
Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Önder Aksakal, Sonsöz Gazetesi'ne yaptığı özel açıklamalarda Türkiye'nin ekonomik ve siyasi gündemine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Gazeteci Sümer Taşkıran'ın haberine göre Aksakal, yeni yasama yılının başlamasıyla birlikte Meclis'in gündemindeki sorunlara dikkat çekerek fon krizi, enflasyon, adalet mekanizmasına duyulan güven, 'Terörsüz Türkiye' süreci ve dış politika konularındaki görüşlerini paylaştı.
Ekonomik Sorunların Ötesinde Bir Güven Krizi
Aksakal, Türkiye'nin sorunlarının yalnızca ekonomik başlıklarla açıklanamayacağını vurgulayarak sözlerine başladı. Enflasyonun yüzde 30'un altına inmiş görünmesine karşın bu düşüşün vatandaşın günlük yaşamına yeterince yansımadığını belirten DSP lideri, asıl tehlikenin başka bir alanda yattığını savundu.
Aksakal'a göre Türkiye geçmişte de ekonomik sıkıntılarla boğuşmuştu; ancak o dönemde vatandaşın devlet ve adalet mekanizmasına duyduğu güven bugünkünden çok daha güçlüydü. Bugün ise adaletin kişiye, siyasi yakınlığa ya da uzaklığa göre değiştiği yönünde toplumda ciddi bir algı oluştuğunu ileri süren Aksakal şu ifadeleri kullandı: "Biz parasız kalabiliriz, aç kalabiliriz. Ekonomik sorunları bir şekilde aşarız. Ama devlete güvenin zayıflaması çok daha büyük bir tehlikedir." Devletin öncelikle bu güven sorununu çözmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Fon Krizi: SPK'ya Güvenen Küçük Yatırımcı Mağdur Oldu
Aksakal, gündemdeki fon krizini de toplumdaki güven bunalımının somut bir yansıması olarak değerlendirdi. Küçük yatırımcıların, devletin oluşturduğu resmi mekanizma çerçevesinde ve Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) güvenerek yatırım yaptığını hatırlatan Aksakal, tam da bu noktada güvenin sarsılmasının özellikle ağır bir sonuç doğurduğunu söyledi.
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre küçük yatırımcıların zararlarının belirli bir limite kadar karşılanmasına yönelik bir hazırlık bulunduğunu aktaran Aksakal, bu adımın mağduriyetlerin giderilmesi açısından olumlu olduğunu, ancak tek başına yeterli olmayacağını vurguladı. "Vatandaşın birikimi var. Resmi bir sistem içerisinde, devletin ortaya koyduğu bir mekanizma içerisinde yatırımını yapıyor. Sermaye Piyasası Kurulu'na güveniyor. Sonra tam da bu noktada güven sarsılıyor" dedi.
'Bu İş Parayla Çözülemez': SPK Müdahale Etmeliydi
Devletin sermaye piyasalarını denetlemekle yükümlü olduğunu hatırlatan Aksakal, olağandışı hisse hareketlerinin zamanında fark edilmesi gerektiğini savundu. Krizde sorumluluğu bulunanların yalnızca maddi yaptırımlarla kurtulmasının kabul edilemez olduğunu belirten Aksakal, görev ihmali ya da usulsüzlük saptanması halinde ilgililerin görevden alınması ve cezalandırılması gerektiğini açıkça ifade etti.
"Bir hisse alışılmadık ya da uygun olmayan yöntemlerle birden artışa başladıysa Sermaye Piyasası Kurulu'nun 'Bir dakika, burada ne oluyor?' diye sorgulaması gerekiyor. Durdurması gerekiyor" diyen Aksakal, fon krizinin yalnızca siyasi bir operasyon ya da soygun olarak değerlendirilmesinin meseleyi daralttığını, olayın esas itibarıyla ekonomik ve parasal boyutuyla ele alınması gerektiğini de vurguladı.
Yüksek Bürokratlar da Soruşturma Kapsamına Alınmalı
Krizle ilgili kamuoyuna yansıyan iddiaların kapsamlı biçimde araştırılması çağrısında bulunan Aksakal, soruşturmanın yalnızca adı geçen siyasetçiler ya da yakınlarıyla sınırlı tutulmaması gerektiğini söyledi. "Bunun içinde sadece eski bakan, milletvekili ya da yüksek bürokratlar da var. Henüz isimleri açıklanmadı. Çok sayıda Yargıtay üyesinden, üst düzey bürokratlardan bahsediliyor" ifadelerini kullanan Aksakal, bu iddiaların somut biçimde araştırılmasını talep etti.
DSP Genel Başkanı, devletin bir yandan küçük yatırımcıların mağduriyetini gidermesi, öte yandan sorumlu görevliler hakkında gerekli işlemleri yapması gerektiğini belirtti. Güven boyutuna özellikle dikkat çeken Aksakal, "Küçük yatırımcıyı kurtarmak adına devlet bir tazminat mekanizması oluşturabilir. Ama milletin devlete olan güvenini nasıl telafi edeceksiniz? En ağır sorun budur" dedi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde nihai siyasi sorumluluğun Cumhurbaşkanına ait olduğunu belirterek Cumhurbaşkanının bu konuda doğrudan irade ortaya koyması gerektiğini de vurguladı.
'Terörsüz Türkiye' Sürecinde Silah Bırakma Adımı Atılmadı
Aksakal, fon krizinin yanı sıra "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin de sert değerlendirmelerde bulundu. Yaklaşık altı aylık çalışmanın ardından bir komisyon raporu hazırlandığını ve bu çerçevede bir yasa çıkarıldığını hatırlatan Aksakal, terör örgütünün silah bırakması konusunda henüz yeterli bir adım atılmadığını savundu.
DEM Parti'nin Meclis'teki açıklamalarına da değinen Aksakal, örgütün asıl beklentisinin "genel af" olduğunu ileri sürdü. "Bunlar bir genel af bekliyorlar. Genel af diyemiyorlar adına ama ben buradan DSP Genel Başkanı olarak açık açık söyleyeyim; bunların söyleyemedikleri beklentilerinin adı GENEL AFTIR" diye konuşan Aksakal, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve TBMM'nin olası bir genel af kararının siyasi sonuçları olacağını ve bunun karşılığını milletin sandıkta vereceğini söyledi.
Sıkça Sorulan Sorular
DSP Genel Başkanı Aksakal'a göre Türkiye'nin en büyük sorunu nedir?
Aksakal, Türkiye'nin en büyük sorununun ekonomik sıkıntılar değil, vatandaşın devlet ve adalet mekanizmalarına duyduğu güvenin zayıflaması olduğunu savundu. Adaletin kişiye ve siyasi yakınlığa göre değiştiği yönünde bir algının oluştuğunu ileri sürdü.
Aksakal, fon krizinde SPK'yı nasıl değerlendirdi?
Aksakal, Sermaye Piyasası Kurulu'nun olağandışı hisse hareketlerini zamanında tespit edip müdahale etmesi gerektiğini savundu. Bazı hisselerde alışılmadık yükselişler yaşanırken SPK'nın süreci sorgulaması ve durdurması gerektiğini belirtti.
Küçük yatırımcıların zararlarına ilişkin Aksakal ne dedi?
Aksakal, küçük yatırımcıların zararlarının belirli bir limite kadar karşılanmasına yönelik bir hazırlık bulunduğunun kamuoyuna yansıdığını hatırlatarak bunun olumlu olmakla birlikte tek başına yeterli olmayacağını söyledi. Asıl sorunun vatandaşın devlete olan güveninin sarsılması olduğunu vurguladı.
Aksakal, fon kriziyle ilgili kimlerin soruşturulmasını istedi?
Aksakal, soruşturmanın yalnızca adı geçen siyasetçiler veya yakınlarıyla sınırlı tutulmaması gerektiğini belirtti. Kamuoyuna yansıyan iddialara göre eski bakanlar, milletvekilleri, çok sayıda Yargıtay üyesi ve üst düzey bürokratların da kapsam içinde olduğunu ifade etti.
Aksakal, 'Terörsüz Türkiye' sürecinde genel af meselesine ilişkin ne söyledi?
Aksakal, DEM Parti'nin Meclis'teki açıklamalarına dayanarak örgütün asıl beklentisinin genel af olduğunu ileri sürdü. Olası bir genel af kararının siyasi sonuçları olacağını ve milletin bu kararın karşılığını sandıkta vereceğini söyledi.