
Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e düzenlediği ve büyük çoğunluğu İsrail vatandaşı yaklaşık 1.200 kişinin hayatını kaybettiği saldırıların üzerinden üç yıl geçti. Bu üç yıl, yalnızca Ortadoğu'da yeni bir şiddet sarmalının değil, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerde de derin bir kırılmanın başlangıcı oldu. İsrail'in 7 Ekim sonrası Gazze'de başlattığı askeri operasyonlarda 73 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti; operasyonlar 2025 ve 2026'da İran, Suriye ve Lübnan'ı da kapsayacak biçimde genişledi.
Ankara'dan Tel Aviv'e Sert Mesajlar
Türkiye, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına en sert tepkiyi veren ülkeler arasında yer aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sivil kayıpların artmasını ve Gazze'de temel gereksinimlerin karşılanamaz hale gelmesini sert bir dille eleştirdi. Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve yönetimini açıkça "soykırım" yapmakla suçladı.
İsrail hükümeti ve yetkilileri bu suçlamaları kesinlikle reddetti; resmi açıklamalarda İsrail'in Hamas'ın saldırılarının ardından "meşru müdafaa hakkını kullandığı" vurgulandı ve Erdoğan'ın açıklamaları sert ifadelerle karşılık buldu. Erdoğan'ın geçen ay BM Genel Kurulu'ndaki konuşmasında Gazze'yi "çağımızın en insanlık dışı, en utanç verici temerküz kampı" olarak nitelendirmesi üzerine Netanyahu aynı kürsüden Erdoğan'ı "tiran" olmakla ve Yahudi karşıtlığı yapmakla suçladı.
Türkiye bu süreçte eleştirilerini yalnızca söylem düzeyinde bırakmadı. Ankara, Güney Afrika'nın 2023 sonunda Uluslararası Adalet Divanı'nda İsrail'e karşı açtığı "soykırım" davasına ertesi yıl müdahil oldu. Türkiye böylece konunun İsrail üzerinde daha fazla siyasi ve diplomatik baskıya dönüşmesini hedefledi.
İsrail Gözünde Türkiye: "Yeni İran"
Başbakan Netanyahu ve Savunma Bakanı Israel Katz başta olmak üzere İsrailli üst düzey isimler, Türkiye'nin askeri gücü ve savunma sanayisindeki atılımlarının İsrail açısından "önemli bir tehdit" haline geldiğini açıkça dile getirmeye başladı. İsrail basınında ise Türkiye'yi tehdit bağlamında "yeni İran" olarak tanımlayan yorumlar giderek daha fazla yer bulmaya başladı.
Ankara bu tutumu farklı bir perspektiften okuyor: İsrail'de 27 Ekim'de yapılacak genel seçim öncesinde Türkiye düşmanlığının siyasi bir "can simidi" olarak kullanıldığı görüşünde. İsrail'in Türkiye'yi tehdit olarak konumlandırmasının somut bir yansıması da ABD'nin Ankara'ya, başta F-35 savaş uçakları olmak üzere silah satışını engelleme girişimi oldu. Netanyahu'nun bu talebi doğrudan ABD Başkanı Trump'a ilettiği ancak olumlu yanıt alamadığı bildiriliyor. İsrail'in ve Yahudi lobisinin bu yöndeki baskıyı hem Trump yönetimi hem de ABD Kongresi nezdinde sürdürdüğü de biliniyor.
Suriye: Gerilimin Somutlaştığı Saha
İki ülke arasındaki rekabetin en somut biçimde yaşandığı yer Suriye oldu. 2011'de başlayan iç savaşın 8 Aralık 2024'te Beşar Esad yönetiminin devrilmesiyle sona ermesi, bölgede yeni bir denge arayışını beraberinde getirdi. Türkiye'nin Suriye'de geçici Ahmed Şara yönetimiyle kurduğu yakın ve etkin işbirliği, Ankara'nın komşu ülkedeki ağırlığını giderek artırırken İsrail bu gelişmeyi güvenliği açısından ciddi bir tehdit olarak değerlendirdi.
Türkiye, Ağustos 2025'te Suriye ile imzaladığı Askeri İşbirliği ve Danışmanlık Anlaşması çerçevesinde Şam yönetiminin askeri kapasitesinin güçlendirilmesini ve gerekli donanımın sağlanmasını taahhüt etti. Ahmed Şara, BM Genel Kurulu için gittiği New York'ta Suriye'deki Türk askerlerinin hukuki statüsünün netleştirilmesi için Ankara ile görüşmelerin sürdüğünü açıkladı. Bu müzakereler kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Suriye'de üsler kurabileceği iddiası da sık sık gündeme geldi.
İsrail ise bu süreci yakından izleyerek Nisan 2025'te Suriye'nin güneyindeki Palmira yakınlarındaki T4 üssünü, Ağustos 2026'da ise Türkiye topraklarına yakın konumdaki Ebu Zuhur Hava Üssü'nü hedef aldı. İsrail'in bu adımı, TSK'nın Ebu Zuhur'a hava savunma sistemleri konuşlandırarak Suriye hava sahasını İsrail'e kapatma olasılığına karşı attığı bildirildi. Türkiye ve Suriye ise "üs" iddialarını yalanladı. Gerilimin tırmanmaması için ABD, her iki tarafla da temaslara geçti.
Hamas Bağlantısı ve Gazze Barış Süreci
Bu dönemin dikkat çekici gelişmelerinden biri, Türkiye ile Hamas arasındaki temasların hem yoğunlaşması hem de kamuoyunun daha geniş bilgisi dahilinde yürütülmesi oldu. Hamas yöneticileri, 7 Ekim sonrasında Türkiye'yi sık sık ziyaret etti; MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüşmeler gerçekleştirdi. Erdoğan'ın Hamas'ı "ülkelerini savunan mücahitler" olarak nitelendirmesi ve İsrail saldırılarında hayatını kaybedenleri "şehit" olarak anması İsrail'de sert tepkilere yol açtı.
Öte yandan Hamas ile kurulan bu ilişki ağı, Türkiye'ye Gazze Barış Planı sürecinde kritik bir rol kazandırdı. ABD Başkanı Donald Trump'ın girişimiyle 2025'te hayata geçirilen 20 maddelik Gazze Barış Planı'nda Türkiye, Katar, Mısır ve ABD ile birlikte dört garantörden biri oldu. Ancak İsrail, Türkiye'nin anlaşma kapsamında oluşturulacak barış gücü başta olmak üzere önemli mekanizmalara dahil edilmesini istemediğini ABD'ye açıkça iletti.
Yeni İttifaklar, Yeni Dengeler
7 Ekim süreci her iki ülkeyi de yeni ortaklıklar kurmaya yöneltti. İsrail, Türkiye ile ilişkileri gergin olan Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti ile son on yılda enerji alanında geliştirdiği işbirliğini askeri boyuta taşıdı. Üç ülke 2026 başında imzaladıkları Ortak Eylem Planı ile askeri tatbikatlar, ortak faaliyetler ve ani müdahale gücü benzeri bir yapı oluşturmayı gündemine aldı. Yunanistan'ın İsrail ile imzaladığı yaklaşık 3,5 milyar dolarlık Aşil Kalkanı sistemi bu sürecin en çarpıcı gelişmelerinden biri olurken Kıbrıs Cumhuriyeti de İsrail'den füze ve deniz kuvvetlerini güçlendirecek yeni askeri malzemeler satın aldı. İsrail bu adımlarla ilgi alanını Doğu Akdeniz'in tamamına yayarken Yunanistan ve Kıbrıs da AB dışında bölgesel bir müttefik edinmiş oldu.
Türkiye'nin bu süreçteki en önemli hamlesi ise 7 Ağustos'ta Pakistan ve Suudi Arabistan'la imzaladığı Ortak Savunma Anlaşması oldu. Mekke İttifakı olarak da anılan bu yapının hiçbir ülkeye karşı olmadığı, kolektif caydırıcılık aracılığıyla bölgesel istikrar ve barışı hedeflediği mesajı verildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ittifakın Türkiye'nin son dönemde benimsediği bölgesel sahiplenme anlayışının bir ürünü olduğunu vurgularken oluşumun diğer ülkelere de açık olduğuna dikkat çekti.
Sıkça Sorulan Sorular
7 Ekim saldırıları Türkiye-İsrail ilişkilerini nasıl etkiledi?
Hamas'ın 7 Ekim 2023 saldırılarının ardından İsrail'in Gazze'de başlattığı askeri operasyonlar, Türkiye-İsrail ilişkilerinde derin bir kırılmaya neden oldu. Türkiye en sert tepkiyi veren ülkeler arasında yer alırken Erdoğan Netanyahu yönetimini "soykırım" yapmakla suçladı; iki ülke arasındaki gerilim diplomatik, askeri ve bölgesel rekabet boyutlarına taşındı.
Türkiye Uluslararası Adalet Divanı'ndaki davaya nasıl dahil oldu?
Türkiye, Güney Afrika'nın 2023 sonunda Uluslararası Adalet Divanı'nda İsrail'e karşı açtığı "soykırım" davasına ertesi yıl müdahil oldu. Ankara bu adımla İsrail üzerindeki siyasi ve diplomatik baskının artırılmasını hedefledi.
Suriye, Türkiye-İsrail geriliminde neden belirleyici bir rol oynadı?
Esad yönetiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinin ardından Türkiye, Suriye'deki geçici yönetimle yakın bir işbirliği kurdu ve Ağustos 2025'te Askeri İşbirliği ve Danışmanlık Anlaşması imzaladı. İsrail bu gelişmeyi güvenlik tehdidi olarak değerlendirerek Nisan 2025'te T4 üssünü, Ağustos 2026'da ise Ebu Zuhur Hava Üssü'nü hedef aldı.
Türkiye Gazze Barış Planı'nda ne rol üstlendi?
ABD Başkanı Trump'ın girişimiyle 2025'te hayata geçirilen 20 maddelik Gazze Barış Planı'nda Türkiye, Katar, Mısır ve ABD ile birlikte dört garantörden biri oldu. Ancak İsrail, Türkiye'nin barış gücü başta olmak üzere önemli mekanizmalara katılmasını istemediğini ABD'ye bildirdi.
Mekke İttifakı nedir ve hangi ülkeleri kapsıyor?
Türkiye'nin 7 Ağustos'ta Pakistan ve Suudi Arabistan'la imzaladığı Ortak Savunma Anlaşması, Mekke İttifakı olarak anılmaktadır. Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Fidan, ittifakın hiçbir ülkeye karşı olmadığını, kolektif caydırıcılık yoluyla bölgesel istikrar ve barışı hedeflediğini ve diğer ülkelere de açık olduğunu vurguladı.