
Ankara'da YENİ Parti'nin çağrısı, siyasi partiler, meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerine tepki için eylem yapıldı. Yüzlerce yurttaşın katıldığı eylemde "Sansüre hayır" ve "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz" sloganları atıldı. YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, erişim engeline ilişkin düzenlemenin yürütmesinin durdurulması ve iptali için AYM'ye çağrıda bulunarak "Çünkü basın özgürlüğü yoksa, ifade özgürlüğü yoksa geriye hiçbir şey kalmaz. Türkiye'yi sansürle susturamazsınız" dedi. Hesabı engellenen kullanıcılar da sansür uygulamalarına son verilmesini istedi.
Günaydın: Yetki Siber Güvenlik Kurumu'na Aktarıldı
Eylemin sunumunu YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer yaptı. Kürsüye gelen YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, "Düzene itirazım var dediği için, muhalif olduğu için engellenmeye, susturulmaya çalışılan binlerce, on binlerce yürek burada" ifadelerini kullandı. Konvansiyonel medyaya uzun süredir "yandaşlaştırma operasyonu" yapıldığını, bu süreçte sosyal medyanın giderek etkinlik kazandığını söyleyen Günaydın, temmuz ayında yapılan düzenlemeyle erişim engelleri ve içerik çıkartılması konusundaki yetkinin Bilgi Teknolojileri Kurumu'ndan Siber Güvenlik Kurumu'na aktarıldığını ifade etti.
Siber Güvenlik Kurumu Başkanı'nın bir sitenin engellenmesi veya bir içeriğin çıkartılması kararını tek başına verebildiğini belirten Günaydın, bu kararın muhataplarına tebliğ edilmesinden itibaren 4 saat içerisinde gereğinin yapılmak zorunda olduğunu söyledi. Günaydın, düzenlemedeki mahkeme teminatına ilişkin "Mahkeme teminatı var işte. Neymiş o? 24 saat içerisinde sulh ceza hakimliğine gidecek, 48 saat içerisinde de sulh ceza hakimlikleri karar verecek. Bunun gerçek bir tarafsız, bağımsız mahkeme teminatı olmadığını hepimiz biliyoruz" dedi.
"Binlerce, on binlerce hesap engellendi" diyen Günaydın, düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi'ne taşıdıklarını belirterek AYM'ye seslendi: "Biz buradan Anayasa Mahkemesi'ne sesleniyoruz. Öncelikle burayı, bu konuyu ele al, yürürlüğünün durdurulmasına karar ver ve gecikmeksizin de iptal et. Çünkü basın özgürlüğü yoksa, ifade özgürlüğü yoksa geriye hiçbir şey kalmaz. Türkiye'yi sansürle susturamazsınız."
Gazeteciler ve Hukukçular: Sansüre Boyun Eğmeyeceğiz
Eylemde hesapları engellenen kullanıcılar, gazeteciler ve hukukçular söz aldı. İfade Özgürlüğü Derneği adına konuşan hukukçu Kerem Altıparmak, "AYM'de erişim engellemelerine ilişkin bine yakın başvurumuz var. Herkes Engelliweb'ten dolayı İfade Özgürlüğü Derneği'ni biliyor, çünkü erişim engellemelerini ve içerik çıkarmalarını raporluyoruz" dedi. Altıparmak, çok sayıda gazeteciyi ve vatandaşı erişim engelleri nedeniyle savunduklarını, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde de başvurularının bulunduğunu belirtti.
Gazeteciler Cemiyeti'nden, aynı zamanda hesabı da engellenen Özlem Akarsu Çelik, kamu yararına iş yaptıkları için seslerinin kısıldığını söyledi. Çelik, "Biz meslek örgütleri olarak sansüre hiçbir zaman boyun eğmedik, eğmeyeceğiz" dedi. Gazetecilerin hesaplarının kişisel hesap olarak düşünülmemesi gerektiğini belirten Çelik, "Biz toplumun hafızasıyız aynı zamanda. Hem bizim sesimizi duyurmamızı engelliyorlar hem de yan yana gelmemizi engelliyorlar. O yüzden burada bir arada olmamız çok kıymetli" ifadelerini kullandı.
Türkiye Gazeteciler Sendikası Ankara Şube Başkanı Sinan Tartanoğlu da sosyal medya hesaplarının engellenmesiyle "bir bilginin gizlenmesi ve insanların sorgulama yeteneklerinin köreltilmesi"nin amaçlandığını söyledi. Gazetecilerin haber yaparken ve sosyal medya paylaşımı gerçekleştirirken insanlara zarar vermek istemediğini belirten Tartanoğlu, "Halkın çıkarına neler olduğunu sorguluyoruz. Sadece haber paylaşmak istiyoruz ve bu haberlerle insanların bir yerlere soru işareti koymasını sağlamaya çalışıyoruz" diye konuştu. Özgürce soru sorabilmek, sorunun doğru cevabını alabilmek ve bu cevabı halka aktarmak istediklerini ifade eden Tartanoğlu, mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi. Gazetecilere yönelik soruşturma ve davalara da değinen Tartanoğlu, gazeteci Derya Okatan'ın Ankara'da evinden gözaltına alındığını ve İstanbul'a götürüldüğünü belirtti. Tartanoğlu, Okatan için Adalet Bakanlığı önünde yapılacak eyleme ilişkin, "Gazetecilik suç değildir diyeceğiz. Sosyal medyada da suç değildir, haberini yaparken de televizyonda da eleştirirken de suç değildir çünkü biz bu işi hem kendimiz hem toplum için yapıyoruz" dedi.
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği'nden Selman Güleryüz de Mezopotamya Ajansı'nın Ankara temsilcisi olduğunu ve 44 defa engellendiğini belirterek, erişim engellerinin toplumun haber alma hakkına yönelik temel bir engel olduğunu söyledi.
KAOS GL, Akademisyen ve Psikologlar Engellenme Gerekçelerini Anlattı
KAOS GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar, web sitelerinin üç kez, sosyal medya hesaplarının ise çok sayıda kez engellendiğini belirterek, "LGBT propagandası yapıyorsunuz" gerekçesiyle erişim engeli getirildiğini söyledi. Tar, "Şunu en başta söyleyeyim, hiç kimseyi LGBTİ+ yapmaya çalışmıyoruz, zaten bu mümkün değil. Zaten biz doğduğumuz gibi, olduğumuz gibi insan onuruna yaraşır bir hayat için mücadele ediyoruz" dedi. Derneklerinin yönetim kurulu üyelerinin Sincan Cezaevi'nde tutulduğunu da belirten Tar, LGBTİ+'ların haklarının savunulmaması halinde benzer sorunların toplumun tamamını etkileyebileceğini ifade etti. Gazetecilik faaliyetlerine de değinen Tar, "Hande Buse Şeker diye bir trans kadın vardı, benim de arkadaşımdı. Onun ölüm haberini yapmak zorunda kaldım. Bir polis memuru tarafından öldürüldü, ardından tecavüz etti, sonra tekrar kurşunladı. Biz bunu yazdığımız için engellendik" dedi. "Biz öldürülmemek istiyoruz" diyen Tar, LGBTİ+'ların simgesi olan gökkuşağı bayrağını açarak "Kimseye bu renklerden zarar gelmez" ifadelerini kullandı. İnsan hakları mücadelesi verenlerin LGBTİ+'ların öldürülmemesi için mücadele ettiğini belirterek toplumun farklı kesimlerinin bu mücadeleye ortak olması çağrısında bulundu.
Hesabı engellenen Prof. Barış Övgün, "Ben de binlerce mağdurdan biriyim. Ama neden engellendiğimi bilmiyorum. Mahkeme kararına ulaşamadım. Eğer bir ülkede çiçekler açsın istiyorsanız bu yaptığınız yapay zeka videolarıyla olmaz. Bu düşünce ve ifade özgürlüğünü, kamudaki herkesin, gazetecinin akademisyenin siyasetçinin konuşabildiği bir ortamı yaratmak ile olur. Maalesef o ortamdan çok uzağız. Maalesef bu ortam gitgide artacak. Buna karşı burada olan herkese destek veren herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum" dedi.
Hesabı engellenen psikolog Kıvılcım Kuran, bireyin ve toplumun ruh sağlığı ile iyi olma hali üzerine yazdığını söyledi. Kuran, "İnsanların kendini güvende hissetmesini, iyi hissetmesini istiyorum, toplumun da kendini iyi hissetmesini istiyorum ama görüyorum ki insanlar kendini iyi hissetmiyor. Ben de iyi hissetmiyorum, ben de kendimi güvende hissetmiyorum" dedi. Eyleme katılacağı için yakınlarının kendisi adına endişelendiğini anlatan Kuran, "Yakınlarım benim için endişelendi, 'Oraya gitme, başına iş açarsın, seninle uğraşırlar' dediler. Yakınlarımın haksız çıkması için, bugün bunun değişmesi için buradayım" diye konuştu. Hesabının "müstehcenlik" gerekçesiyle engellendiğini belirten Kuran, "LGBTİ+'ların da aileleri var diye yazdım sadece" dedi. Kartalkaya'da yaşamını yitirenlere ilişkin yaptığı paylaşımlara da değinen Kuran, Kıvanç ve Burcu Güngör ile 14 ve 5 yaşındaki çocuklarının hayatını kaybettiğini belirterek, Soma'dan Kartalkaya'ya kadar yaşanan acılar, denetlenmeyen oteller ve cezasızlık hakkında yazdığını söyledi. Fon krizine ilişkin de yazdığını belirten Kuran, "Bu fon krizi bir toplumsal çöküştür dedim. Siyasiler, bürokratlar ifadeye dahi çağrılmıyor. Ben güvende hissetmiyorum kendimi dedim. Bir vatandaş olarak benim başıma ne geleceğinden emin değilim dedim" ifadelerini kullandı. Hesabının bu nedenlerle engellendiğini düşündüğünü belirten Kuran, "Konuşamıyorsunuz, anlatamıyorsunuz, duyulmuyorsunuz. Sanki devlet bize diyor ki makbul vatandaş değilsen sus. Bu böyle olmaz. Bu toplumsal sağlık için iyi değil" dedi ve mevzuatın yürütmesinin durdurulmasını istedi.
Kadın, Sağlık ve Emek Örgütlerinden Tepki
Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) adına konuşan Nezahat Demiray, kadın örgütleri, gazeteciler, hak savunucuları ve Türkiye'deki büyük haber platformlarından birinin sayfasının kapatılmasına dikkat çekti. Demiray, "Bu sadece bir sosyal medya hesabının kapatılması değil çünkü bir sesimizle bütün kadınlar için yükseltiyoruz" dedi. Nafaka hakkı elinden alınan kadınlardan, yaşam hakları elinden alınan kadınlara, mezarlarda öldürülen çocuk işçilere ve Kaz Dağları'nda çevreyi, suyu savunan hak savunucularına kadar farklı kesimlerin sesinin kesilmesine karşı çıktıklarını söyledi. Bütün bunların "demokratik bir gerilemeye" işaret ettiğini belirten Demiray, "Erişim engeli sansür demektir. Bu yapısal bir ihlal demektir ve demokrasi için çok ağır bir hasardır" dedi ve erişim engellerinin derhal son bulması gerektiğini belirterek "Sosyal medya hesaplarımıza, hayallerimize ve hayatlarımıza sahip çıkıyoruz" ifadelerini kullandı.
Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkanı Selçuk Candansayar, TPD'nin binlerce psikiyatristin üye olduğu bir dernek olduğunu belirterek, insanların cinselliklerinin onların hakları, özel hayatlarının ve kimliklerinin bir parçası ve onuru olduğunu söyledi. "Bizi de 'müstehcenlik' nedeniyle erişime engellediler" diyen Candansayar, "İnsanların cinselliklerinin onların hakları olduğunu, onların özel hayatlarının olduğunu, onların kimliklerinin bir parçası ve onuru olduğunu söylüyoruz. Bizi de 'müstehcenlik' nedeniyle erişime engellediler. Düşünün ruh sağlığı ya da cinselliğin kendisinin müstehcen bulunduğu bir toplumda yaşamak isteyip istemediğimiz sorusunu kendimize sormamız gerek. Bizi müstehcen bulmalarının en önemli nedenleri müstehcenlikten bahsetmemiz ve LGBTİ+ bireylerin hasta insanlar olmadıklarını, herkes gibi insan olduklarını söylüyoruz. Burada bir kez daha yineleyelim; insanların cinsel kimliği tedaviyle, baskıyla, özendirmeyle, Netflix'te film seyretmekle değişmez, değiştirilemez. Türkiye'de çok geniş kesimler ayrımcılığa uğruyorlar nefret suçuna maruz kalıyorlar damgalanıyorlar ve giderek onların ruh sağlığı hizmeti almaları da engellenmeye çalıştırılıyor. Biz bugün bu yüzden buradayız" dedi.
Türk Tabipleri Birliği Genel Sekreteri Ali Karakoç, evrensel insan haklarını savunduklarını belirterek, "Basın emekçilerinin bireyleri bilgilendirmek için yaptığı her haberin kamusal bir faaliyet olduğunu düşünüyoruz. Toplum yararı olduğunu düşünüyoruz" dedi ve kamu yararına olan kamusal her faaliyetin yanında olacaklarını bildirdi. KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, "Sorgulama şansımız ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Çünkü sözün örgütlenmesi toplumun örgütlenmesi anlamına gelecek" dedi ve insanların ekonomik durumlarının ve çalışma koşullarının da görünür olmasının engellenmeye çalışıldığını söyledi. Tüm Emeklilerin Sendikası adına konuşan Halil Yıldızhan, birkaç gün önce bir kişinin yaşamına son verdiğini belirterek, "Hiçbir emeklinin, hiçbir arkadaşımızın çaresizce canına kıymasını asla kabul etmiyorum" dedi ve demokratik Türkiye, insanca yaşam ve emeklilerin ekonomik ve demokratik hakları için mücadele eden sendikaları alanlara çağırdı. Bilgisayar Mühendisleri Odası Başkanı Hülya Küçükaras, Wikipedia'nın yıllarca yasaklandığını ve deprem sırasında bant daraltıldığını belirterek, "Biz bu ülkenin yönetiminden, Wikipedia'yı yıllarca yasaklamış olan, bir deprem anında bant daraltmış olan bu yönetimin yargısından hiçbir şey beklemiyoruz" dedi ve "Biliyoruz ki bu sansür, bu karartma artarak sürecek" ifadelerini kullandı. Küçükaras, "Bu bir Cumhuriyet konusudur yaşadığımız. Çünkü cumhuriyetin özü halk egemenliğidir. Halk egemenliği de halkın düşüncesini özgürce ifade edebilmesinden, örgütlenebilmesinden, bilgiye erişebilmesinden geçer" diye konuştu.
Siyasi Partilerden AYM'ye Çağrı ve Utanç Duvarı
Utku Çakırözer, Ali İsmail Korkmaz Vakfı'nın hesabının da erişiminin engellendiğini belirterek, vakıftan Gürkan Korkmaz'ın mesajını okudu. Mesajda, "Sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerinin kriminalize edilmesinin ve hak savunucularının baskı altına alınmasını kabul etmiyoruz. Sivil toplumun dijital mecralardaki görünümünün engellenmesi yalnızca kurumların iletişim kanallarını sınırlamamakta aynı zamanda ifade özgürlüğünü ve toplumun bilgiye erişim hakkını da doğrudan engellemektedir. ALİKEV olarak gençler başta olmak üzere herkes için özgür ve eşit yaşam alanlarını desteklemeye devam edeceğiz. LGBTİ+'ların ifade ve örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alındığı, sivil toplum örgütlerinin haklarının güvence altına alındığı toplum, herkesin hakkıdır" denildi.
Sol Parti Sözcüsü İlknur Başer, iktidarın bütün baskıları kamu yararını gözeterek yaptığını ifade ettiğini söyleyerek, "Asıl kamu zararı olan, halkın kararına politikalar üreten bir iktidar, bir rejim kamu yararı adı altında istediği her şeyi yapabiliyor" dedi ve arazilere ve halkın malına mülküne el konulduğunu, haber kanallarına engel getirildiğini söyledi. DEVA Partisi Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, son yıllarda özellikle artan bir sansür dalgasıyla karşı karşıya olduklarını söyleyerek, "Sanmayın ki sadece gazeteciler susturuluyor, Meclis'te susturulmaya çalışılıyor" dedi ve dün Meclis'in kapatılarak milletvekillerinin araştırma önergesiyle ilgili konuşmasının engellendiğini belirterek, "Artık iş daha da büyüyüp Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde milletvekillerinin sesi dahi kıstırılmaya çalışılıyor" diye konuştu.
Saadet Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, farklı görüşlerden, fikirlerden ve kültürlerden insanların olabileceğini belirterek, "Bu ülke hepimizin" dedi ve erişim engeli getirilen hesaplar arasında çok sayıda Filistin gönüllüsü hesabın da bulunduğunu, "Körfez'deki gelişmeler ile ilgili yanıltıcı bilgi veren hesap" gerekçesiyle bazı hesapların kapatıldığını söyledi. DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, iktidarın en temel özelliğinin "tekçi" olmak olduğunu belirterek, "Her alanı tekleştirdiği gibi artık ülkeyi de tek bir sistem mahkum etmek istiyor" dedi ve kuvvetler ayrılığının yok sayıldığı yerde her türlü hak ihlalinin ortaya çıktığını söyleyerek, "Bugün geldiğimiz noktada, çağda en güçlü muhalefet tabii ki medya. Bunun sesini kısmaya uğraşıyorlar" ifadelerini kullandı. Temelli, AYM'nin iktidarın her dediğini tasdikleyen bir konuma geldiğini savunarak, "İfade özgürlüğüne de basın özgürlüğüne de tüm özgürlüğümüze de hep beraber sahip çıkacağız" dedi.
YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, AYM'nin önünde iki beklentileri olduğunu belirterek, daha önce Bilgi Teknolojileri Kurumu'na verilmiş olan erişim engelleme yetkisinin AYM'ye götürüldüğünü ve AYM'nin ilgili maddeyi iptal ettiğini söyledi. Yeni bir kanunla yetkinin Cumhurbaşkanlığı'na bağlı Siber Güvenlik Başkanlığı'na verildiğini belirten Emir, "Cumhurbaşkanının atadığı, başka istediğimiz sesini istediği anda kesecek noktayı istedi. Biz bunu kabul etmiyoruz, kabul etmeyeceğiz" dedi. AYM'nin önündeki dilekçenin sıradan bir dilekçe olmadığını, Türkiye'de kamu düzeni, anayasal düzen, siyasal rejim ve ifade hürriyetiyle doğrudan bağlantılı olduğunu söyleyen Emir, "Bu nedenle bu kararı bir anda vermeliler. Aylar sonra vereceklerse geçmiş olsun" dedi ve Anayasa'ya aykırı kanunların çıkarılmasının ardından AYM'ye başvurulduğunu, kararın gecikmesi halinde aradaki sürede yeni düzenlemeler yapılabileceğini savunarak AYM'ye karar verme çağrısında bulundu. Konuşmaların ardından AYM'nin önüne kurulan temsili bir "utanç duvarı"na hesabı engellenen kullanıcıların, gazetecilerin ve akademisyenlerin kullanıcı adları yazıldı.
Sıkça Sorulan Sorular
Eylem nerede ve kimlerin katılımıyla yapıldı?
Kaynağa göre eylem Ankara'da Anayasa Mahkemesi önünde yapıldı. YENİ Parti'nin çağrısıyla düzenlenen eyleme siyasi partiler, meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları ile yüzlerce yurttaş katıldı, sunumu YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer yaptı.
Erişim engeli yetkisi hangi kuruma aktarıldı ve süreç nasıl işliyor?
Kaynakta aktarıldığına göre temmuz ayında yapılan düzenlemeyle erişim engelleri ve içerik çıkartılması konusundaki yetki Bilgi Teknolojileri Kurumu'ndan Siber Güvenlik Kurumu'na aktarıldı. Siber Güvenlik Kurumu Başkanı kararını tek başına verebiliyor, karar tebliğden itibaren 4 saat içinde uygulanmak zorunda, 24 saat içinde sulh ceza hakimliğine gidiliyor ve 48 saat içinde hakimlik karar veriyor.
YENİ Parti'nin Anayasa Mahkemesi'ne çağrısı neydi?
YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ve Murat Emir, düzenlemenin Anayasa Mahkemesi'ne taşındığını belirterek, AYM'nin öncelikle yürütmenin durdurulmasına karar vermesini ve gecikmeksizin iptal etmesini istedi. Günaydın "Türkiye'yi sansürle susturamazsınız" ifadesini kullandı.
Hesapları engellenen hangi isim ve kurumlar eylemde konuştu?
Kaynakta İfade Özgürlüğü Derneği'nden Kerem Altıparmak, Gazeteciler Cemiyeti'nden Özlem Akarsu Çelik, TGS Ankara Şube Başkanı Sinan Tartanoğlu, KAOS GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği'nden Selman Güleryüz, Prof. Barış Övgün ve psikolog Kıvılcım Kuran'ın konuşmalarına yer verildi.
Eylem nasıl sona erdi?
Kaynağa göre konuşmaların ardından AYM'nin önüne kurulan temsili bir "utanç duvarı"na hesabı engellenen kullanıcıların, gazetecilerin ve akademisyenlerin kullanıcı adları yazıldı.