
Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, TCMB Kanunu gereğince TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Bankanın faaliyetlerine ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Karahan, son dönemde para piyasası ve benzeri fonlardan çıkışlar yaşandığını ancak bu çıkışların büyük oranda mevduata yöneldiğini açıkladı. Türk lirası mevduatın payının ikinci çeyrekten itibaren hızlanan girişlerle yüzde 61'in üzerine yükseldiğini belirten Karahan, fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.
Fonlardan çıkışlar mevduata yöneldi, TL tercihi güçlendi
Karahan, özellikle ikinci çeyrekten itibaren Türk lirası mevduata girişlerin hızlandığını ve bu süreçte TL mevduatın toplam mevduat içindeki payının yüzde 61'in üzerine çıktığını bildirdi. Son dönemde para piyasası ve benzeri fonlardan çıkışlar yaşandığını kabul eden Karahan, şu değerlendirmeyi yaptı: "Ancak fonlardaki çıkışlar büyük oranda mevduata yöneldi. Mevduata yönelime para birimi kompozisyonunda baktığımızda Türk lirası tercihinin mevcut Türk lirası payı ile uyumlu olduğunu görüyoruz." Kredi büyümesi cephesinde ise 2026'nın ilk yarısında alınan tedbirlerin etkisiyle şubat sonunda yüzde 35 olan toplam kredi büyümesinin yılın ikinci yarısında yüzde 25 civarına gerilediği aktarıldı.
Dezenflasyon süreci ivme kaybetse de devam ediyor
Karahan, yıl içinde öne çıkan jeopolitik gelişmelere bağlı belirsizliklerin dezenflasyon sürecini olumsuz etkilediğini, buna karşın sürecin ivme kaybetmekle birlikte devam ettiğini vurguladı. Para politikasının doğrudan etkilediği kalemlerde enflasyondaki yavaşlamanın daha net gözlemlendiğini belirten Karahan, arz yönlü şokların etkisiyle bu iyileşmenin manşet enflasyona yansımalarının sınırlı kaldığını aktardı.
Savaşın etkilerinin belirginleştiği mart-haziran döneminde enflasyonun ana eğiliminin yükseldiğini hatırlatan Karahan, temmuzdan itibaren bu eğilimde yeniden gerileme gözlemlediklerini söyledi. Karahan konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Şokların etkisi hafifledikçe, sıkı para politikası duruşumuzun katkısıyla, dezenflasyon sürecinin yeniden ivme kazanacağını öngörüyoruz. Önümüzdeki dönemde enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyonun seyri açısından önemini koruyacaktır."
Eşel mobil sistemi akaryakıt fiyatlarına yansımayı 16 puan sınırladı
Bu yıl dezenflasyon sürecindeki ivme kaybının jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatları üzerindeki etkisinden kaynaklandığını vurgulayan Karahan, eşel mobil sisteminin bu süreçte önemli bir tampon işlevi gördüğünü belirtti. Karahan'ın aktardığına göre sistem, küresel arz şokunun yurt içi akaryakıt fiyatlarına yansımasını yaklaşık 16 puan sınırladı. Enerji grubu dışındaki tüm gruplarda yıllık enflasyonun geçen yıla kıyasla gerilediğini de hatırlatan Karahan, hizmet enflasyonundaki yavaşlamanın arz şoklarına rağmen sürdüğünü ifade etti.
Kira cephesinde ise uzun süredir hizmet enflasyonunun belirgin biçimde üzerinde seyreden aylık kira artışlarının son aylarda kayda değer ölçüde yavaşlayarak hizmet grubu genelinin altına indiğini aktaran Karahan, "Bu gelişme, hizmet enflasyonunda kira kaleminden gelen ataletin gücünü yitirdiğini gösteriyor. Yeni kiralamalardaki fiyat gelişmelerinin belli bir gecikme ile TÜİK kira enflasyonuna yansıdığını görüyoruz. Bu çerçevede mevcut görünüm, kira enflasyonundaki gerilemenin süreceğine işaret ediyor." dedi.
Büyüme yüzde 2,3'e yavaşladı, dış ticaret açığı gerilemeyi sürdürüyor
Karahan, 2026 yılının ikinci çeyreğinde büyümenin yıllık yüzde 2,3 oranında gerçekleşerek yavaşladığını bildirdi. Sıkı para politikasının hedeflenen bir sonucu olarak talep kompozisyonunun dengeli bir görünüm sergilediğini belirten Karahan, yurt içi talebin belirgin biçimde ivme kaybederken net ihracatın yıllık büyümeye pozitif katkı verdiğini aktardı. Temmuz ayında hizmet üretimi artarken sanayi üretiminin gerilediğini, üçüncü çeyrekte de bu tablonun benzer seyrettiğini belirten Karahan, kapasite kullanım oranının tarihsel ortalamaların altında kaldığını ve manşet işsizlik oranının yataya yakın seyrettiğini söyledi.
Dış ticaret tarafında ise ihracatın ikinci çeyrekte arttığını, ithalatta daha düşük oranlı bir artış yaşandığını aktaran Karahan, enerji ithalatının yükselen fiyatlar nedeniyle arttığını, altın ithalatının ise gerilediğini belirtti. Eylül ayı itibarıyla verilerin, mevsimsellikten arındırılmış dış ticaret açığındaki gerilemenin üçüncü çeyrekte de sürdüğüne işaret ettiğini söyleyen Karahan, 2026 yılında cari açığın milli gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngördüklerini açıkladı.
Brüt rezervler 171 milyar dolara yükseldi
Rezervler konusunda da önemli veriler paylaşan Karahan, 27 Şubat'ta 210 milyar dolar olan brüt rezervlerin savaşın etkisiyle 26 Haziran'da 149 milyar dolara gerilediğini, ancak 25 Eylül itibarıyla 171 milyar dolar seviyesine yükseldiğini açıkladı. 27 Şubat sonrası rezervlerdeki gerilemenin 23 milyar dolarlık bölümünün altın fiyatlarındaki düşüşten kaynaklandığını belirten Karahan, swap hariç net rezervlerin 25 Eylül itibarıyla 40 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu bildirdi.
Küresel görünüm ve para politikası duruşu
Karahan, küresel tarafta da değerlendirmelerde bulunarak yüksek seyreden enerji fiyatlarının küresel enflasyon ve enflasyon beklentileri üzerinde etkili olmayı sürdürdüğünü vurguladı. Küresel tedarik zincirlerindeki aksamaların devam ettiğini, bu yıl küresel büyümede ivme kaybı beklenirken 2027'de baz etkilerinin katkısıyla büyüme görünümünün bir miktar toparlanmasının öngörüldüğünü aktardı. ABD ve Avrupa merkez bankalarına dair politika faizi beklentilerinin yukarı kaydığını, bunun küresel ölçekte daha sıkı para politikası beklentilerini güçlendirdiğini de belirten Karahan, jeopolitik gelişmelerin yanı sıra gelişmiş ülke merkez bankalarının atacağı adımların portföy hareketleri üzerinde etkili olma potansiyeli taşıdığını söyledi.
Sunumunun sonunda fiyat istikrarına ulaşma yönündeki kararlılıklarını bir kez daha dile getiren Karahan şu ifadeleri kullandı: "Son dönem verileri sıkı para politikasının etkisiyle enflasyon görünümünün iyileştiğini ima ediyor. Bununla birlikte jeopolitik gelişmeler yukarı yönlü riskleri canlı tutuyor. Fiyat istikrarı sağlanana kadar gerekli sıkı para politikası duruşunu kararlılıkla sürdüreceğimizi vurgulamak isterim. Kalıcı fiyat istikrarının sağlanması, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için ön koşuldur."
Sıkça Sorulan Sorular
Para piyasası fonlarından çıkan paralar nereye yöneldi?
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'ın açıklamasına göre son dönemde para piyasası ve benzeri fonlardan yaşanan çıkışlar büyük oranda mevduata yöneldi. Karahan, mevduata yönelimde para birimi kompozisyonuna bakıldığında Türk lirası tercihinin mevcut TL payıyla uyumlu olduğunu da vurguladı.
Türk lirası mevduatın toplam mevduat içindeki payı ne düzeyde?
Karahan, özellikle ikinci çeyrekten itibaren Türk lirası mevduata girişlerin hızlanmasıyla birlikte TL mevduatın payının yüzde 61'in üzerine yükseldiğini bildirdi.
Merkez Bankası brüt rezervleri ne seviyede?
27 Şubat'ta 210 milyar dolar olan brüt rezervler, savaşın etkisiyle 26 Haziran'da 149 milyar dolara geriledi; ancak 25 Eylül itibarıyla 171 milyar dolar seviyesine yükseldi. Swap hariç net rezervler ise aynı tarih itibarıyla 40 milyar dolar olarak açıklandı.
Eşel mobil sistemi enflasyona ne katkı sağladı?
Karahan'a göre eşel mobil sistemi, küresel arz şokunun yurt içi akaryakıt fiyatlarına yansımasını yaklaşık 16 puan sınırladı ve bu sayede dezenflasyon sürecine önemli katkı sağladı.
2026 yılının ikinci çeyreğinde büyüme ne kadar oldu?
Karahan, 2026 yılının ikinci çeyreğinde büyümenin yıllık yüzde 2,3 oranında gerçekleştiğini ve iç talep öncülüğünde yavaşladığını açıkladı. Sıkı para politikasının bir sonucu olarak yurt içi talep belirgin ivme kaybederken net ihracatın büyümeye pozitif katkı verdiği belirtildi.