farkındalığı bir kez daha toplumun gündemine oturdu. Sputnik Türkiye'ye konuşan kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, kalp krizine ilişkin yaygın yanlış inanışları tek tek açıkladı; kriz anında ne yapılması, ne yapılmaması gerektiğini ve korunma yollarını ayrıntılı biçimde aktardı.
Dünyada her yıl 20 milyon kişi kalp hastalığından ölüyor
Prof. Dr. Karabulut, kalp hastalıklarının hem dünyada hem de Türkiye'de en sık ölüm nedeni olduğunu vurgulayarak konuya giriş yaptı. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişinin kalp hastalıkları nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Karabulut, Türkiye'de bu rakamın yaklaşık 150 bin olduğunu ifade etti. "Gerçekten kalp hastalıklarıyla ciddi bir mücadele gerekiyor. Bu mücadeleyle kalp krizi riskini ciddi anlamda düşürebiliyoruz" diyen Karabulut, farkındalık çalışmalarının bu nedenle büyük önem taşıdığını ekledi.
Kalp krizi nasıl anlaşılır? Belirtiler neden karıştırılıyor?
Karabulut'a göre kalp krizinin en sık ve klasik belirtisi ani başlayan göğüs ağrısıdır. Bu ağrı tam anlamıyla bir ağrıdan çok göğüste bir şeyin oturması ya da sıkışma hissi şeklinde kendini gösterir. Buna genellikle nefes darlığı, soğuk terleme, huzursuzluk ve çarpıntı eşlik eder.
Ancak kalp krizi her zaman bu klasik tabloda seyretmez. Özellikle kalbin sağ damarını tutan krizlerde belirtiler mide sıkıntısı, ani karın ağrısı, bulantı ve kusma şeklinde ortaya çıkabilir. Ani gelişen yorgunluk hali, "birden üzerime yorgunluk geldi" ya da "yerimden hareket edemez oldum" şeklinde tarif edilen tablolar da çoğu zaman göz ardı edilen bulgular arasındadır. Yaşlılarda ve kadınlarda ise belirtiler çok daha farklı bir görünüm sergileyebilir: sırt ağrısı, çene ağrısı ya da hiç ağrı olmaksızın yalnızca yorgunluk gibi.
Karabulut, kalp krizinin bir diğer önemli sorununa da dikkat çekti: Belirtilerin panik bozukluklarla kolayca karışması. "Kişi göğüs ağrısı hissettiğinde 'acaba kalp krizi mi geçiriyorum' diye düşündüğünde panikle birlikte nefes darlığı ve sıkıntılar da devreye girebiliyor" diye açıkladı. Bu nedenle daha önce kalp krizi geçirmemiş bir kişide ani gelişen göğüs sıkıntısı, yorgunluk, çarpıntı, nefes alamama, baş dönmesi veya baygınlık hali mutlaka ciddiye alınmalıdır.
Kriz anında adım adım ne yapmalı, ne yapmamalı?
Prof. Dr. Karabulut, kalp krizi şüphesi taşıyan bir kişinin izlemesi gereken adımları şöyle sıraladı:
Yakında bir sağlık kuruluşu varsa ambulans beklenmeksizin hemen oraya başvurulmalıdır. Ambulansın adresi bulmakta zaman zaman güçlük çekebildiği göz önünde bulundurulduğunda bu seçenek zaman kazandırabilir.
Sağlık kuruluşuna gidilemiyorsa, baş dönmesi varsa ya da kişi yalnızsa öncelikle tansiyon ve nabız ölçülmelidir. Değerler normalse panik yapmaya gerek yoktur; ardından ambulans çağrılmalıdır.
Evde varsa yarım tablet aspirin çiğnenmeli ve ambulans beklenmelidir.
Baş dönmesi veya baygınlık riski varsa dış kapı açık bırakılmalı, komşudan yardım istenmelidir.
Ambulans beklenirken mutlaka bir yakın ya da komşu çağrılmalıdır. Yalnız kalmak paniği artırır; panik ise tansiyon ve ritim dengesizliklerine zemin hazırlar.
Nabız veya tansiyon düşüklüğü varsa derin ve peş peşe öksürülmelidir. Bu manevra özellikle sağ damarı tutan kalp krizlerinde nabız ve tansiyonu bir miktar yükseltebilir.
Öksürmek yeterli gelmezse hemen yere uzanılmalı, ayaklar koltuğun üzerine kaldırılmalı ve ayaklar ritmik biçimde sıkılıp bırakılmalıdır. Bu hareket tansiyonun ayakta tutulmasına yardımcı olur.
Karabulut'un özellikle vurguladığı kritik bir uyarı ise dilaltı hapıyla ilgiliydi: "Kalp krizi geçirdiğimizi düşünüyorsak başkasının dilaltını almamalıyız. Dilaltı tansiyonu daha da düşürebilir. Aspirin dışında o anda başka bir ilaç alınmamalı, sağlık kuruluşuna ulaşana ya da ambulans gelene kadar beklenmeli." Ambulans çağrıldığında ise adresin çok iyi tarif edilmesi gerektiğini hatırlatan Karabulut, binada asansör olup olmadığı, sedyenin nasıl çıkarılacağı gibi ayrıntıların da aktarılmasının zaman kaybını önleyeceğini söyledi.
Frank çizgisi ve öksürme: Efsane mi, gerçek mi?
Cem Yılmaz'ın kalp krizinin ardından kamuoyunda merak uyandıran konulardan biri de kulak memesindeki Frank çizgisi oldu. Karabulut, bu çizginin 1973 yılında tanımlandığını ve her iki kulak memesinde derin çizgisi olan kişilerde kalp hastalıklarının daha sık gözlemlendiğini aktardı. "Herkeste olacak anlamına gelmiyor, ama bir işaret. Kalbimizi kontrol ettirmek için bir neden olabilir" diye konuşan Karabulut, genç yaşta saçları beyazlayan kişilerde de kalp damar hastalığının daha sık görülebildiğinin söylendiğini ekledi. Ancak her iki durumda da birebir neden-sonuç ilişkisi bulunmadığını vurguladı.
Kalp krizi anında öksürmenin krizi önleyip önlemediği sorusuna ise net bir yanıt verdi: "Bu bir efsanedir. Öksürmek kalp krizini önlemez, yalnızca bir reflekstir. Sağ damarı tutan krizlerde nabız ve tansiyon çok düşmüşse öksürmek bu değerleri bir miktar yükseltebilir, ama kalp krizini atlatmanızı sağlamaz."
Dul bırakan damar, şeker hastalığı ve halı saha riski
Halk arasında "dul bırakan damar" olarak bilinen LAD, yani sol ön inen arter, kalbin üç ana damarından en büyüğüdür ve kalbin neredeyse yarısını besler. Karabulut, bu damarda gelişen kalp krizinin zamanında tedavi edilmediğinde ölüm riskini ciddi ölçüde artırdığını; kişi tedavisiz hayatta kalsa bile kalp yetersizliği hastasına dönüşebildiğini belirtti.
Bazı kalp krizlerinin neden daha ağır seyrettiğini de açıklayan Karabulut, bunu damarın tıkanma biçimiyle ilişkilendirdi. Yavaş yavaş daralan bir damarda yüzde yüz tıkanma yaşandığında kişi bunu fazla hissetmeyebilirken, tamamen açık bir damarın ani tıkanması şiddetli bir tablo oluşturur. Şeker hastalarında ise kriz daha ağır seyredebilir; ilerlemiş diyabette göğüs ağrısı hiç olmayabilir, kriz kendini yorgunluk, nefes darlığı ve tansiyon düşüklüğü olarak gösterebilir. Bu nedenle şeker hastalarının düzenli kalp kontrolü yaptırması büyük önem taşır.
Halı saha maçlarına ilişkin de uyarılarda bulunan Karabulut, genellikle orta yaşlı kişilerin hiçbir kondisyon olmadan yüksek tempolu egzersiz yaptığı bu ortamda tansiyon ve nabzın 190'lara çıkabildiğini, damardaki bir plağın çatlayarak kalp krizine ya da ritim bozukluğuna yol açabileceğini söyledi. "Kondisyonu düşük olan ve daha önce spor yapmayan kişilerin 30 yaş üzerinde halı sahaya başlıyorsa mutlaka önce bir kontrolden geçmesi gerekiyor" diye uyardı.
Kalp krizinden korunmak için 4 temel adım
Karabulut, sağlıklı bir yaşam tarzıyla kalp hastalıkları riskinin yüzde 80'e varan oranda azaltılabileceğini vurgulayarak korunmada dört temel başlık saydı. Birincisi harekettir: Tempolu yürüyüş, bisiklet, yüzme, bahçe işleri veya halk oyunları gibi aktivitelerle günde 30-40 dakika, tercihen bir saate kadar hareket edilmesi önerilir. Buna ek olarak haftada birkaç kez küçük ağırlıklarla ya da vücut ağırlığıyla yapılan 20 dakikalık egzersiz de kas ve metabolizma sağlığını destekler.
İkincisi kilo kontrolüdür. Bel çevresinin erkeklerde 102, kadınlarda 88 santimetrenin üzerinde olması durumunda kalp hastalıkları açısından tarama yapılması gerektiğini belirten Karabulut, Türkiye'nin kilolu bir ülke olduğuna dikkat çekti. Üçüncüsü stresle mücadeledir. Yoğun stresin kalp krizini tetiklediğini ve orta ile ağır düzeydeki stresin mutlaka destek alınarak azaltılması gerektiğini söyledi. Dördüncüsü ise beslenmedir: Akdeniz tipi beslenme, işlenmiş gıdalar, trans yağlar ve beyaz undan uzak durmak, zeytinyağını tercih etmek ve günde 2 litreden fazla su içmek önerilen başlıca adımlardır.
Kontrol zamanlamasına gelince: Ailesinde 50 yaş altında kalp hastalığı bulunanların 30'lu yaşlardan itibaren, herhangi bir şikayeti ve ailesel yatkınlığı olmayanların ise 40 yaşından itibaren kalp damar sağlığı taraması yaptırması gerektiğini vurgulayan Karabulut, ailesel yatkınlığı olan çocuklarda 10 yaşından itibaren kolesterol taraması yapılmasının önerildiğini de hatırlattı.
Sıkça Sorulan Sorular
Kalp krizi geçirirken dilaltı hapı almak doğru mudur?
Prof. Dr. Karabulut'a göre hayır. Dilaltı hapı tansiyonu daha da düşürebileceğinden, kalp krizi şüphesi olan bir kişinin aspirin dışında başkasına ait hiçbir kalp ilacını almaması gerekir. Sağlık kuruluşuna ulaşana ya da ambulans gelene kadar beklenmesi önerilir.
Kalp krizi anında öksürmek krizi önler mi?
Hayır, öksürmek kalp krizini önlemez. Karabulut bu inanışın bir efsane olduğunu açıkça belirtti. Öksürmek yalnızca bir reflekstir; özellikle sağ damarı tutan krizlerde nabız ve tansiyon çok düşmüşse peş peşe derin öksürmek bu değerleri bir miktar yükseltebilir, ancak kalp krizini atlatmaya yetmez.
Frank çizgisi kalp krizi habercisi midir?
Her iki kulak memesinde derin çizgisi olan kişilerde kalp hastalıklarının daha sık görüldüğü 1973 yılından bu yana bilinmektedir. Ancak Karabulut, bu durumun birebir neden-sonuç ilişkisi taşımadığını, yalnızca kalp kontrolü yaptırmak için bir işaret olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Kalp krizi belirtileri neden panik bozukluğuyla karışıyor?
Karabulut'a göre göğüs ağrısı yaşayan bir kişi "acaba kalp krizi mi geçiriyorum" diye düşündüğünde panik devreye girer ve panikle birlikte nefes darlığı ile göğüs sıkıntısı da oluşabilir. Bu durum kalp krizi belirtilerini panik bozukluğununkilerle çok benzer hale getirir ve ayırt etmeyi güçleştirir.
Halı saha maçları neden kalp krizi riskini artırıyor?
Karabulut'a göre halı sahaya genellikle orta yaşlı ve kondisyonu düşük kişiler gitmekte, hiç hazırlık yapmadan yüksek tempolu egzersiz yapmaktadır. Bu durumda tansiyon ve nabız 190'lara çıkabilmekte, damardaki bir plak çatlayarak kalp krizine ya da ritim bozukluğuna yol açabilmektedir. Bu nedenle kondisyonu düşük ve daha önce spor yapmamış kişilerin 30 yaş üzerinde halı sahaya başlamadan önce mutlaka sağlık kontrolünden geçmesi gerekir.