
Avrupa Birliği'nin yürütme organı Avrupa Komisyonu, genişleme politikasında köklü bir değişikliğe gidiyor. Açıklanan yeni yaklaşımın merkezinde, aday ülkelerin tam üyelik öncesinde AB iç pazarına ve kurumlarına kademeli olarak entegre edilmesi fikri yer alıyor. Komisyon, bu adımların aday ülkelere önemli ekonomik kazanımlar sağlayacağını öngörürken önerilerin Türkiye için de geçerli olduğunu vurguluyor. Ancak Türkiye özelinde kısa vadeli somut sonuçlar tartışmalı olmaya devam ediyor.
Kademeli entegrasyonun beş aşaması
Komisyon'un yeni paketi, aday ülkelerin tam üyeliğe giden yolda beş ana aşamadan geçmesini öngörüyor. Bunlar sırasıyla AB'nin iç programlarına daha fazla erişim, AB ajanslarından daha fazla destek ve bu ajanslara daha fazla erişim, Tek Pazar kurallarının ve ad hoc önlemlerin uygulanması, ulaştırma, enerji ve dijital ağlar gibi alanlarda bağlantısallığın geliştirilmesi ve uzman grup ile komitelere erişim olarak belirlendi.
Paketle birlikte aday ülkelerin politika, programlar ve Tek Pazar'la uyumlu hale getirilerek katılım öncesinde hazırlanması hedefleniyor. Komisyon, bu sürecin daha tutarlı, daha yapılandırılmış ve öngörülebilir bir çerçeveye kavuşacağını belirtiyor.
Üyelik için kestirme yol değil
Avrupa Komisyonu, yeni önerilerin tam üyeliğin yerine geçmeyeceğini ve kestirme bir yol sunmadığını özellikle vurguluyor. Katılımın liyakate dayalı, şartlı ve geri alınabilir olmaya devam edeceğinin altı ısrarla çiziliyor. Kademeli entegrasyon için aday ülkenin katılım hazırlıklarında ilerleme kaydetmesi, ilgili politika alanındaki hazırlık durumunun yeterli olması ve Birlik ile stratejik uyum sağlanmış olması zorunlu koşullar arasında sayılıyor.
AB, aday ülkelere geniş ekonomik entegrasyon imkânı sunarken bu ülkelerin özellikle stratejik çıkar alanlarında giderek artan biçimde AB üyeleri gibi davranmalarını bekliyor. Stratejik uyum, dış politika başta olmak üzere birçok alanda aranıyor.
Komisyon'un genişlemeden sorumlu üyesi Marta Kos, kademeli entegrasyon yaklaşımını bir otomobile benzeterek durumu şöyle özetledi: "Kademeli entegrasyon otomobilin ilerlemesi halinde anlamlı. İlerlemenin benzini de reformlar. Otomobil ilerlemiyor hatta geri gidiyorsa kademeli entegrasyonun anlamı yok."
Üye ülkeler için oylama değişikliği
Yeni paket yalnızca aday ülkeleri değil, mevcut AB üyelerini de doğrudan ilgilendiriyor. Komisyon, genişleme kararlarında şu an için geçerli olan oybirliği ilkesi yerine nitelikli çoğunluk uygulamasının yaygınlaştırılmasını öneriyor. Genişleme bağlantılı ve katılımla ilgili ara kararlar için bu yöntemin benimsenmesi talep ediliyor; bu yaklaşım kabul görürse aday ülkelerin müzakere başlıkları açması da söz konusu yöntemle oylanabilecek unsurlar arasında yer alacak.
Komisyon ayrıca katılım müzakereleri sırasında üstlenilen taahhütlerin üyelik sonrasında da yerine getirilmesini güvence altına almak için gelecekteki katılım antlaşmalarına çeşitli koruma önlemleri eklenmesini öneriyor. Daha güçlü sektörel koruma mekanizmaları, yeni bir kurumsal koruma hükmü ve ciddi ihlal durumunda AB Konseyi'nde oy hakkının askıya alınması bu önlemler arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra ikili sorunların genişleme kararlarını engelleyecek biçimde kullanılmaması da yeni yaklaşımın unsurları arasında sayılıyor.
Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen'den jeopolitik vurgu
Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen, genişlemenin jeopolitik bir zorunluluk olduğunu söyledi. "Bugün, daha büyük bir Birliğin aynı zamanda daha güçlü bir birlik olmasını sağlamak için zemin hazırlıyoruz: daha dayanıklı, daha etkili ve bizi tanımlayan değerlere ve kurallara sıkı sıkıya bağlı bir birlik" diyen von der Leyen, genişleme sürecindeki ülkeler reform yolunda ilerledikçe AB'nin de onları kucaklamaya hazır olması gerektiğini vurguladı.
Komisyon'un açıkladığı pakette, geçmişten çıkarılan derslerin belirleyici rol oynadığı da ifade ediliyor. Aday ülkelerin "Truva atı" pozisyonuna girmelerinin engellenmesi Komisyon'un öncelikleri arasında yer alıyor; bu doğrultuda eski genişleme süreçlerinde yaşanan bazı sorunların tekrar etmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor.
Türkiye için yol haritası yok, belirsizlik sürüyor
Yeni yaklaşım tüm aday ülkeler için geçerli olmakla birlikte pratik sonuçlar, katılım hazırlıklarında ileri düzeyde olan ülkeler için çok daha somut olacak. Avrupa Komisyonu, ilk etapta Karadağ, Arnavutluk, Moldova ve Ukrayna için yol haritası yayımlamayı hedefliyor. Bu yol haritaları 28 Ekim'de açıklanacak genişleme raporlarıyla birlikte duyurulacak. AB liderlerinin de 15-16 Ekim'de Brüksel'de yapılacak zirvede genişleme ve öngörülen reformlar konusunda stratejik bir tartışma yapması planlanıyor.
Türkiye, hazırlık seviyesi henüz istenen aşamada olmayan aday ülkeler arasında değerlendiriliyor ve bu nedenle yol haritası yayımlanması düşünülmüyor. AB ile 21 yıldır katılım müzakeresi yürüten Türkiye'de son 10 yıldır herhangi bir somut ilerleme kaydedilmedi. İnsan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarındaki olumsuz gelişmelerin de aralarında bulunduğu çeşitli nedenlerle müzakere süreci pratikte donmuş durumda. Türkiye'nin adaylık statüsü resmi olarak geçerliliğini korusa da AB-Türkiye ilişkilerindeki mevcut tablo, yeni yaklaşımın Türkiye açısından kısa vadede somut sonuç üretip üretmeyeceğini belirsiz kılıyor.
Öte yandan Komisyon'un stratejik uyumu yeni yaklaşımın odağına yerleştirmesi Türkiye açısından işleri daha da karmaşık hale getirebilir. Türkiye'nin özellikle dış politika alanında AB ile uyum seviyesi son yıllarda belirgin biçimde geriledi. Avrupa Komisyonu'nun geçen yılki Türkiye Raporu'na göre bu uyum seviyesi yüzde 4 olarak ölçüldü. Paketin nasıl yorumlanacağına bağlı olarak gümrük birliği güncellemesi de dahil olmak üzere bazı konularda olumsuz etki yaratma potansiyeli bulunuyor. AB en son, katılım müzakerelerine Türkiye ile birlikte başlayan Hırvatistan'ın birliğe katılmasıyla 2013'te genişlemişti.
Sıkça Sorulan Sorular
Avrupa Komisyonu'nun yeni genişleme paketinin odağında ne var?
Paketin odağında aday ülkelerin AB'ye kademeli sektörel entegrasyonu yer alıyor. Komisyon, bu sürecin daha tutarlı, yapılandırılmış ve öngörülebilir hale getirilmesini hedefliyor; aynı zamanda üye ülkeleri de genişlemeye hazırlamayı amaçlıyor.
Kademeli entegrasyonun beş aşaması nelerdir?
Komisyon'un belirlediği beş aşama şunlardır: AB'nin iç programlarına daha fazla erişim; AB ajanslarından daha fazla destek ve bu ajanslara daha fazla erişim; Tek Pazar kurallarının ve ad hoc önlemlerin uygulanması; ulaştırma, enerji ve dijital ağlar gibi alanlarda bağlantısallığın geliştirilmesi; uzman grup ve komitelere erişim.
Yeni yaklaşım tam üyeliğin yerini alıyor mu?
Hayır. Avrupa Komisyonu, yeni önerilerin tam üyeliğin yerini almayacağını ve üyelik için kestirme bir yol sunmadığını açıkça vurguluyor. Katılımın liyakate dayalı, şartlı ve geri alınabilir olmaya devam edeceği belirtiliyor.
Türkiye için yol haritası yayımlanacak mı?
Hayır. Avrupa Komisyonu, ilk etapta Karadağ, Arnavutluk, Moldova ve Ukrayna için yol haritası yayımlamayı hedefliyor. Hazırlık seviyesi henüz istenen aşamada olmayan Türkiye için bu tür bir belge yayımlanması düşünülmüyor.
Türkiye'nin AB ile stratejik uyum düzeyi ne durumda?
Avrupa Komisyonu'nun geçen yılki Türkiye Raporu'na göre Türkiye'nin AB ile uyum seviyesi yüzde 4 olarak ölçüldü. Özellikle dış politika alanında bu uyum son yıllarda belirgin biçimde geriledi; bu durum, stratejik uyumu ön plana çıkaran yeni yaklaşım çerçevesinde Türkiye'nin konumunu daha da zorlaştırıyor.