
İngiltere ile İsrail arasında geçen ay ticaret yaptırımlarıyla başlayan gerilim, iki ülke arasında doğrudan diplomatik bir krize dönüşme noktasına geldi. İsrail'in Doğu Kudüs'ün Şeyh Cerrah bölgesindeki İngiliz Başkonsolosluğu'nun kapatılması için tanıdığı 30 günlük süre 8 Ekim Perşembe günü sona eriyor. Londra yönetimi son ana kadar anlaşma arayışını sürdürürken, görüşmelerden henüz somut bir sonuç çıkmadı. İsrail kararından geri adım atmazsa İngiltere'nin İsrailli diplomatları ülkeden çıkarma seçeneğini masaya koyduğu belirtiliyor.
Krizin Fitilini Batı Şeria Yaptırımları Ateşledi
İki ülke arasındaki son gerilimin başlangıç noktası, İngiltere'nin 8 Eylül'de açıkladığı Batı Şeria politikasıdır. Londra, İsrail yerleşimlerinde üretilen malların ithalatını yasaklayacağını ve yerleşim faaliyetlerine destek sağlayan belirli kişi ile şirketlere yönelik yeni yaptırımlar hazırlayacağını duyurdu. İngiliz hükümeti bu kararın İsrail'in tamamına yönelik bir ticaret yaptırımı olmadığını, yalnızca Batı Şeria'daki yerleşimleri ve bunların genişlemesini hedeflediğini özellikle vurguladı.
İngiltere bu adımı atarken yalnız değildi. Kanada ve Fransa da aynı dönemde yerleşim ürünlerine yönelik önlemler açıkladı. Daha geniş bir grup Avrupa ülkesi ise ticari kısıtlamalara destek verdiğini ya da benzer önlemleri değerlendirdiğini duyurdu.
İsrail, İngiltere'nin bu kararına doğrudan diplomatik bir karşılık verdi. Dışişleri Bakanı Gideon Saar, İngiltere'nin açıklamasının hemen ardından Doğu Kudüs'teki İngiliz Başkonsolosluğu'nun kapatılacağını ilan etti. İsrail daha sonra İngiliz makamlarına 30 günlük süre tanıdı. Saar aynı zamanda İngiltere'nin yaptırım kararını sert biçimde eleştirmiş ve İngiliz İşçi Partisi hükümetini İsrail'in 27 Ekim'deki seçimlerine müdahale etmekle suçlamıştı.
Kapatma Kararı Yaklaşık 30 Diplomatı Etkiliyor
İsrail'in Başkonsolosluğu kapatma talebi, yaklaşık 30 İngiliz diplomat ile ailelerini doğrudan etkiliyor. Ancak krizin boyutu salt personel meselesinin çok ötesine geçiyor. İngiltere'nin Kudüs Başkonsolosluğu yalnızca rutin konsolosluk işlemleri yürüten bir birim değil; Londra'nın Kudüs, Batı Şeria ve Gazze'deki Filistinlilerle kurduğu siyasi, ekonomik ve güvenlik ilişkilerinin önemli merkezlerinden biri. İngiliz hükümetinin resmi kayıtlarında da Başkonsolosluğun bu üç bölgede İngiltere hükümetini temsil ettiği açıkça ifade ediliyor.
Konsolosluğun kapanması halinde Londra'nın Filistin Yönetimi ve bölgedeki diğer muhataplarıyla diplomatik temaslarını nasıl sürdüreceği de ayrı bir sorun olarak gündeme gelecek.
Son Dakika Diplomasisi Sonuç Vermedi
Londra, süre dolmadan önce İsrail'i kararından vazgeçirmek için üst düzey temaslara başvurdu. İngiltere Ulusal Güvenlik Danışmanı Jonathan Powell, geçen hafta kamuoyuna önceden duyurulmayan bir ziyaretle İsrail'e gitti. Powell'ın görüşmelerinde ele alınan başlıca konulardan biri, Doğu Kudüs'teki Başkonsolosluğun açık kalmasını sağlamaktı. Ancak bu temaslardan da somut bir anlaşma çıkmadı.
Taraflar arasındaki görüşmelerin sürdüğü belirtilse de 8 Ekim'e yalnızca bir gün kala İsrail'in kapatma kararını geri çektiğine dair herhangi bir açıklama yapılmadı. İngiliz yönetimi buna karşın son ana kadar uzlaşı sağlanabileceği görüşünü koruyor.
İngiltere Misillemede Kararlılık Sinyali Verdi
Krizin en çarpıcı boyutu, İngiltere'nin olası karşılığıdır. Londra yönetimi, İsrail'in konsolosluğu kapatma kararından vazgeçmemesi durumunda İsrailli diplomatları İngiltere'den sınır dışı etmeyi değerlendiriyor. Henüz kesinleşmiş bir karar bulunmuyor; ancak üzerinde çalışılan seçeneklerden biri, İsrail'in İngiliz diplomatik personeline yönelik adımına benzer ölçekte bir karşılık verilmesi.
Bu gelişme, 8 Ekim'i yalnızca Doğu Kudüs'teki konsolosluğun geleceğini değil, İsrail'in Londra'daki diplomatik temsilini de doğrudan etkileyebilecek kritik bir eşiğe dönüştürdü. Uzun süredir yakın ilişkiler içinde olan iki ülke arasında karşılıklı diplomat çıkarılması olağandışı bir adım olarak değerlendiriliyor. Böyle bir kararın alınması halinde kriz, ticari yaptırımların ötesine geçerek iki ülkenin diplomatik ilişkilerinin seviyesini doğrudan etkileyebilir.
İlişkilerdeki Derin Çatlak
Yaşanan kriz, İngiltere ile İsrail ilişkilerinde son aylarda derinleşen görüş ayrılığının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Londra, Gazze ve Batı Şeria'daki İsrail politikalarına yönelik eleştirilerini giderek artırırken İsrail yönetimi, İngiltere'nin attığı bazı adımların kabul edilemez olduğunu savunuyor. Gerilim artık yalnızca söylem düzeyinde kalmayıp somut diplomatik adımlara dönüşmüş durumda.
Son saatlerde uzlaşma sağlanamazsa, ticaret yaptırımıyla başlayan anlaşmazlık iki ülke arasında doğrudan bir diplomat krizine evrilebilir. Gözler şimdi 8 Ekim'e çevrilmiş durumda.
Sıkça Sorulan Sorular
İsrail, İngiltere'nin Doğu Kudüs'teki Başkonsolosluğu'nu kapatmasını neden istedi?
İsrail, İngiltere'nin 8 Eylül'de Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerinde üretilen mallara yönelik ithalat yasağı ve yaptırım kararını açıklamasının hemen ardından bu talebi gündeme getirdi. Dışişleri Bakanı Gideon Saar, İngiliz kararını sert biçimde eleştirmiş ve İngiliz İşçi Partisi hükümetini İsrail'in iç seçimlerine müdahale etmekle suçlamıştı.
Konsolosluğun kapatılması kimleri ve neyi etkiliyor?
Karar, yaklaşık 30 İngiliz diplomat ile ailelerini doğrudan etkiliyor. Bunun yanı sıra Başkonsolosluk, Kudüs, Batı Şeria ve Gazze'deki Filistinlilerle İngiltere'nin siyasi, ekonomik ve güvenlik ilişkilerinin önemli bir merkezi konumunda bulunuyor. İngiliz hükümetinin resmi kayıtlarına göre Başkonsolosluk bu üç bölgede İngiltere hükümetini temsil ediyor.
İngiltere krizi çözmek için ne gibi diplomatik adımlar attı?
İngiltere Ulusal Güvenlik Danışmanı Jonathan Powell, süre dolmadan önce kamuoyuna önceden açıklanmayan bir ziyaretle İsrail'e gitti. Powell'ın görüşmelerinde Başkonsolosluğun açık kalması meselesi önemli bir başlık olarak yer aldı. Ancak bu temaslardan anlaşma çıkmadı ve taraflar arasındaki görüşmeler 8 Ekim'e yakın hâlâ sürmekteydi.
İngiltere'nin olası misilleme adımı nedir?
Londra yönetimi, İsrail'in konsolosluğu kapatma kararından vazgeçmemesi halinde İsrailli diplomatları İngiltere'den sınır dışı etmeyi değerlendiriyor. Kesinleşmiş bir karar henüz bulunmuyor; ancak üzerinde çalışılan seçeneklerden biri, İsrail'in İngiliz diplomatik personeline yönelik adımına benzer ölçekte bir karşılık verilmesi.
Bu kriz nasıl başladı ve diğer ülkeler de benzer adımlar attı mı?
Kriz, İngiltere'nin 8 Eylül'de İsrail yerleşimlerinde üretilen mallara yönelik ithalat yasağı ve yaptırım planını açıklamasıyla başladı. Kanada ve Fransa da aynı dönemde yerleşim ürünlerine yönelik önlemler açıkladı; daha geniş bir grup Avrupa ülkesi ise ticari kısıtlamalara destek verdiğini ya da benzer önlemleri değerlendirdiğini duyurdu.