
3 Ekim günü saat 22.00 sıralarında Güngörmez Mahallesi'ndeki ormanda yaşanan cinayet, Türkiye'nin gündemine oturdu. İddiaya göre ormana otomobille gelen ve sevgili olduğu öne sürülen 18 yaşındaki Gökçe Alkan ile 24 yaşındaki Mustafa B. arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine Mustafa B., yanındaki bıçakla Gökçe Alkan'ın boğazını kesti. Olayın ardından yaya olarak mahalleye gelen şüphelinin, karşılaştığı vatandaşlara tartıştığı kişinin öldüğünü söylediği ve ilçe merkezine ulaşmak için yardım istediği belirtildi.
Gökçe Alkan kimdi?
Bu yıl liseden mezun olan 18 yaşındaki Gökçe Alkan, Alkan ailesinin üç kız çocuğunun en küçüğüydü. Edinilen bilgilere göre Gökçe, şüpheli Mustafa B.'nin kendisine sürekli yalan söylediği gerekçesiyle ondan ayrılmaya karar vermişti ve o gece son kez buluşmak için evden çıkmıştı. Genç kız, ikindi vakti Uluabatlı Hasan Camisi'nde kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.
Şüphelinin sosyal medya hesabına binlerce takipçi
Cinayetin kamuoyuna yansımasının hemen ardından şüpheli Mustafa B.'nin sosyal medya hesabı kısa sürede binlerce kişi tarafından takip edilmeye başlandı. Takipçi sayısının tek bir günde katlandığı görüldü. Özellikle dikkat çeken nokta, genç kızların da zanlının hesabına yoğun ilgi göstermesiydi. Hesaba yönelen yorumların bir kısmında katil zanlısına hak verildiği belirlenirken, bir kısmında ise hayatını kaybeden Gökçe Alkan'ı suçlayan ifadeler kullanıldığı görüldü. Bu durum sosyal medyada büyük tartışmaya ve infiale yol açtı.
Uzman psikolog 'mağduru suçlama' olgusunu açıkladı
Uzman Klinik Psikolog Berkay Ateş, katil zanlısına hak veren ve maktulü suçlayan yorumları psikolojik bir kavram çerçevesinde değerlendirdi. Ateş'e göre bu tablo, 'katil zanlısına hak verme ve mağduru suçlama' olarak tanımlanan bir psikolojik mekanizmanın yansıması. Psikolog, konuya ilişkin şu açıklamaları yaptı: "Burada katil zanlısına hak verme ve bizim mağduru suçlama dediğimiz bir kavram var. Bu mağduru suçlama konusunda şöyle bir durum oluyor; kişi bunu haberlerde okuyor veya sosyal medyada görüyor, kendisi çok büyük bir korkuya kapılıyor. Çünkü oradaki maktulle empati geliştirmek veya kendisini onun yerine koymak zorunda kalabiliyor."
Ateş, insanların bu korkudan kaçınmak için mağduru sorumlu tutma eğilimine girdiğini vurguladı: "İnsanlar burada empati yapmaktan kaçınabilmek için mağdurun yaşadığı bu olayın mağdurun sorumluluğunda olduğunu düşünmek zorunda kalıyorlar. İnsan kendisinin kontrolü olmadığı konularda böyle korkunç bir durumla karşı karşıya kalırsa bu çok ciddi bir korku yaratır. Çünkü kendisinin hiçbir şekilde bu olayda bir suçunun olmaması, bir kontrolünün olmaması feci bir durum gibi görünür. Dolayısıyla insanlar maktulü suçlarken aslında kontrolün kendilerinde olmadığını kabul edemiyorlar."
Sosyal medya kültürü olayın vahametini silikleştiriyor
Psikolog Berkay Ateş, zanlının sosyal medya üzerinden takibe alınmasının ve destekleyici yorumların yaşanan olayı basite indirgediğini de özellikle vurguladı. Sosyal medyanın insanların bakış açısını nasıl dönüştürdüğüne dair şu değerlendirmeleri paylaştı: "Şu anda sosyal medya kültüründe olayın çok fazla konuşulması yaşanan durumu sıradan bir hale getirebiliyor. Yani olayın vahametini, olayın şiddetini sanki hafife indirgiyor ve sosyal medyadaki herhangi bir içerik haline dönüştürebiliyor. Her yerde bu içerikle alakalı bir şeyler görüyorsunuz. Ve bunu gördükçe olayın gerçek özünden uzaklaşmaya başlıyorsunuz; bu cinayeti işleyen kişi de bir sosyal medya figürü gibi bir içerik haline gelmeye başlıyor."
Ekran arkasından acımasızlaşma ve şiddetin normalleşme riski
Ateş, bu sürecin nasıl işlediğini de somut biçimde anlattı: "Bir tane empatiden yoksun insan bir taş atıyor; o kişiyi takip ediyor ya da onunla ilgili bir güzelleme yapıyor. Hemen arkasından bu tarz figürler doluşmaya başlıyorlar, onu takip etmeye, hakkında konuşup popülerleştirmeye başlıyorlar. Ve insanlar ekran arkalarından çok daha rahat acımasızlaşabiliyorlar. Gerçekliğin dışındaymış gibi..."
Psikolog, bu tablonun toplumsal açıdan taşıdığı tehlikeye de dikkat çekti: "İnsanların kafasında bir gerçek dünya var, kendi yaşadıkları dünya. Bir de sosyal medya üzerinden veya telefonları üzerinden bir linç kültürü... Dolayısıyla bunlar şiddetin normalleşmesi gibi bir riski beraberinde getiriyor. Korkunç bir olay sürekli karşımıza çıkıyor ve bir süre sonra onu korkunç olmaktan çıkarıp sıradan bir içeriğe dönüştürüyoruz."
Sıkça Sorulan Sorular
Gökçe Alkan cinayeti nerede ve ne zaman yaşandı?
Olay, 3 Ekim günü saat 22.00 sıralarında Güngörmez Mahallesi'ndeki ormanda meydana geldi.
Şüpheli Mustafa B. olay sonrasında ne yaptı?
Olayın ardından şüphelinin yaya olarak mahalleye geldiği, vatandaşlara tartıştığı kişinin öldüğünü söylediği ve ilçe merkezine gitmek için yardım istediği belirtildi.
Gökçe Alkan o gece neden evden çıkmıştı?
Edinilen bilgilere göre Gökçe Alkan, şüpheli Mustafa B.'nin kendisine sürekli yalan söylediği için ondan ayrılmaya karar vermişti ve son kez buluşmak amacıyla evden çıkmıştı.
Şüphelinin sosyal medya hesabında neler yaşandı?
Cinayetin ardından şüpheli Mustafa B.'nin sosyal medya hesabı kısa sürede binlerce kişi tarafından takip edildi; takipçi sayısı bir günde artarken hesaba yönelen bazı yorumlarda katil zanlısına hak verildiği, bazılarında ise Gökçe Alkan'ın suçlandığı görüldü.
Uzman Klinik Psikolog Berkay Ateş bu sosyal medya tepkisini nasıl açıkladı?
Psikolog Berkay Ateş, bu durumu 'mağduru suçlama' kavramıyla açıkladı; insanların kendilerini maktulün yerine koymaktan duydukları korku nedeniyle mağduru sorumlu tutma eğilimine girebildiğini, sosyal medyanın ise olayın vahametini sıradanlaştırarak şiddetin normalleşmesi riskini beraberinde getirdiğini vurguladı.