
Erken evrelerde çoğunlukla belirti vermeden ilerleyen böbrek kanseri, rutin kontroller ve görüntüleme yöntemleri sayesinde tesadüfen yakalanabiliyor. Prof. Dr. Selçuk Şahin, özellikle sigara, obezite ve hipertansiyonun böbrek kanseri açısından önemli risk faktörleri olduğuna dikkat çekerek, erken teşhis edilen küçük tümörlerde böbreğin tamamının alınması yerine yalnızca tümörlü dokunun çıkarılabildiğini belirtti.
Böbrek kanserinin "sessiz ilerleyen" veya "sinsi" bir hastalık olarak bilinmesinin temel nedeninin, erken evrelerde genellikle hiçbir şikayete yol açmaması olduğunu vurgulayan Şahin, erken tanının tedavi başarısındaki rolünün diğer kanserlerde olduğu gibi oldukça yüksek olduğunu ifade etti.
Böbrek Kanseri Neden Sinsi İlerliyor?
Prof. Dr. Selçuk Şahin, böbrek kanserinin erken evrelerde belirti vermemesini anatomik konumla açıkladı. Böbreklerin karın boşluğunun arka tarafında derinde yer almasının, büyüyen bir tümörün çevre dokulara baskı yapana veya idrar yollarına ulaşana kadar uzun süre fark edilmeden kalmasına neden olduğunu söyledi.
Bu anatomik özellik nedeniyle hastalık, uzun süre sessiz seyredebiliyor. Şahin, bu durumun böbrek kanserini erken dönemde fark edilmesi güç bir hastalık haline getirdiğini ve bu nedenle rutin kontrollerin önem kazandığını dile getirdi.
İlerleyen Hastalıkta Ortaya Çıkan Belirtiler Neler?
Prof. Dr. Şahin, hastalık ilerlediğinde ortaya çıkan ve ciddiye alınması gereken temel belirtileri üç başlıkta sıraladı. Bu belirtiler; idrarda kan görülmesi, bel ve yan ağrısı ile karında veya yan tarafında elle hissedilebilen kitle olarak açıklandı.
Diğer kanserlerde olduğu gibi erken tanının tedavi başarısına etkisinin oldukça yüksek olduğunu belirten Şahin, yukarıdaki belirtilerden biri veya birkaçının fark edilmesi halinde vakit kaybetmeden üroloji uzmanına başvurulması gerektiğini vurguladı.
Görülme Sıklığı Neden Artıyor?
Böbrek kanserinin görülme sıklığının son yıllarda dünya genelinde ve Türkiye'de belirgin bir şekilde arttığını söyleyen Prof. Şahin, hastalığın eskiden yaşlı kişilerin hastalığı olarak bilinirken günümüzde daha genç yaşlarda da sık görülmeye başlandığını aktardı.
Bu artışın iki nedeni olduğunu belirten Şahin, birinci nedenin gelişen görüntüleme teknikleri olduğunu ifade etti. Ultrason, tomografi ve MR sayesinde geçmişte fark edilemeyen küçük tümörlerin tesadüfen erken evrede yakalanmasının vaka sayılarındaki artışta etkili olduğunu söyledi.
İkinci neden olarak ise modern yaşamla birlikte değişen çevresel faktörler ve yaşam alışkanlıklarını gösterdi. Şahin, bu iki faktörün bir araya gelmesinin hem tanı konulan vaka sayısını artırdığını hem de hastalığın daha genç yaş gruplarında görülmesine yol açtığını dile getirdi.
Sigara, Obezite ve Hipertansiyonun Rolü Ne?
Prof. Dr. Şahin, "Böbrek kanseri vakalarının yüzde 50'sinden doğrudan sigara, obezite ve hipertansiyon üçlüsü sorumludur" dedi. Bu üç risk faktörünün böbrek kanseri gelişimindeki etkisini ayrı ayrı açıklayan Şahin, bilimsel çalışmalara dayanan oranları da paylaştı.
Sigara dumanındaki kanserojen maddelerin akciğerlerden emilerek kana karıştığını ve böbrekler tarafından süzüldüğünü belirten Şahin, bu durumun böbrek hücrelerinde doğrudan DNA hasarına ve tümör oluşumuna yol açtığını söyledi. Obezitenin ise insülin direncinin artmasına ve bazı hormon dengesizliklerine neden olduğunu, bu hormonal ve metabolik değişimlerin böbrek hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasını tetiklediğini ifade etti.
Yüksek tansiyonun etkisine ilişkin olarak da Şahin, böbreklerin süzme ünitelerinde nefronlarda kronik hasara, hücresel strese ve doku içi oksijensizliğe (hipoksi) yol açarak tümör oluşumuna neden olduğunun düşünüldüğünü aktardı.
Yapılan bilimsel çalışmalarda normal popülasyonla karşılaştırıldığında böbrek kanseri gelişme olasılığının sigara içenlerde 1,4-2 kat, obez bireylerde 2 ila 3 kat, hipertansiyon hastalarında 2 ila 3 kat daha fazla olduğunun saptandığını bildirdi.
Erken Teşhis ve Cerrahide Güncel Yaklaşım Nasıl?
Prof. Dr. Selçuk Şahin, eskiden böbrek kanseri tanısı konulan hastaların büyük bir kısmının şikayetleri nedeniyle başvurduğunu, günümüzde ise böbrek tümörlerinin çoğunlukla başka bir rahatsızlık nedeniyle veya check-up sırasında yapılan ultrason, tomografi veya MR gibi rutin görüntüleme işlemleri sırasında tesadüfen saptandığını söyledi.
Bu durumu "kötü tesadüf" olarak nitelendiren ve doğal olarak hastaların canını sıkabildiğini belirten Şahin, ancak erken tanının hayat kurtarıcı bir rol oynadığını vurguladı. Rutin kontrollerde yakalanan 1. evre lokalize böbrek kanserlerinde tedavi sonrası 5 yıllık sağ kalım oranının yüzde 90 ila yüzde 95 civarında olduğunu, metastaz yapmış Evre 4 böbrek kanserinde ise bu oranın yüzde 12 ile yüzde 32 arasında olduğunu açıkladı.
Erken teşhis edilen küçük tümörlerde böbreğin tamamının alınmasına gerek kalmadığını belirten Şahin, yalnızca tümörlü dokunun çıkarıldığı ve böbreğin sağlıklı kısmının korunduğu kapalı laparoskopik veya robotik ameliyatların uygulanabildiğini söyledi. Bu yaklaşımın hastanın ileride böbrek yetmezliği yaşama riskini azalttığını ifade eden Şahin, bu önemli avantajlar düşünüldüğünde özellikle risk faktörleri olan kişilerin check-up ve ultrason takibi yaptırmasını önerdi.
Böbrek kanseri tedavisinde robotik cerrahinin, böbreğin tümüyle alındığı ameliyatlarda ve özellikle parsiyel nefrektomi işlemlerinde tercih edildiğini söyleyen Şahin, parsiyel nefrektomiyi böbreğin sağlam dokusu korunarak sadece kanserli kitlenin çıkarılması işlemi olarak tanımladı.
Robotik cerrahinin avantajlarını da sıralayan Şahin, ameliyat sırasında kanamanın daha az olduğunu, büyük kesiler içermediği için ameliyat sonrası ağrının az olduğunu ve hastaların kısa sürede taburcu olduğunu belirtti. Ayrıca küçük deliklerden yapıldığı için büyük yara izi kalmadığını ve açık ameliyatlarda görülen fıtıklaşmanın görülmediğini sözlerine ekledi.
Sıkça Sorulan Sorular
Böbrek kanseri neden sinsi ilerleyen bir hastalık olarak tanımlanıyor?
Böbrek kanseri erken evrelerde genellikle hiçbir şikayete yol açmadığı ve belirti vermediği için sessiz ilerleyen veya sinsi bir hastalık olarak biliniyor. Prof. Dr. Selçuk Şahin, böbreklerin karın boşluğunun arka tarafında derinde yer alması nedeniyle büyüyen bir tümörün çevre dokulara baskı yapana veya idrar yollarına ulaşana kadar uzun süre fark edilmeden kalabildiğini belirtiyor.
Böbrek kanserinin ciddiye alınması gereken belirtileri nelerdir?
Prof. Dr. Şahin, hastalık ilerlediğinde ortaya çıkan temel belirtileri idrarda kan görülmesi, bel ve yan ağrısı ile karında veya yan tarafında elle hissedilebilen kitle olarak sıralıyor. Bu belirtilerden biri veya birkaçının fark edilmesi halinde vakit kaybetmeden üroloji uzmanına başvurulması gerektiğini vurguluyor.
Böbrek kanserinde en önemli risk faktörleri hangileridir?
Prof. Dr. Şahin, böbrek kanseri vakalarının yüzde 50'sinden doğrudan sigara, obezite ve hipertansiyon üçlüsünün sorumlu olduğunu belirtiyor. Bilimsel çalışmalara göre normal popülasyonla karşılaştırıldığında böbrek kanseri gelişme olasılığı sigara içenlerde 1,4-2 kat, obez bireylerde 2 ila 3 kat, hipertansiyon hastalarında 2 ila 3 kat daha fazla saptanmıştır.
Böbrek tümörleri günümüzde nasıl tespit ediliyor?
Eskiden hastaların büyük kısmı şikayetleri nedeniyle başvururken, günümüzde böbrek tümörleri çoğunlukla başka bir rahatsızlık nedeniyle veya check-up sırasında yapılan ultrason, tomografi veya MR gibi rutin görüntüleme işlemleri sırasında tesadüfen saptanıyor. Gelişen görüntüleme teknikleri sayesinde geçmişte fark edilemeyen küçük tümörler erken evrede yakalanabiliyor.
Erken teşhisin sağ kalım ve cerrahi tedaviye etkisi nedir?
Rutin kontrollerde yakalanan 1. evre lokalize böbrek kanserlerinde tedavi sonrası 5 yıllık sağ kalım oranı yüzde 90 ila yüzde 95 civarındayken, metastaz yapmış Evre 4 böbrek kanserinde bu oran yüzde 12 ile yüzde 32 arasındadır. Erken teşhis edilen küçük tümörlerde böbreğin tamamının alınmasına gerek kalmıyor; yalnızca tümörlü dokunun çıkarıldığı ve böbreğin sağlıklı kısmının korunduğu kapalı laparoskopik veya robotik parsiyel nefrektomi uygulanabiliyor.